
Dunkirk 2017
·
Kemerlerinizi bağlayın, çünkü sinematik bir panik atağın tam ortasına düşmek üzeresiniz. Yönetmen koltuğunda zaman algımızla oynamayı milli spor haline getirmiş bir Christopher Nolan var. Masada ise bildiğiniz, alıştığınız, hamaset dolu, bol konuşmalı şablon savaş filmlerinin tamamen dışında bir yapıt duruyor. Eğer film izle arayışınızda sizi saatlerce koltuğa çivileyecek, kulaklarınızı çınlatacak ve ciğerlerinize kadar o deniz tuzunu hissettirecek bir kaliteli film önerisi istiyorsanız, doğru adrestesiniz.
I. Dünya Savaşı’nın çamurlu siperlerinden II. Dünya Savaşı’nın klostrofobik kumsallarına uzanan bu delilik zincirinde, 2017 yılı filmleri arasında sarsıcı bir iz bırakan yapımı masaya yatırıyoruz. Fakat baştan uyarayım: Bu film size kahramanlık nutukları atmaz, karakterlerin geçmişini anlatıp gözyaşı sağmaya çalışmaz. Buradaki tek bir amaç vardır: Hayatta kalmak.
Dunkirk Filmi Gerçek Bir Hikaye mi ve Konusu Nedir?
Dunkirk, II. Dünya Savaşı’nın kaderini değiştiren gerçek bir olay olan Dynamo Operasyonu‘nu konu alır. 1940 yılında Fransa’nın Dunkerque kıyılarında sıkışan 400 bin Müttefik askerinin, Nazi kuşatması altından tahliye edilme mücadelesidir. Christopher Nolan bu tarihi olayı, kara (1 hafta), deniz (1 gün) ve hava (1 saat) olmak üzere üç farklı zaman diliminde kesişen deneysel bir kurguyla aktarır.
Christopher Nolan Zirvesi: Diyalogsuz ve Karakter Gelişimsiz Bir Savaş Filmi Yapmak
Hollywood bize yıllarca savaş filmlerinin nasıl olması gerektiğini öğretti, değil mi? Önce evdeki nişanlısının fotoğrafına bakan duygusal bir asker görürüz, sonra deneyimli bir çavuş nutuk çeker ve savaş başlar. Nolan bu bayat reçeteyi alıp çöpe atmış. Yapımda neredeyse diyalog yok denecek kadar az. Karakterlerin isimlerini bile zar zor öğreniyorsunuz. Çünkü kumsaldaki bir er için kurşunun nereden geldiğinin veya yanındaki adamın adının ne olduğunun bir önemi yok, tek gerçek var, o da sıradaki patlamadan sağ çıkmak.
Yönetmenin zamanla olan imza bağını daha önce Yıldızlararası filminde uzayın derinliklerinde bükülürken görmüştük. Burada ise aynı zaman bükülmesini tarihi bir kumsala taşıyor. Üç farklı zaman dilimini eşzamanlı kurgularken seyircinin beynini tatlı tatlı yakmayı başarıyor. Kara hattındaki o çaresiz bekleyiş bir haftayı kapsarken, sivil bir teknenin yardıma koşma mücadelesi bir günü, gökyüzündeki Spitfire pilotunun yakıtla imtihanı ise sadece bir saati anlatıyor. Bu üç çizgi finalde öyle bir düğümleniyor ki sinema salonunda oksijen seviyesinin düştüğünü hissediyorsunuz.
Zaman Algısıyla Oynayan Kurgu: Kara, Deniz ve Hava Neden Farklı Hızlarda Akıyor?
Bu üçlü zaman yapısı rastgele seçilmiş bir artistik gösteri değil. Nolan, izleyiciye olayın ölçeğini hissettirmek istiyor. Kumsaldaki asker için zaman geçmek bilmeyen çileli bir sonsuzlukken, havadaki pilot için her dakika tükenecek bir yakıt ve ölüm demek. Denizdeki sivil içinse zaman, kumsaldaki çocuklara yetişmek için verilen amansız bir yarış. Bu üç farklı zaman ritminin aynı anda kurgulanması, tempoyu bir saniye bile düşürmeyen devasa bir çark oluşturuyor.
Hans Zimmer ve Shepard Tonu: Sinema Tarihinin En Gergin Tıkırtısı
Şimdi rakiplerin genelde yüzeysel geçtiği ama filmin omurgasını oluşturan o devasa teknik detaya gelelim: Ses tasarımı ve Hans Zimmer‘ın dehşet dengesi. Filmi izlerken arka planda sürekli olarak tık-tık-tık şeklinde bir saat sesi duyacaksınız. İşte o ses, bizzat Christopher Nolan’ın kendi cep saatinin sesi! Zimmer bu saatin ritmini aldı ve üzerine sinema tarihinin en zekice müzikal illüzyonlarından biri olan Shepard Tonu‘nu inşa etti.
Nedir bu Shepard Tonu? İnsan kulağına sesi sürekli yükseliyormuş, tempo hiç durmadan artıyormuş gibi gelen ama aslında aynı frekansta döngüye giren bir ton illüzyonu. Yani film başladığı andan itibaren beyninize “birazdan felaket kopacak” mesajı pompalanıyor ve bu his 106 dakika boyunca bir an olsun azalmıyor. Görsel bir şölen beklerken işitsel bir işkenceye (en iyi anlamda!) maruz kalıyorsunuz. Eğer evde izleyecekseniz kulaklık takmanız ya da ses sistemini köklemeniz şiddetle tavsiye olunur.
Savaş Filmlerinde Yeni Bir Boyut: Düşmanı Görmeden Dehşeti Yaşamak
Bu yapımı diğer örneklerden ayıran en radikal karar nedir biliyor musunuz? Film boyunca tek bir Alman askerinin yüzünü net olarak görmezsiniz. Düşman sadece düşen bombalardır, gökyüzünden süzülen Messerschmitt uçaklarıdır, tüfek sesleridir ve gölgelerdir. Düşman kişileştirilmez, soyut bir “ecel” olarak sunulur. Bu da klostrofobik hissi katbekat artırır. Karşınızda vurabileceğiniz bir hedef yok, sadece üzerinize yağan ölüm var.
Savaşın o saf dehşetini ve psikolojik yıkımını görselleştirmek açısından, klasiğin ötesine geçen Gel ve Gör gibi filmlerin bıraktığı o travmatik mirası, Nolan teknoloji ve devasa bütçeyle birleştiriyor. Teknik mükemmellik ve atmosfer anlatımı açısından bakarsak, tek çekim hilesiyle göz dolduran 1917 filmiyle derin bir akrabalığı olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bu tahliyenin arka planındaki politik çalkantıları ve Winston Churchill boyutunu merak ediyorsanız, aynı tarih dilimini madalyonun diğer yüzünden anlatan En Karanlık Saat ile mükemmel bir ikili maraton yapabilirsiniz.
Dunkirk’ün Sinematik Başarıları ve Tartışmalı Noktaları
Her başyapıtta olduğu gibi bu yapımın da herkesin damak tadına uymayacak yönleri var. Tamamen objektif bir bakış açısıyla artıları ve eksileri sıralayalım:
Dunkirk’ü Zirveye Taşıyan Unsurlar
- Saf Atmosfer ve Gerilim: CGI (bilgisayar üretimli efekt) kullanımının minimumda tutulması, gerçek uçakların ve gemilerin kullanılması sinematik gerçekçiliği tavan yaptırıyor.
- Imax ve Sinematografi Masterclass’ı: Hoyte van Hoytema’nın kamera kullanımı mükemmel. Gökyüzündeki it dalaşlarında adeta kokpitte Tom Hardy’nin yanında oturuyorsunuz.
- Minimalist Anlatı: Söz kalabalığı yok, gereksiz duygusal ajitasyon yok. Sadece eylem ve sonuç var.
- Dahi İşi Ses Tasarımı: Hans Zimmer’ın besteleri filmde bir müzikten ziyade canlı bir karakter gibi işliyor.
Seyir Keyfini Zorlaştırabilecek Detaylar
- Karakter Derinliğinin Olmaması: Eğer bağ kuracağınız, geçmişini öğrenip üzüleceğiniz klasik bir “kahraman” arıyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
- Karmaşık Zaman Kurgusu: Filmin üç farklı zaman diliminde aktığını ilk etapta kavramayan izleyiciler için kafa karıştırıcı olabilir.
Dunkirk Kimlere Hitap Ediyor, Kimleri Sıkabilir?
Bu yapım kesinlikle çerezlik bir patlamış mısır filmi değil. “Akşam geç saatte açayım, arkada ses olsun, ben de telefona bakayım” diyeceğiniz bir içerik arıyorsanız yanından bile geçmeyin. Ne izlemeli sorusuna yanıt arayan hardcore sinemaseverler, kurgu tekniklerine meraklı olanlar, ses tasarımı ve atmosfer odaklı yapımlardan hoşlananlar için bu eser tam bir kutsal kasedir.
Geleneksel, aksiyon dolu, bol kanlı ve kahramanlık destanı anlatan türde yapımları sevenler ise filmin bu soğuk, mesafeli ve minimalist yapısından sıkılabilir. Yani ne aradığınızı bilerek ekran karşısına geçmeniz hayati önem taşıyor.
Perde Arkası: Dunkirk Hakkında Duymadığınız İlginç Detaylar
Filmin prodüksiyon süreci de en az hikayesi kadar çılgınca detaylarla dolu. İşte genel izleyicinin bilmediği birkaç kamera arkası detayı:
- Karton Askerler: Nolan, kumsaldaki 400 bin asker kalabalığını yaratmak için yüzbinlerce CGI figüran kullanmak yerine, kumsala binlerce kartondan kesilmiş asker maketi ve manken yerleştirdi. Aralara gerçek insanları koyarak derinlik algısı yarattı.
- Gerçek Savaş Gemileri: Yapımda kullanılan French Destroyer Maillé-Brézé gibi gemiler müzeden çıkarılıp çalıştırılan gerçek tarihi gemilerdi.
- Tom Hardy’nin Dar Alanı: Tom Hardy filmdeki sahnelerinin neredeyse %90’ını ufacık bir Spitfire kokpitinde, yüzünün yarısı maskeyle kapalı şekilde ve sadece gözleriyle oynayarak tamamladı.
Sizin Dunkirk Deneyiminiz Nasıldı?
Dunkirk, sinema tarihinin en sıra dışı, en deneysel ve gerilimi en yüksek savaş tecrübelerinden biri. Nolan’ın zamana ve insan psikolojisine bakışı, Hans Zimmer’ın tüyleri diken diken eden soundtrack’i ile birleşince ortaya unutulmaz bir görsel-işitsel şölen çıkmış. En iyi filmler listenize ekler misiniz bilmem ama izledikten sonra bir süre sessizce duvara bakacağınıza garanti verebilirim.
Peki siz bu sinematik deneyim hakkında ne düşünüyorsunuz? Nolan’ın zaman kurgusu sizi de büyüledi mi yoksa karakterlerin derinliksiz olması canınızı mı sıktı? Aşağıdaki yorumlar kısmında buluşalım, düşüncelerinizi fırlatın gelsin! Film hakkındaki teorilerinizi ve eleştirilerinizi merakla bekliyorum.
- Süre
- 107 dakika
Dunkirk Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Dunkirk" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.












