
Polar 2019
Emeklilik hayali kurarken kapısına kanlı bir hesaplaşma dayanan 50 yaşında karizmatik bir adam düşünün. Ama bu adam sıradan bir memur değil, “Siyah Kaiser” lakaplı efsanevi bir suikastçı.
Yönetmen Jonas Åkerlund’un kamera arkasına geçtiği Polar (2019), beyaz örtüyle kaplı sakin bir kış kasabası atmosferini, neon ışıklarıyla boyanmış karikatürize bir şiddet pornografisiyle birleştiriyor. Eğer bünyeniz yüksek dozda kan, stilize stil ve absürt bir mizahı kaldırabiliyorsa, aradığınız o çılgın seyirlik tam olarak burada duruyor.
Piyasada film önerisi ararken karşınıza sürekli birbirinin kopyası aksiyon yapımları çıkmasından sıkıldınız mı? Rahat olun, bu yapım sizi klişelerin arasında uyuşturmayacak.
Aksine, hızıyla başınızı döndürürken Mads Mikkelsen’in soğukkanlı karizmasıyla içinizi titretecek. Şiddetin stilize edildiği, mantığın biraz arka plana atıldığı ama eğlence katsayısının tavan yaptığı bu çizgi roman uyarlamasına girmeden önce emniyet kemerlerinizi bağlasanız iyi edersiniz.
Polar Filminin Konusu Nedir? Siyah Kaiser Kimdir?
Polar (2019) konusu, dünyanın en tehlikeli tetikçilerinden biri olan Duncan Vizla’nın (Mads Mikkelsen), 50 yaşına basıp zorunlu emekliliğe ayrılmaya hazırlanırken eski patronu tarafından hedef alınmasını anlatır. Vizla’nın emeklilik tazminatına el koymak isteyen şirket, genç ve acımasız suikastçılardan oluşan bir ekibi onun peşine takar. Ancak hesaplayamadıkları tek şey, Siyah Kaiser’ın kolay kolay av olmayacağıdır.
Aksiyon türünün sadık takipçileri için bu hikaye tanıdık gelebilir. Ancak filmin derdi hiçbir zaman karmaşık bir senaryo sunmak olmadı. Yıldızlı karların ortasındaki izole kulübesinde köpek besleyip örgü örmeye çalışan bir adamın, birdenbire hayatına giren genç bir kadın (Vanessa Hudgens) ve peşindeki renkli katiller çetesi yüzünden yeniden “canavara” dönüşmesini izliyoruz.
İçinde bolca mermi, göz alıcı renk paletleri ve sıra dışı işkence sahneleri barındıran bu yapım, seyircisine bir saniye bile nefes alacak alan bırakmıyor. Şirketin başındaki obez ve açgözlü patron Blut (Matt Lucas) ile ekibinin absürt tavırları, Duncan’ın buz gibi ciddiyetiyle birleşince ortaya garip ama işleyen bir kontrast çıkıyor.
John Wick Çakması Mı Yoksa Çılgın Bir Çizgi Roman Uyarlaması Mı?
Kritikler ve izleyiciler filmi ilk gördüklerinde hemen etiketi yapıştırdılar: “Hah, bir tane daha John Wick taklidi geldi.” Şunu net bir şekilde ortaya koyalım, evet, emekliye ayrılmak isteyen yalnız tetikçi motifi benziyor. Ancak stilistik açıdan bu iki yapımın yolları tamamen ayrılıyor.
Filmin kaynağı Victor Santos’un Dark Horse Comics etiketiyle yayımlanan sessiz web serisidir. Yani ortada çok daha stilize, çok daha karikatürize ve çizgi roman estetiğine sıkı sıkıya bağlı bir dünya var.
Yönetmen Jonas Åkerlund, müzik klip geçmişinden gelen görsel hafızasını filme sonuna kadar yansıtmış. Sahne geçişlerindeki çıldırtıcı temposu, ekranı kaplayan devasa renkli grafikler ve aşırı abartılı karakter tasarımları size daha önce Günah Şehri izlerken hissettiğiniz o çizgi roman panelindeymiş duygusunu yaşatıyor.
Bu yüzden filmi “gerçekçi bir ajan gerilimi” olarak değerlendirmek büyük bir haksızlık olur.
Gerçekçilik arayanlar bu duruma burun kıvırabilir ancak filmin amacı zaten bu abartılı dünyada seyirciyi eğlendirmek. Bir sahnede kar beyazı doğada huzur ararken, bir diğer sahnede turuncu ve pembe ışıkların altında patlayan kafaları izliyorsunuz. Şiddet o kadar abartılı ki bir noktadan sonra vahşet değil, bir tür “kara komedi” izlediğinizi fark ediyorsunuz.
Mads Mikkelsen Karakteri Duncan Vizla İle Nasıl Bir Performans Sergiliyor?
Mikkelsen faktörü olmasaydı bu yapım muhtemelen ortalama bir B-sınıfı aksiyon olarak unutulup giderdi. Danimarkalı aktör, tek gözünü kapatan bandı, gri sakalları ve çelik gibi duruşuyla ekrandaki her saniyeyi domine ediyor. Karakterin içsel çatışmasını, geçmişinin vicdan azabını neredeyse hiç konuşmadan sadece bakışlarıyla aktarabiliyor.
Aktörün fiziksel performansı da takdire şayan. 50 yaş üstü bir adamın çıplak elle onlarca adamı patakladığı sahneler, koreografi başarısı sayesinde hiç sırıtmiyor. Mikkelsen, karakterin yaşadığı travmaları ve duygusal boşluğu öyle bir dengeliyor ki, etrafındaki absürt renkli dünyayla çelişmek yerine o dünyayı kendi etrafında eksenliyor.
Polar Hangi Sinemaseverlerin Beklentilerini Karşılıyor?
Bu akşam ekran karşısına geçip ne izlemeli diye kara kara düşünüyorsanız ve tercihiniz yüksek tempolu, saf bir eğlencelikse cevabımız kesinlikle evet. Ancak filmin herkesin harcı olmadığını da belirtmek gerek. Eğer mantık hatalarına takılan, grafik şiddetten rahatsız olan veya derin felsefi alt metinler arayan biriyseniz bu film sizi mutsuz edebilir.
Peki bu yapım tam olarak kimler için biçilmiş kaftan?
- Görsel stili ön planda tutan, renk paletleriyle oynamayı seven yönetmen sinemasına ilgi duyanlar,
- Grafik şiddetin mizahla harmanlandığı kanlı sahnelerden rahatsız olmayanlar,
- Mads Mikkelsen’in tek kişilik dev kadro şovlarına bayılanlar,
- Kafayı boşaltıp film izle seçeneğini tıklayarak katıksız bir adrenalin yaşamak isteyenler.
Özellikle çizgi roman uyarlamalarında stilize aksiyon sevenlerin kaçırmaması gereken bir iş. Tıpkı zamanında sinemalarda fırtına gibi esen Hepsini Vur tarzı, kuralları hiçe sayan saf aksiyon filmlerini özlediyseniz doğru adrestesiniz.
Polar Filminin Artıları ve Eksileri (Sivri Bir İnceleme)
Her sinema yapıtı gibi bu filmin de parıldadığı ve çamura battığı noktalar var. Tarafsız bir gözle değerlendirmek gerekirse, yapımın güçlü ve zayıf yönlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
Siyah Kaiser’ın Dünyasında Öne Çıkan Başarılar
- Mads Mikkelsen Karizması: Filmin açık ara en büyük kozu. Karakteri adeta yaşıyor ve yaşatıyor.
- Görsel Yönetmenlik ve Renk Paleti: Kışın dondurucu beyazıyla neon renklerin harika uyumu.
- Dövüş Koreografileri: Dar alanlarda geçen, özellikle koridor ve lazerli nişangah sahnelerindeki yaratıcı dövüşler.
- Temponun Düşmemesi: 2 saatlik süresine rağmen seyirciyi sıkmayan dinamik kurgu.
Görsel Şölenin Arkasında Kalan Eksiklikler
- Karikatürize Kötü Karakterler: Yan karakterler ve kötü adamlar zaman zaman fazla cıvık ve yapay kalıyor.
- Senaryo Sığlığı: Derinlikli bir hikaye beklentisi olanlar için oldukça düz ve tahmin edilebilir bir olay örgüsü.
- Gereksiz Abartılan İşkence Sahneleri: Bazı sahnelerdeki şiddetin dozu hikayeye katkı sağlamaktan çok şok etme amacı taşıyor.
Yapım Hakkında Muhtemelen Duymadığınız 3 İlginç Kamera Arkası Detayı
Filmleri izlemek kadar arka planındaki detayları öğrenmek de sinefiller için ayrı bir zevktir. İşte film hakkında bilinmeyen birkaç detay:
1. Yönetmenin Müzik Kökleri: Yönetmen Jonas Åkerlund, sinemadan önce metal müzik grubu Bathory’nin davulcusuydu. Ayrıca The Prodigy, Madonna ve Lady Gaga gibi isimlerin en ikonik kliplerini yönetti. Filmdeki o aşırı hareketli ve ritmik kurgunun sebebi işte bu müzikal geçmiş.
2. Sessiz Çizgi Romandan Sesli Sinemaya: Orijinal çizgi roman serisi hiçbir diyalog içermez. Bütün hikaye tamamen görseller üzerinden akar. Senarist Jayson Rothwell, karakterlere diyalog yazarken bu sessiz atmosferin yarattığı gizemi korumakta bir hayli zorlanmıştır.
3. Bizzat Mikkelsen’in Dokunuşları: Mads Mikkelsen, aksiyon sahnelerinin birçoğunda dublör kullanmayı reddetti. İlerleyen yaşına rağmen zorlu dövüş koreografileri için aylarca özel bir yakın dövüş eğitimi aldı.
Aksiyon Tutkunları İçin Benzer Film Tavsiyeleri
Bu tarz stilize şiddeti, hızlı kurguyu ve tetikçi evrenlerini seviyorsanız, en iyi aksiyon filmleri listenize ekleyebileceğiniz ve platformumuzda incelemelerini bulabileceğiniz harika önerilerimiz var. Örneğin, yine çizgi roman estetiğini iliklerinize kadar hissettiren Wanted filmi tempolu aksiyon arayanlar için muazzam bir seçenektir.
Daha soğukkanlı, disiplinli ve metodik bir suikastçının iç dünyasına girmek isterseniz de David Fincher imzalı The Killer yapımına mutlaka göz atmalısınız. Bu filmler, 2019 yılı filmleri arasında sıyrılan bu yapımla benzer temaları farklı yönetmen vizyonlarıyla sunmayı başarıyor.
Emeklilikte Huzur Yoksa Katliam Var: Polar’ın Sinema Değeri
Sözü fazla uzatmayalım, elimizde patlamaya hazır bir bomba var. Bütün kusurlarına, abartılı karakterlerine ve senaryodaki bazı yüzeyselliklere rağmen bu yapım vaat ettiği şeyi kusursuz veriyor: Katıksız, stilize ve eğlenceli bir aksiyon tecrübesi. Mads Mikkelsen’in karizması hatrına bile ekran başında geçireceğiniz sürenin her dakikasına değecektir.
Siz bu çılgın seyirlik hakkında ne düşünüyorsunuz? Siyah Kaiser’ın intikam yolculuğu sizi tatmin etti mi yoksa abartılı şiddet sahneleri canınızı mı sıktı? Aşağıdaki yorumlar kısmında fikirlerinizi paylaşmayı ve tartışmaya katılmayı unutmayın. Bir sonraki film incelemesinde görüşmek üzere, sinemayla kalın!
- Yönetmen
- Süre
- 118 dakika
- Yıl
- Nerede İzlenir
Polar Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Polar" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.






