
Önce Babamı Öldürdüler (First They Killed My Father) 2017
·
Savaşın o iğrenç, kanlı ve mantıksız yüzünü anlatmak için devasa patlamalara, kahramanlık tiratlarına veya Hollywood tarzı yapmacık gözyaşlarına ihtiyacınız yok. Bazen sadece beş yaşında bir kız çocuğunun gözlerinin içine bakarsınız ve dünya üzerindeki tüm insanlıktan aynı anda tiksinirsiniz.
İşte 2017 yapımı Önce Babamı Öldürdüler (orijinal adıyla First They Killed My Father), seyircinin suratına tam olarak bu tokatı indiriyor. Ekran başından kalktığınızda üzerinizde tonlarca ağırlık hissettirecek, patlamış mısırınızı boğazınıza dizecek türden bir yapımla karşı karşıyayız.
Kamboçya’nın yakın tarihindeki en büyük insanlık dramı olan Kızıl Kmerler rejimini odağına alan eser, Hollywood’un parıltılı dünyasından sıyrılan Angelina Jolie’nin yönetmenlik koltuğundaki belki de en olgun, en iddialı işi.
“Angelina Jolie film çekmiş, kesin reklam kokan hareketler” deyip burun kıvıran sinefillerdenseniz, önyargılarınızı hemen kapının dışında bırakın. Çünkü karşımızda bir yıldızın hobi projesi değil, iliklerinize kadar hissedeceğiniz gerçek bir sinematik yıkım duruyor. Şayet hafta sonu için film önerisi arıyor ve dramın dibine vurmak istiyorsanız, doğru adrestesiniz.
Önce Babamı Öldürdüler Neyi Anlatıyor?
Önce Babamı Öldürdüler filmi, 1975 yılında Kamboçya’da Kızıl Kmerler’in iktidarı ele geçirmesiyle başlayan soykırımı, 5 yaşındaki Loung Ung adındaki küçük bir kızın bakış açısından anlatan biyografik bir savaş dramıdır. Film, şehirdeki evlerinden sürülen, ailelerinden koparılan ve çalışma kamplarında hayatta kalmaya çalışan bir ailenin trajedisini konu alır.
Hikaye, Phnom Penh’in neşeli, renkli ve caz müzikle çınlayan sokaklarında başlıyor. Loung Ung, devlet memuru olan babası, sevgi dolu annesi ve kardeşleriyle birlikte orta sınıf, mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak Amerikan ordusunun bölgeden çekilmesiyle oluşan otorite boşluğunu fırsat bilen Pol Pot liderliğindeki Kızıl Kmerler şehre girer.
Birkaç gün içinde “sermayedarları ve burjuvaziyi temizleme” kılıfı altında tüm şehir tahliye edilir. Lüks otomobiller, televizyonlar, kitaplar ve modern yaşama dair ne varsa bir gecede çöp olur, insanlar ise tarlalarda köle gibi çalıştırılacakları toplama kamplarına doğru bitmek bilmeyen bir ölüm yürüyüşüne çıkarılır.
İşte bu noktadan sonra film, siyasi bir nutuk atmak yerine tamamen küçük Loung’un algı dünyasına hapsoluyor. Dünyada ne olup bittiğini, tiranlığın ne demek olduğunu kavramaktan çok uzak bir çocuğun; açlıkla, mayın tarlalarıyla, ideolojik beyin yıkamalarla ve ölümle tanışma sürecine tanıklık ediyoruz. Savaşın tam ortasında çocukluğun nasıl katledildiğini görmek istiyorsanız, ne izlemeli listenize bu eseri eklemek oldukça güçlü bir tercih olacaktır.
Bir Çocuğun Gözünden Cehennem: Angelina Jolie’nin Yönetmenlik Vizyonu
Bir savaş filmini etkileyici kılmak için hedefe koyduğunuz kamera açısı her şeydir. Jolie, bu yapımda son derece radikal bir karara imza atarak kamerayı neredeyse tamamen Loung’un göz hizasına, yani yaklaşık bir metre yüksekliğe indiriyor. Bu sinematografik tercih, seyirciyi muazzam bir klostrofobiye ve belirsizliğe sürüklüyor.
Yetişkinlerin dünyasında dönen entrikalar, Kızıl Kmer tiranlarının politik söylemleri veya askeri stratejiler çocuk için ne kadar anlamsızsa, bizim için de o kadar arka planda kalıyor. Biz sadece küçük bir kızın gördüğü kadarını görüyoruz: Çamurlu çizmeler, kopan bacaklar, açlıktan yenen böcekler ve beline tıkıştırılan devasa tüfekler.
Filmin bu nesnel ama bir o kadar da kişisel yaklaşımı, akıllara sinema tarihinin en sert savaş eleştirilerinden biri olan Gel ve Gör yapıtını getiriyor. Orada II. Dünya Savaşı’nın dehşetini bir çocuğun gözlerinden izlerken nasıl zihinsel bir felç yaşadıysak, burada da benzer bir psikolojik baskı hissediyoruz.
Ancak Jolie, sömürü sinemasına kaçmıyor. Kanı, vahşeti ve gözyaşını abartılı bir melodramla satmaya çalışmıyor, aksine soğukkanlı, neredeyse belgeselvari bir kamerayla felaketi olduğu gibi önümüze seriyor.
Sinematografi ve Atmosfer: Renklerin Tükendiği Bir Dünya
Görüntü yönetmeni Anthony Dod Mantle (ki kendisi Slumdog Millionaire ile Oscar kazanmış bir üstattır), Kamboçya’nın tropikal, balta girmemiş doğasını adeta bir karakter gibi kullanıyor. Yeşilin ve mavinin en canlı tonlarıyla başlayan film, Kızıl Kmer rejiminin gri ve kahverengi baskısı altında yavaş yavaş soluyor.
Doğanın o muhteşem güzelliği ile tarlalarda yaşanan insanlık dışı dram arasındaki tezatlık, görsel bir şölen sunarken içinizi ürpertiyor.
Ses tasarımı ve müzikler ise atmosferin en gizli kahramanı. Sürekli arkada çalan propaganda müzikleri, cırcır böceklerinin ürkütücü sesleri ve patlayan mayınların yarattığı anlık sessizlikler… Yönetmen, seyirciyi rahatlatacak hiçbir kaçış alanı bırakmıyor. Eğer en iyi filmler arasında görsel diliyle ve ses haritasıyla sizi hikayenin içine hapseden işler arıyorsanız, teknik açıdan kusursuz bir yapımla karşı karşıyasınız.
Önce Babamı Öldürdüler Gerçek Bir Hikaye mi?
Evet, film tamamen gerçek bir hayat hikayesine dayanmaktadır. Kamboçyalı insan hakları aktivisti ve yazar Loung Ung’un 2000 yılında yayımlanan aynı isimli otobiyografik anı kitabından uyarlanmıştır. Loung Ung, çocukluğunda Kızıl Kmerler döneminde yaşadığı travmaları ve hayatta kalma mücadelesini bizzat kaleme almıştır.
Angelina Jolie, senaryoyu yazarken kitabın yazarı Loung Ung ile birebir çalıştı. Filmin otantikliğini korumak adına tüm oyuncu kadrosu Kamboçyalılardan seçildi ve diyalogların tamamı Kmer dilinde çekildi.
Bu durum, Hollywood’un Asya hikayelerini İngilizce konuşturarak batılılaştırma hastalığına verilmiş harika bir cevaptır. Gerçekçilik hissi o kadar yüksek ki, izlerken bir dönem filminden ziyade canlı bir tarih tanıklığı yapıyormuş hissiyatına kapılıyorsunuz.
Karakter Analizi ve Oyunculuklar: Sareum Srey Moch’un Sessiz Çığlığı
Filmin neredeyse %90’ı küçük oyuncu Sareum Srey Moch’un yüzünde ve gözlerinde şekilleniyor. Abartmıyorum, bu çocuk oyuncunun performansı, günümüzün milyon dolarlık Hollywood yıldızlarının birçoğuna ders verecek nitelikte. Film boyunca çok az konuşuyor. Duygularını bağırarak ya da ağlayarak değil, sadece bakışlarıyla, kasılan çenesiyle ve şaşkın jestleriyle aktarıyor.
Loung karakterinin geçirdiği değişim tüyler ürpertici. İlk sahnelerdeki o neşeli, meraklı bebeksi bakışlar, yerini film ilerledikçe ruhu çekilmiş, ifadesiz ve hayatta kalmaya odaklanmış bir avcının bakışlarına bırakıyor. Çocukların savaş koşullarında nasıl birer “küçük askere” dönüştürüldüğünü izlemek zihninizi zorlayacak.
Benzer bir çocuk asker dramasını Beasts of No Nation yapımında da izlemiştik fakat bu film, meseleyi eril bir şiddet gösterisinden ziyade içsel bir çöküş olarak ele alıyor.
Önce Babamı Öldürdüler Filminin Artıları ve Eksileri
Sivri dilli bir eleştirmen olarak bir yapımı sadece övmek tarzım değildir. 2017 yılı filmleri arasında öne çıkan bu eserin de elbette parladığı ve çuvalladığı noktalar var. Gelin objektif bir teraziye koyalım:
Filmin Sinematik Başarısı ve Öne Çıkan Yönleri
- Sıfır Hollywood Melodramı: Film seyirciden zorla gözyaşı sağmaya çalışmıyor. Olayları olduğu gibi, oldukça çiğ ve dürüst bir şekilde sunuyor.
- Kusursuz Görsel Dil: Kamera açılarının çocuk boyuna indirilmesi ve tropikal atmosferin getirdiği klostrofobi muazzam işlenmiş.
- Otantik Kadro ve Dil: Yerel oyuncuların kullanılması ve Kmer dilinde çekilmesi inandırıcılığı tavan yaptırıyor. Sareum Srey Moch’un oyunculuğu tek kelimeyle devleşiyor.
- Tarihsel Yüzleşme: Batı sinemasının genelde teğet geçtiği Kamboçya soykırımına cesurca ve derinlemesine bir ışık tutuyor.
Yapımın Eleştirilen Yönleri ve Tempodaki Zayıflıklar
- Ağır Tempo ve Repetitif Yapı: Filmin ikinci yarısında toplama kampı sahneleri ve yürüyüşler birbirini tekrar etmeye başlıyor. Temponun düştüğü anlarda odaklanmak zorlaşabilir.
- Karakter Derinliğinin Eksikliği: Loung dışındaki aile fertleri veya diğer yan karakterler yeterince işlenmiyor. Kimin kim olduğunu ve akıbetini anlamak bazen güçleşebiliyor.
- Tarihsel Bağlamın Yüzeyselliği: Kızıl Kmerler’in neden ve nasıl bu noktaya geldiğine dair politik altyapı yüzeysel geçilmiş. Tarihi bilmeyen biri için “Bu adamlar neden birdenbire kendi halkını kesmeye başladı?” sorusu havada kalabilir.
Savaşın Soğuk Yüzüyle Yüzleşmek İsteyenlere: Kimler İzlemeli?
Bu eser kesinlikle “akşam yemeğimi yerken arkada dönsün” veya “kafam dağılsın, biraz eğleneyim” diyerek açılacak bir seyirlik değil.
Eğer sert, kasvetli, insanlık tarihinin karanlık sayfalarına odaklanan tarihsel dramlardan hoşlanıyorsanız, Kefernahum ya da 12 Yıllık Esaret gibi filmler sizi sarsmayı başarıyorsa bu yapıma mutlaka şans vermelisiniz.
Ancak aksiyon, hızlı tempo, karmaşık senaryo oyunları veya mutlu sonla biten ferahlatıcı hikayeler arıyorsanız, bu film sizi boğabilir ve sıkabilir. Uyarımı yapayım: Ruh halinizin zaten yerlerde olduğu bir günde izlerseniz, depresyon biletinizi tek yönlü olarak kesebilirsiniz.
Kamera Arkasından Az Bilinen Gerçekler
- Angelina Jolie’nin Kişisel Bağı: Jolie, ilk evlat edindiği oğlu Maddox’u Kamboçya’dan sahiplenmişti. Maddox da bu filmin yapım sürecinde aktif olarak çalıştı ve filmin çekilmesinde annesini yüreklendiren ana unsur oldu.
- Gerçek Mağdurların Figüranlığı: Filmin kalabalık sahnelerinde oynayan figüranların birçoğu, Kızıl Kmerler rejimini bizzat yaşamış survivorlar veya onların çocuklarıydı. Çekimler sırasında tarlalarda toplu histeri krizleri yaşandığı ve psikologların sette hazır bekletildiği biliniyor.
- Mayın Arama Sahneleri: Filmde gösterilen mayın tarlası sahneleri tamamen Kamboçya’nın gerçek coğrafyasında çekildi ve bölge çekimlerden önce uzman ekiplerce temizlendi. Kamboçya halihazırda dünyada hâlâ en çok patlamamış kara mayını bulunan ülkelerden biridir.
Kamboçya Trajedisinin Sinematik Mirası ve Son Değerlendirme
Sözün özü, First They Killed My Father, izlemesi son derece zor ama sinema bağlamında sunduğu dürüstlükle takdir edilmesi gereken, boğazda yumru bırakan bir eser. Angelina Jolie’nin bir yönetmen olarak rüştünü ispat ettiği, dramın dozunu ajitasyona kaçmadan ayarlayabildiği nadir yapımlardan biri.
Sinema sadece eğlenmek değil, bazen de başkalarının acılarıyla empati kurup kendi insanlığımızdan utanmaktır diyorsanız, bu deneyimi kaçırmayın.
Peki siz bu filmi izlediniz mi? Angelina Jolie’nin yönetmenlik performansını nasıl buldunuz? Gerçekçi miydi yoksa kasveti abartılı mı geldi? Aşağıda yorumlarda buluşalım, filmi birlikte gömelim ya da övelim! Kalın sağlıcakla, bol sinemalı günler!
- Süre
- 136 dakika
- Tempo
- Platform
Önce Babamı Öldürdüler Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Önce Babamı Öldürdüler" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.









