
Deadpool 2016
·
Taytlı, pelerinli, “dünyayı kurtaralım da akşam yemeğine yetişelim” efendiliğindeki kahramanlardan sıkıldınız mı? Eğer cevabınız coşkulu bir “Evet!” ise, arkanıza yaslanın çünkü çizgi roman evreninin en edepsiz, en geveze ve kesinlikle en kırmızı üyesiyle karşı karşıyasınız. Vizyona girdiği an Hollywood’un tıkır tıkır işleyen klişe çarklarına çomak sokan bu yapım, türün kurallarını baştan yazdı.
Karakterimiz sadece kötülerle savaşmakla kalmıyor, doğrudan çizgi roman panellerinden fırlayıp seyircinin karşısına dikiliyor. Sinemada bu akşam ne izlemeli diye kararsız kaldıysanız ve mısırınızı yerken hem kahkahalara boğulup hem de aksiyona doyacağınız bir seyirlik arıyorsanız doğru adrestesiniz. Gelin, çizgi roman sinemasında milat kabul edilen bu çatlak fırtınayı en ince ayrıntısına kadar birlikte masaya yatıralım.
Deadpool Konusu Nedir? Sıradan Bir Süper Kahraman Hikayesinden Neden Ayrılıyor?
Deadpool konusu, eski bir özel kuvvetler askeri olan Wade Wilson’ın kansere yakalanması sonrası dahil olduğu yasa dışı bir deney sonucu süper iyileşme güçleri kazanmasını ve hayatını mahveden adamlardan intikam alma sürecini anlatır. Klasik kahramanlık kalıplarından tamamen sıyrılan yapım, adalet dağıtmak yerine kendi kişisel intikamının peşinden koşan tam teşekküllü bir anti-kahraman anlatısı sunar.
Wade Wilson, hayatının aşkı Vanessa ile tam da her şeyin yolunda gittiğini düşündüğü anda dördüncü evre kanser olduğunu öğrenir. Çaresizlik içinde, ona tedavi vaat eden gizemli bir örgüte katılır. Ancak “Silah X” adlı bu yeraltı laboratuvarında uygulanan işkence benzeri yöntemler, Wade’in genlerini mutasyona uğratır. Vücudu her türlü yarayı anında iyileştirecek bir güce kavuşur ancak bedeli ağır olur: Tüm cildi tanınmaz hale gelir ve zihinsel dengesi iyice sarsılır.
Kendisini bu hale getiren Ajax (gerçek adıyla Francis) isimli sosyopat mutantı bulmak ve eski yüzüne yeniden kavuşup sevdiği kadına dönmek için kırmızı kostümünü üzerine geçirir. İşin içine Colossus ve Negasonic Teenage Warhead gibi isteksiz X-Men üyeleri de dahil olunca, olaylar tam bir eğlenceli kaos yumağına dönüşür.
Dördüncü Duvarı Paramparça Eden Mizah: Süper Kahraman Türünün Anti-Tezi
Çizgi roman dünyasında dördüncü duvarı kırmak yani seyirciyle doğrudan iletişime geçip bir filmde olduğunu bilme hali sıkça kullanılır. Ancak sinemada bunu bu kadar pervasızca ve ustalıkla uygulayan başka bir yapım bulmak imkansız. Seyirciyle doğrudan göz teması kurup kendi senaristleriyle, yapımcı stüdyoyla ve hatta başrol oyuncusunun geçmişteki başarısız projeleriyle dalga geçen bir karakterden bahsediyoruz.
Seyirciye doğrudan hitap eden, kuralları yıkan karakter yapısı denince sinema tarihinde akla ilk olarak Dövüş Kulübü gibi kült yapımlar gelir. Ancak Wade Wilson bu tekniği bir felsefe değil, adeta bir kitle imha silahı olarak kullanıyor. Film, Hollywood’un bütçe kısıtlamalarını bile hikayenin ana komedi unsurlarından biri haline getirmeyi başarıyor.
Türün yapay ciddiyetinden sıkılan bünyelere ilaç gibi gelen bu yaklaşım, popüler kültür göndermeleriyle dolu keskin bir dil sunuyor. Eğer eğlenceli bir hafta sonu için kaliteli bir film önerisi arıyorsanız, bu yapımın sunduğu dobrasızlık sizi ekran başına kilitler.
Ryan Reynolds’ın Küllerinden Doğuşu: Karakterle Yaşanan Muazzam Uyum
Bazı oyuncular vardır, belirli roller için doğmuş gibidirler. Hugh Jackman nasıl Wolverine ile bütünleştiyse, Ryan Reynolds da bu karakterin ta kendisi haline gelmiş durumda. Oyuncunun Yeşil Fener (Green Lantern) faciasından sonra kariyerini yeniden inşa etme süreci, tam anlamıyla bir azim öyküsüdür. Projeyi stüdyoya kabul ettirmek için yıllarca mücadele eden Reynolds, karakterin enerjisini ve psikolojik derinliğini kusursuz yansıtır.
Yönetmen Tim Miller ise görsel efekt geçmişini en efektif şekilde kullanarak nispeten düşük sayılabilecek bir bütçeyle devasa bir görsel şölen yaratmayı başarıyor. Aksiyon sahnelerinin koreografisi, sıradan dövüş sahnelerinin çok ötesinde bir ritme sahip. Şiddet sahneleri o kadar estetik ve mizahi bir dille kurgulanmış ki, rahatsız etmek yerine izleyicide kıkırdama isteği uyandırıyor.
Filmdeki bu cüretkar tutum, yetişkinlere yönelik çizgi roman uyarlamalarının önünü açtı. Nitekim animasyon ve kara komedi dünyasında gördüğümüz Sosis Partisi gibi cesur işlerin sinemalarda kendilerine daha rahat yer bulmasında bu başarının payı yadsınamaz.
Aksiyon, Gore ve Aşk Hikayesi Bir Arada Nasıl İlerliyor?
Bir filmin aynı anda hem aşırı şiddet içeren bir aksiyon, hem absürt bir komedi hem de son derece samimi bir aşk hikayesi olmayı başarması mucize gibidir. Wade ve Vanessa arasındaki kimya, yapımın duygusal omurgasını oluşturuyor. Onların ilişkisi masalsı bir romantizmden ziyade, iki kırık ve tuhaf ruhun birbirini bulması üzerine kurulu.
Öte yandan filmin müzik tercihleri atmosferi zirveye taşıyor. Aksiyonun en hararetli anında çalan Wham! şarkıları veya klasik 90’lar hip-hop parçaları, sahnelerin enerjisini ikiye katlıyor. Tempolu aksiyon ve müzik sinerjisi bakımından yapım, Tam Gaz tarzında ritmik ve dinamik bir seyir keyfi vaat ediyor.
Kırmızı Taytın Arkasındaki Artılar ve Eksiler
Her sinema eserinde olduğu gibi bu yapımın da parıldadığı ve aksadığı noktalar mevcut. Tamamen objektif bir bakış açısıyla filmin güçlü ve zayıf yönlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
Deadpool’u Zirveye Taşıyan Başarılı Tercihler
- R-Rated (Yetişkin) Özgürlüğü: Yaş sınırı korkusu olmadan yazılmış diyaloglar ve kısıtlanmamış aksiyon sahneleri.
- Kusursuz Oyunculuk: Ryan Reynolds’ın adeta rolü yaşaması ve maske arkasından bile mimik hissettiren jest kullanımı.
- Ezber Bozan Kurgu: Zaman atlamalarının ve geriye dönüşlerin (flashback) hikaye akışını hiç bozmadan eğlenceli biçimde sunulması.
- Yüksek Enerjili Müzikler: Sahnelerle tezat oluşturan ama atmosfere mükemmel oturan şarkı seçimleri.
Kırmızı Kostümdeki Küçük Pürüzler
- Sığ Kötü Adam (Villain) Profili: Ajax/Francis karakterinin motivasyonlarının klasik ve biraz derinlikten uzak kalması.
- Düşük Bütçenin Etkileri: Final sekansının mekan kullanımı açısından diğer süper kahraman filmlerine kıyasla daha mütevazı hissettirmesi.
Kamera Arkasından Az Bilinen Detaylar
Yapımın hayata geçme süreci en az filmin kendisi kadar iddialı olaylara gebe. İşte sinema tutkunlarının ilgisini çekecek trivia bilgileri:
2014 yılında internete imzasız bir şekilde sızdırılan test çekimleri olmasaydı bu film asla çekilmeyecekti. Hayranların sızdırılan 2 dakikalık videoya gösterdiği muazzam ilgi üzerine Fox stüdyosu filme yeşil ışık yakmak zorunda kaldı. Sızıntıyı kimin yaptığı resmi olarak açıklanmasa da oklar her zaman Ryan Reynolds’ı gösterdi!
Ayrıca bütçe kısıtlamaları yüzünden çekimlere birkaç gün kala senaryodan bazı silahlı çatışma sahneleri çıkarılmak zorunda kalındı. Wade Wilson’ın filmde çantasını takside unutup çatışmaya silahsız girmesinin sebebi, aslında stüdyonun prodüksiyon bütçesini son dakika kesmesinden kaynaklanıyordu. Senaristler bu kriz adımı harika bir komedi unsuruna dönüştürdü.
Bu Eğlenceli Kaos Kimlerin İzleme Listesine Eklenmeli?
Bu yapım, klasik ve steril Marvel/DC formülünden bıkmış, sinemada kuralların yıkılmasını seven izleyiciler için biçilmiş kaftandır. Kara mizahı, absürt esprileri ve sınırı zorlayan aksiyonu seviyorsanız, bu eser sizin için mükemmel bir seçenek olacaktır.
Geleneksel romantik komedilerden veya klişe kahramanlık destanlarından hoşlanıyorsanız film size biraz fazla kaos dolu ve edepsiz gelebilir. Ancak absürt mizah anlayışını sevenler, tıpkı Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı örneğinde olduğu gibi, türün sınırısıyla dalga geçen bu üsluba hayran kalacaklardır. Şüphesiz 2016 yılı filmleri arasında kendine çok özel ve unutulmaz bir yer edinmeyi başardı.
Ezber Bozan Bir Başyapıtın Sinema Dünyasındaki İzleri
Çizgi roman sinemasının cesur, kuralsız ve kahkaha dolu bu aykırı üyesi, sinema tarihinin en iyi filmler listesine adını belki klasik anlamda yazdırmıyor ama yarattığı etkiyle türünün efsanesi olmayı hak ediyor. Bütçe yetersizliğini yaratıcılıkla kapatan, izleyicisine saygı duyarken onunla dalga geçmeyi de ihmal etmeyen bu yapım, her izleyişte yeni bir espri yakalayabileceğiniz nadir işlerden.
Peki siz bu kırmızı tulumlu geveze hakkında ne düşünüyorsunuz? Ryan Reynolds sizce de bu rol için biçilmiş kaftan mı, yoksa abartılan bir popüler kültür balonundan mı ibaret? Yorumlarda buluşalım, düşüncelerinizi ve filmin en sevdiğiniz sahnesini bizimle paylaşmayı unutmayın!
- Süre
- 108 dakika
- Platform
Deadpool Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Deadpool" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.












