
Star Trek 2009
·
Tozlu arşivlerden çıkarılan devasa bir efsaneyi, nostalji kokan pijamalarından arındırıp modern sinemanın tam ortasına fırlatmak her yiğidin harcı değildir. J.J. Abrams 2009 yılında Atılgan’ın (USS Enterprise) köprü üstüne geçtiğinde, karşısında sadece bilim kurgu tutkunları değil, ellerinde lazer silahlarıyla bekleyen acımasız bir Trekkie ordusu vardı.
Ancak ortaya çıkan yapım, bilim kurgu sinemasında adeta bir adrenalin patlaması yaratarak hem eski toprakları küstürmemeyi başardı hem de türe uzak olanları galaksinin derinliklerine sürükledi.
Kemerlerinizi sıkı bağlayın, çünkü bu incelemede sıradan bir uzay macerasından değil, efsanevi bir küllerinden doğuş hikayesinden bahsediyoruz.
Sinema salonundan çıktıktan sonra günlerce kafanızda Atılgan’ın warp motoru sesinin çınlamasına sebep olan bu yapım, ne izlemeli diye kara kara düşünenler için halen altın değerinde bir film tavsiyesi niteliğinde.
Star Trek 2009 izlemeden önce eski dizileri ve filmleri izlemek gerekiyor mu?
Star Trek (2009) filmini izlemek için serinin onlarca yıllık geçmişini, eski dizilerini veya filmlerini kesinlikle bilmeniz gerekmiyor. J.J. Abrams, senaryoya eklediği “Kelvin Zaman Çizgisi” kırılması sayesinde evreni sıfırlayarak yepyeni bir başlangıç kapısı açıyor.
Böylece hem seriye ilk kez adım atacak seyirciler karmaşık külliyata boğulmuyor hem de efsanevi karakterlerin gençlik yıllarına tanıklık etme fırsatı yakalıyor.
Google üzerinde en çok aratılan soru kalıplarından birine verdiğimiz bu net cevaptan sonra, gelelim işin sinefil boyutuna ve filmin mutfağına.
Kaptan Kirk ve Spock’ın Doğuşu: Kelvin Zaman Çizgisi Nedir ve Nasıl Doğdu?
Eski serilerin ağırlığını, felsefi diyaloglarını ve o dönemin düşük bütçeli görsel estetiğini unutun. Abrams’ın yeniden başlattığı evren, sinema tarihinin en zekice kurgulanmış “reboot” mekanizmalarından birine sahip.
Film, zaman yolculuğu temasını kullanarak ana evreni (Prime Timeline) bozmadan alternatif bir gerçeklik yaratıyor. Buna sinema literatüründe ve hayran evreninde Kelvin Zaman Çizgisi diyoruz.
USS Kelvin gemisinin acımasız Romulan gemisi Narada tarafından saldırıya uğradığı o unutulmaz açılış sahnesi, filmin ritmini daha ilk on dakikada zirveye tırmandırıyor. James T. Kirk’ün doğduğu gün babasını kaybetmesi, onun karakter gelişimini orijinal serideki Kirk’ten tamamen farklı bir kulvara sokuyor.
Karşımızda daha kural tanımaz, daha serseri, daha “kaybedecek bir şeyi olmayan” bir Kirk var. Eğer bu tarz farklı evren filmleri ilginizi çekiyorsa, Kelvin çizgisinin yarattığı bu kırılma noktası bünyenize ilaç gibi gelecektir.
Kurgusal açıdan bu hamle, senaristler Roberto Orci ve Alex Kurtzman’a inanılmaz bir özgürlük alanı tanıdı. Artık bilinen tarihe sadık kalma zorunluluğu ortadan kalkmıştı. Karakterler ölebilir, gezegenler yok olabilir ve bildiğimiz Star Trek geleceği tamamen değişebilirdi. Nitekim Vulcan gezegeninin başına gelenler, sinema salonlarında çene düşüren cinstendi.
Karakter Dinamikleri ve Oyunculuk Performansları: Eski Ruh, Yeni Enerji
Bir efsaneyi yeniden çekerken en büyük risk oyuncu seçimleridir (casting). William Shatner ve Leonard Nimoy gibi devlerin gölgesinde ezilmeden o rolleri üstlenmek ciddi bir cesaret ister.
Ancak oyuncu kadrosu öyle bir kimya yakalamış ki, izlerken taklit izlediğinizi değil, karakterlerin gençlik enerjisini soluduğunuzu hissediyorsunuz.
- Chris Pine (James T. Kirk): Kibiri, karizması ve zekasıyla Kirk’ün o ukala ama lider ruhunu mükemmel yansıtıyor. Barlarda dayak yiyen bir serseriden Atılgan’ın kaptan koltuğuna uzanan çizgisi son derece doyurucu.
- Zachary Quinto (Spock): Mantık ile insan duyguları arasında sıkışıp kalmış Mantık Abidesi Spock rolünde Quinto döktürüyor. Leonard Nimoy’un Spock Prime olarak filme dahil olması ve Quinto ile meşaleyi devretme sahnesi ise sinefiller için tam bir gözyaşı sebebi.
- Karl Urban (Dr. Leonard “Bones” McCoy): Kadronun gizli kahramanı kesinlikle Urban. Orijinal serideki DeForest Kelley’nin huysuz, doktor kılıklı insan sarrafı halini birebir kopyalamış ama hiç sırıtmadan.
- Zoe Saldana (Uhura) & Simon Pegg (Scotty): Uhura’ya katılan derinlik ve Scotty’nin mizahi rahatlaması, filmin aksiyon temposu arasında harika nefes alanları yaratıyor.
Aksiyon şöleni sunan yapımları sevenler için bu oyuncu kadrosunun enerjisi, filmi sıradan bir uzay macerasından çıkarıp kitleleri arkasından sürükleyen bir blockbuster haline getiriyor.
Türün diğer örneklerini keşfetmek isterseniz sitemizdeki bilim kurgu filmleri kategorisine göz atmayı unutmayın.
J.J. Abrams Sineması: Lens Flare Çılgınlığı ve Temposu Düşmeyen Kurgu
Abrams’ın yönetmenlik koltuğunda sergilediği tutum tamamen “seyirciyi koltuğa çivileme” üzerine kurulu. Hani bazı filmler vardır, gözünüzü kırpmadan izlemek istersiniz, işte bu yapım tam olarak o kafada.
Görsel efektlerin mükemmelliği bir yana, Abrams’ın meşhur lens flare (ışık parlaması) takıntısı bu filmde zirve yapıyor. Geminin içindeki her mavi ışık huzmesi gözünüzü alırken, kendinizi gerçekten yüksek teknolojili bir uzay gemisinde hissediyorsunuz.
Michael Giacchino imzalı soundtrack ise ayrı bir parantezi hak ediyor. Orijinal ikonik Star Trek ana temasını modern orchestrasyonla harmanlayan müzikler, Atılgan’ın uzay boşluğunda ilk kez süzüldüğü sahnede tüyleri diken diken etmeye yetiyor.
Dönemin vizyon tarihi düşünüldüğünde, aynı yıl çıkan Watchmen gibi çizgi roman uyarlamalarının karanlık atmosferine kıyasla bu yapım, rengarenk, dinamik ve umut dolu bir pop-corn sineması sunuyordu.
Atılgan’ın Şahlanışı ve Derinlik Kusurları: Yapımın Öne Çıkan Artıları ve Eksileri
Kusursuz film olmadığını biliyoruz. Sinema eleştirmeni gözüyle baktığımızda, filmin devasa görsel başarısının arkasında gözden kaçmayan bazı senaryo pürüzleri ve derinlik eksiklikleri de mevcut. Objektif kalmak adına bardağın hem dolu hem boş tarafına bakalım:
Atılgan’ın Seyir Zevkini Zirveye Çıkaran Başarılı Adımlar
- İnanılmaz Ritim ve Kurgu: Film iki saatlik süresi boyunca bir an bile temposunu düşürmüyor. Aksiyon sahneleriyle karakter çatışmaları dengeli dağıtılmış.
- Muhteşem Oyuncu Uyumu: Özellikle Kirk ve Spock arasındaki zıt kutupların çekimi, filmin duygusal motorunu oluşturuyor.
- Görsel Tasarım ve Ses Efektleri: Atılgan’ın tasarımı, uzay çatışmalarındaki ses sessizliği detayları (vakum etkisi) ve görsel efektler zamanının çok ötesinde.
- Erişilebilirlik: Hardcore bilim kurgu takipçisi olmayan sıradan izleyiciyi bile içine çekebilen kapsayıcı bir anlatım.
Kozmik Yolculukta Göze Batan Kurgusal Pürüzler
- Zayıf Kötü Karakter (Nero): Eric Bana gibi dev bir oyuncunun canlandırdığı Romulan kaptanı Nero, ne yazık ki motivasyon açısından biraz sığ kalıyor. “Gezegenim yok oldu, o zaman tüm galaksiyi yakayım” mantığı karikatürize kalmış.
- Şans Faktörünün Abartılması: Kirk’ün sürgün edildiği buz gezegeninde şans eseri tam da Spock Prime ve Scotty ile karşılaşması senaryo kolaycılığı olarak göze batıyor.
Bu Görsel Şöleni Kimler Kaçırmamalı? Set Arkasından Gizli Detaylar
Eğer uzay operalarını, yüksek tempolu aksiyonu, zeki karakter çatışmalarını ve harika görsel efektleri seviyorsanız bu yapım tam size göre. “Ben uzay dizisi izlemem, teknik terimlerden anlamam” diyen bünyelere dahi kendisini sevdirecek kadar popüler sinema dilini iyi kullanıyor.
Ayrıca devam filmi olan Star Trek Sonsuzluk yapımına giden yolda bu reboot serisine göz atmak oldukça önemli.
Sinefiller İçin Kamera Arkası Detayları (Trivia)
İşte arkadaş ortamında satabileceğiniz, rakiplerin pek değinmediği birkaç ilginç detay:
1. Apple Mağazası İlhamı: J.J. Abrams, Atılgan gemisinin köprü üstünü (bridge) tasarlarken tasarım ekibinden burayı günümüzün Apple Store mağazalarına benzetmelerini istemiştir. Bembeyaz, steril ve parlak yüzeylerin sebebi tam olarak budur.
2. Karl Urban’ın Hayranlığı: Karl Urban (Dr. McCoy), gerçek hayatta o kadar koyu bir Star Trek hayranıdır ki, rolü aldığını öğrendiğinde sevinçten ağlamıştır. Performansındaki o samimi orijinal ruha saygı duruşunun arkasında bu büyük tutku yatmaktadır.
3. Bip Seslerindeki Gizli Detay: Gemideki iletişim ve bilgisayar ses efektlerinin bir kısmı, 1960’lardaki orijinal dizinin ses kasetleri temizlenerek ve dijitalleştirilerek filme doğrudan aktarılmıştır.
Uzay Boşluğunda Yeni Bir Sayfa: Son Sözler
Özetle, geçmişine saygı duyarken geleceğe cesurca yelken açan, aksiyonu bol, görseli nefis ve karakter dinamikleri tıkır tıkır çalışan bir uzay macerası duruyor karşınızda.
Hafta sonu film izle maratonu yapmayı planlıyorsanız veya en iyi filmler listenize uzay temalı dinamik bir yapım eklemek niyetindeyseniz, Atılgan sizi bekliyor.
Peki siz bu reboot hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Chris Pine ve Zachary Quinto ikilisi eski efsanelerin yerini doldurabilmiş mi, yoksa J.J. Abrams Star Trek’i fazla mı “Star Wars”laştırmış?
Yorumlarda buluşalım, fikirlerinizi kapıştırın!
- Süre
- 127 dakika
Star Trek Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Star Trek" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.












