IMDb

Dijital dünyanın grileşmeye başladığı, ana akım stüdyoların ellerindeki "evren" formülleriyle iyice köşeye sıkıştığı bir dönemden bahsediyoruz. 2016, sinemaseverler için adeta bir kutu oyunu gibiydi; bir tarafta CGI istilasına uğrayan devasa bütçeli prodüksiyonların yarattığı o plastik tadı, diğer tarafta ise bağımsız sinemanın kendi kimliğini bulmak için verdiği o vahşi, ham ve entelektüel çırpınışı izledik. O yıl sinemaya gitmek, sadece bir film izlemek değil, endüstrinin "artık yeni bir şeyler anlatmamız lazım" diye fısıldadığı o gergin ruh halini solumaktı.
2016 vizyona giren yapımlar listesine şöyle bir göz attığınızda, aslında bir "dejavu" döngüsü göreceksiniz. Bir yanda nostaljinin ekmeğini yiyen yeniden çevrimler ve devam filmleri, diğer yanda ise türleri birbirine kırdıran, izleyiciyi konfor alanından çekip çıkaran o sıra dışı yönetmen sineması. Sinematografik açıdan 2016, dijitalin artık mükemmelliğe ulaştığı ama "ruhunu" korumak için çabaladığı o son virajdı. 2016 filmleri arasında gezinirken, aslında sadece hikaye değil, bir dönemin teknolojik dönüşümüne de tanıklık edeceksiniz.
Peki, neden arşivin bu köşesinde vakit geçiriyoruz? Çünkü 2016, izleyicinin ne istediğini tam olarak kestiremediği, bu yüzden de yönetmenlerin tabiri caizse "at koşturduğu" nadir yıllardan biriydi. 2016 vizyon takvimi, hem gişe canavarlarının hem de ödül sezonunda fırtınalar koparan o "küçük" ama "dev" fikirli işlerin tuhaf bir uyum içinde dans ettiği bir takvimdi.
Eğer bugün bir film arıyorsanız ve elinizdeki seçenekler size birbirinin kopyası gibi geliyorsa, 2016'nın tozlu raflarına dönmenin tam vaktidir. Buradaki her bir yapım, o dönemin toplumsal huzursuzluğunu, teknolojiye olan mesafeli hayranlığını ve sinemanın bir eğlence aracından çıkıp yeniden bir "deneyim" merkezine dönüştüğü anları taşıyor. Hazırsanız, 2016'nın o kendine has, biraz melankolik ama fazlasıyla iddialı sinematik atmosferine dalış yapalım. Kemerlerinizi bağlayın, bu arşivin derinliklerinde kaybolmaya değecek çok şey var.