
Star Trek: Sonsuzluk (Star Trek Beyond) 2016
·
Beş yıllık uzun görevin tam ortasında, evrenin uçsuz bucaksız ve karanlık derinliklerinde klostrofobik bir varoluş krizine giren Kaptan Kirk’ün ruh halini anlamak için uzay mühendisi olmaya gerek yok. Franchise’ın 50. yıl dönümünü kutlamak adına 2016 yılında vizyona giren Star Trek: Sonsuzluk (Star Trek Beyond), J.J. Abrams’ın yönetmenlik koltuğunu Fast & Furious serisiyle rüştünü ispatlamış Justin Lin’e devretmesiyle bambaşka bir kulvara direksiyon kırdı.
Eğer uzay kurgularında felsefi söyleşilerden ziyade, sıfır yerçekiminde motosikletle takla atan bir Kaptan Kirk görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. Bu yapım, bu akşam ne izlesem diye düşünen ve kaliteli bir film izle seçeneği arayan aksiyon tutkunları için adeta biçilmiş kaftan.
Star Trek Sonsuzluk Konusu Nedir ve Seride Nerede Duruyor?
Star Trek: Sonsuzluk, Atılgan (USS Enterprise) mürettebatının beş yıllık keşif görevinin üçüncü yılında, haritası çıkarılmamış tehlikeli bir gezegende mahsur kalmasını konu alır. Düşman lideri Krall’ın devasa arı kovanını andıran filosuyla Atılgan’ı hurdaya çevirmesinin ardından ekip üyeleri gezegenin farklı noktalarına savrulur ve Federasyon’u yok etmek isteyen bu antik tehdide karşı parçalanmış halde hayatta kalma mücadelesi verir.
Serinin bu halkası, Star Trek (2009) ile başlayan Kelvin Zaman Çizelgesi’nin üçüncü filmi. Ancak bu kez hikaye, Yıldız Filosu’nun o steril, güvenli diplomatik koridorlarından çok uzakta, Altamid adındaki izole bir kayalıkta geçiyor. Mürettebatın “Biz burada gerçekten ne yapıyoruz?” sorgulaması, filmin duygusal omurgasını oluştururken, tempolu aksiyon bu varoluşsal sancıyı hızla bastırıyor.
Justin Lin’in Yönetmen Koltuğu: Derin Uzayda Hızlı ve Öfkeli Rüzgarları
J.J. Abrams’ın o meşhur kadraj parlamalarını (lens flare) ve gizem kutusu anlatısını bir kenara bıraktığınızda elinizde ne kalır? Justin Lin cevap veriyor: Katışıksız kinetik enerji! Lin, filmi durağan bir bilim kurgu olmaktan çıkarıp devasa bir uzay hız yarışına dönüştürmüş. Sinematografideki bu radikal değişim, 2016 yılı filmleri arasında yapımı görsel anlamda en dinamik işlerden biri yapıyor.
Karakter Dinamikleri ve Eşleşmeler: Spock ve Bones Şov Yapıyor
Filmin senaryosunu Simon Pegg (Scotty) ve Doug Jung ikilisinin yazmış olması, karakter diyaloglarına harika bir mizah enjekte etmiş. Geminin parçalanıp ekibin gezegene dağılması, sinema tarihi açısından muazzam bir senaryo hamlesi. Çünkü bu durum bizi sürekli yan yana görmeye alışık olduğumuz Kirk ve Spock ikilisinden ayırıp, Spock ile Doktor “Bones” McCoy’u baş başa bırakıyor.
Zachary Quinto’nun soğukkanlı, mantık abidesi Spock’ı ile Karl Urban’ın huysuz, insan canlısı Bones karakteri arasındaki atışmalar filmin en samimi anlarını doğuruyor. Karl Urban’ın efsanevi DeForest Kelley mirasını ne kadar kusursuz taşıdığını izlemek, her sinefil için ayrı bir keyif. Bu ikilinin kimyası, yapımı sıradan bir popcorn sineması olmaktan çıkarıp izleyiciye gerçek bir dostluk hissi aşılıyor.
Atılgan Neden Bu Kadar Kolay Parçalandı? Uzay Aksiyonu mu, Klasik Keşif Ruhu mu?
Pek çok Trekkie (Star Trek hayranı) sinema salonundan çıkarken aynı soruyu sordu: “Yılların efsanevi gemisi Atılgan nasıl oldu da birkaç dakika içinde kevgire döndü?” İşte tam bu noktada filmin rakiplerinden ayrılan ve içerik boşluğu yaratan konsepti ortaya çıkıyor. Krall’ın saldırı stratejisi, büyük ve hantal ikonik gemilerin, senkronize hareket eden mikro sürüler karşısında ne kadar çaresiz kalabileceğini kanıtlamak üzerine kurulu.
Bu durum, filmin atmosferini Galaksinin Koruyucuları tarzı eğlenceli ve dinamik bir uzay operasına yaklaştırırken, serinin felsefi derinliğini biraz gölgeliyor. Ancak bu bir eksi mi? Tamamen ne aradığınıza bağlı. Eğer beklentiniz ağır ve derinlemesine bir sert bilim kurgu ise hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Fakat amacınız iki saat boyunca arkanıza yaslanıp yüksek kalitede bir seyir zevki yaşamaksa, doğru öneri kesinlikle bu filmdir.
Beastie Boys ile Evren Kutarmak: Müzikler ve Görsel Şölen
Michael Giacchino’nun bestelediği orchestral müzikler her zamanki gibi epik ve görkemli. Ancak filmin finaline doğru öyle bir sahne var ki, sinema tarihinin en “çılgın” anlarından biri olarak kayıtlara geçti. Düşman sürüsünü bozguna uğratmak için Beastie Boys’un ikonik “Sabotage” şarkısının uzay frekansından yayınlanması… Kulağa saçma geliyor değil mi? Ama izlerken koltuğa çivileniyorsunuz!
Görsel efektler konusunda Yorktown uzay istasyonunun tasarımı parmak ısırtacak cinsten. M.C. Escher tablolarını andıran, kütleçekiminin büküldüğü bu mimari harikası, modern görsel efektlerin doğru ellerde nasıl bir sanata dönüşebileceğinin en net kanıtı. Mesaj gibi klasiklerin durgun uzay tasvirinden sonra Yorktown’ın karmaşası gözlerinizi bayram ettirecek.
Atılgan’ın Seyir Defteri: Sonsuzluk Macerasının Artıları ve Eksileri
Her uzay yolculuğunda olduğu gibi bu yapımda da türbülanslı noktalar ve kusursuz işleyen mekanizmalar mevcut. Objektif bir değerlendirme yapmak adına filmin öne çıkan ve aksayan yönlerini şu şekilde sıralayebiliriz:
- Filmin Öne Çıkan Başarıları:
- Spock ve McCoy arasındaki mükemmel mizahi uyum ve karakter derinliği.
- Sofia Boutella’nın canlandırdığı Jaylah karakterinin franchise’a getirdiği taze ve güçlü enerji.
- Yorktown uzay istasyonunun büyüleyici ve akıl almaz görsel tasarımı.
- Temponun bir an bile düşmediği, koreografisi ustaca işlenmiş aksiyon sahneleri.
- Yapımın Gölgede Kalan Tarafları:
- Idris Elba gibi devasa bir oyuncunun canlandırdığı Krall (Kallara) karakterinin makyaj altında harcanması ve motivasyonunun filmin sonuna kadar zayıf kalması.
- Klasik Star Trek evreninin keşif ve etik felsefesinden ziyade saf aksiyona odaklanılması.
Atılgan Yolculuğuna Kimler Katılmalı? Yapım Hakkında Az Bilinenler
Bu yapım, özellikle yüksek tempolu bilim kurgu sevenler, uzay temalı maceradan hoşlananlar ve karakter odaklı dinamik diyalogları arayan herkes için harika bir tavsiye seçeneğidir. Aksiyon dozu yüksek anlatısıyla İsyan tarzı distopik ve hareketli yapımları seven seyircileri de rahatlıkla tatmin edecektir.
Sonsuzluk Çekimlerinden Eğlenceli Detaylar
Filmin kamera arkasında, izleme deneyiminizi katlayacak iki çok özel detay gizli:
İlk olarak, filmin çekimleri tamamlandıktan kısa bir süre sonra trajik bir kaza sonucu hayatını kaybeden Anton Yelchin (Chekov) ve efsanevi Spock Leonard Nimoy için film sonuna son derece duygusal saygı duruşu notları eklenmiştir. İkinci olarak, Sofia Boutella’nın canlandırdığı Jaylah karakterinin ismi, senarist Simon Pegg ve Jennifer Lawrence’ın “Winter’s Bone” filmindeki performansından esinlenilerek “Jennifer Lawrence – J-Law” kelimelerinin birleşimiyle üretilmiştir!
Sonsuzluk Yolculuğunun Ardından: Atılgan Köprüsünde Buluşalım
Günün sonunda Star Trek: Sonsuzluk (Star Trek Beyond), franchise’ın 50 yıllık mirasına saygısını sunarken, modern sinema seyircisini de yakalamayı başaran, ritmi asla düşmeyen bir eğlence treni. Sinema tarihinin en iyi filmler listelerini felsefi açıdan zorlamayabilir ama ne izlemeli karmaşasına düştüğünüz anlarda ilacınız olacağı kesin.
Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? Justin Lin’in bu aksiyon dolu yönelimi Star Trek ruhuna ihanet mi, yoksa seriye taze bir kan mı kazandırdı? Kirk’ün motosikletli sahnesi sizin de tüylerinizi diken diken etti mi, yoksa “Bu kadar da olmaz” mı dediniz? Aşağıdaki yorumlar kısmında fikirlerinizi bizimle paylaşın, Atılgan’ın köprüsünde tartışmayı birlikte başlatalım!
- Yönetmen
- Süre
- 122 dakika
- Ülke
- Yıl
- Nerede İzlenir
Star Trek: Sonsuzluk Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Star Trek: Sonsuzluk" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.






