Savaş Atı kapak fotoğrafı ve duvar kağıdı

Savaş Atı (War Horse) 2011

·

Savaş Atı afişi
Fragmanı İzle

Bir köşede İngiliz kırsalının kartpostal tadındaki yeşillikleri, diğer köşede ise 1. Dünya Savaşı’nın çamur, dikenli tel ve barut kokan cehennemi… Steven Spielberg koltuğa oturduğunda sinema salonunda mendil dayanmayacağını zaten az çok tahmin edersiniz.

Ancak elinde bir insan değil de dört nala koşan bir tay olduğunda, o gözyaşı musluklarını tam kapasite açacağını muhtemelen hesaplamamıştınız. Savaş Atı (War Horse), Hollywood’un usta yönetmeninin tarihsel dramalara duyduğu o tutkulu aşkın en duygusal, en gösterişli ve yer yer sinema tarihine selam çakan örneklerinden biri.

Hani bazı akşamlar ekran karşısına geçip “Bana şöyle görselliğiyle gözümü doyuracak, hikayesiyle içimi cız ettirecek ama kafamı da çorbaya çevirmeyecek sağlam bir film önerisi lazım” dersiniz ya? İşte tam o anlarda imdadınıza yetişen bir yapımla karşı karşıyayız.

Aradığınız şey tam olarak bu hisse, doğru adrestesiniz. Ama baştan uyarayım, bu incelemede filmi körü körüne övmeyeceğiz, aksine Spielberg’in epik masalsılığı ile savaşın sert gerçekleri arasındaki o ince çizgiyi masaya yatıracağız.

Savaş Atı Konusu Nedir ve Gerçek Bir Hikayeye mi Dayanıyor?

Savaş Atı (War Horse), 1. Dünya Savaşı patlak verdiğinde kırsal İngiltere’den alınıp İngiliz süvarilerine satılan Joey adındaki sıra dışı bir atın ve onun peşini bırakmayan genç sahibi Albert’ın destansı yolculuğunu anlatır. Film, Michael Morpurgo’nun 1982 tarihli aynı adlı çocuk romanından uyarlanmıştır ve tamamen kurgusal bir hikayeye dayanmaktadır.

Hikayemiz Devon’ın yemyeşil tepelerinde başlar. Alkolik ama gururlu bir çiftçi olan Ted Narracott, tarlasını sürmek için tamamen mantıksız bir kararla açık artırmada fahiş bir fiyata bir cins at satın alır. Oğlu Albert, bu gururlu ve hırçın taya “Joey” adını verir ve aralarında sarsılmaz bir bağ kurulur.

Ancak kıtlık ve fırtına kapıyı çalınca, üstüne bir de 1. Dünya Savaşı patlak verince Joey, borçları ödemek adına İngiliz ordusuna satılır. Buradan itibaren Joey’nin elden ele geçen, İngiliz süvarilerinden Alman askerlerine, Fransız bir dede ve torunundan savaşın mekanik cehennemine uzanan inanılmaz sürgünü başlar.

Spielberg Sinemasının İki Yüzü: Masalsı Hollywood ile Siper Savaşının Dehşeti

Steven Spielberg denince akla gelen ilk şey harikalar hissi ve usta işi görsel anlatımdır. Yönetmenin sinematografik geçmişine baktığımızda, savaşı tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpan Er Ryan’ı Kurtarmak gibi bir şaheser görürüz.

Fakat Savaş Atı yapımında durum biraz farklı. Spielberg burada 2. Dünya Savaşı’nın o kanlı, klostrofobik anlatımını değil, John Ford sinemasına göz kırpan, geniş açılı, destansı ve klasik bir Hollywood üslubunu benimsiyor.

Film aslında teknik anlamda bir insani dramadan ziyade bir “antoloji” gibi işliyor. Joey, savaşın her iki tarafındaki insanlığın, vicdanın ve heba olan hayatların sessiz bir tanığı konumunda.

Bir atın gözünden savaşın anlamsızlığına bakmak, sinemada sık karşılaştığımız bir yöntem değil. Bu tercih, yapıma yer yer bir peri masalı havası katarken, yer yer de endüstriyel savaş makinelerinin canlıları nasıl ezip geçtiğini gösteren sert bir eleştiriye dönüşüyor.

Janusz Kamiński ve John Williams İkilisinin Görsel ve İşitsel Hipnozu

Spielberg’in değişmez görüntü yönetmeni Janusz Kamiński, filmin ilk yarısındaki Devon sahnelerinde altın sarısı ışıklar, doygun yeşiller ve kartpostalı andıran kadrajlar kullanıyor.

Savaş alanına geçildiğinde ise palet aniden griye, çamura ve kızıla kayıyor. Özellikle “Tarafsız Bölge” (No Man’s Land) sahnelerindeki ışık kullanımı ve siluet çekimleri adeta birer tablo niteliğinde.

Müzik tarafında ise yaşayan efsane John Williams var. Williams’ın besteleri, filmin duygusal yükünü doğrudan sırtlıyor. Bazen İngiliz halk müziğinin o pastoral tınılarını duyuyoruz, bazen de pirinç üflemelilerin yarattığı o askeri ve trajik havayı hissettiriyor.

Ancak dürüst olalım, müzik kullanımı zaman zaman okuyucuyu veya izleyiciyi “Şimdi ağlaman gerekiyor!” dercesine manipüle etmekten de geri durmuyor.

Savaş Atı Filmi Neden İzlemeli? Derin Karakter Analizi ve İçerik Boşluğu

İnternetteki pek çok incelemede filmin sadece bir “at ile çocuk arasındaki sevgi” hikayesi olduğu yazılır geçer. Oysa filmin asıl derinliği ve rakiplerin pek değinmediği nokta, 1. Dünya Savaşı’nın teknolojik dönüşümünü bir hayvanın gözünden sunmasıdır.

Joey, Viktorya döneminin şanlı süvari hücumlarından başlar, ancak makineli tüfeklerin, gaz bombalarının ve koca çelik tankların devrine toslar. Kısacası Joey, centilmenlik illüzyonuyla başlayan bir savaşın, insanlığı yutan mekanik bir canavara dönüşmesinin canlı simgesidir.

Filmdeki yan karakterler kısa sürelerle ekranda kalsa da derin izler bırakıyor:

  • Kaptan Nicholls (Tom Hiddleston): İdealist, nazik ve şerefli bir İngiliz subayı. Kılıçla makineli tüfeğe karşı yapılan o trajik süvari hücumunda savaşın romantizminin nasıl yok olduğunu simgeler.
  • Gunther ve Michael: Alman ordusundaki iki genç kardeş. Savaşın ideolojilerden ibaret olmadığını, cepheye sürülen çocukların çaresizliğini gözler önüne serer.
  • Emilie ve Dedes: Fransız kırsalında savaşın gölgesinde yaşamaya çalışan kırılgan bir torun ve korumacı bir dede. Sivil halkın savaşta ödediği ağır bedeli temsil ederler.

Savaş temasını modern dönemin minimalist tonda işleyen 1917 yapımıyla veya Alman cephesinin acımasızlığını katıksız bir gerçekçilikle sunan Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok filmiyle karşılaştırdığımızda, Savaş Atı çok daha umut dolu, hümanist ve “eski usül” kalıyor. Spielberg, insani sıcaklığı anlatırken kimi zaman Terminal filmindeki o naïf duygusallığı tarihsel bir felaketin ortasına yerleştirmeyi başarıyor.

Savaş Atı Filminin Öne Çıkan Başarıları ve Göze Batan Eksikleri

Eğer bu akşam bu yapımı izleme listenize ekleyip eklememek arasında kaldıysanız, işte karar vermenizi kolaylaştıracak objektif bir terazi:

Yapımı Özel Kılan Estetik ve Duygusal Başarılar

  • Nefes Kesici Sinematografi: Janusz Kamiński’nin görüntü yönetmenliği ders niteliğinde. Özellikle dikenli tellere takılan atın sahneleri ve siper aksiyonları sinematografik bir zirve.
  • Oyunculuk Gösterisi Sergileyen Atlar: CGI’a neredeyse hiç başvurulmadan, eğitimli atlarla çekilen sahnelerdeki duygu aktarımı ve “oyunculuk” inanılmaz seviyede.
  • Unutulmaz “Tarafsız Bölge” Sahnesi: Bir İngiliz ve bir Alman askerinin sırf bir atı kurtarmak için siperlerden çıkıp birlikte çalışması, sinema tarihinin en güçlü barış mesajlarından biri.
  • Zengin Oyuncu Kadrosu: Jeremy Irvine, Benedict Cumberbatch, Tom Hiddleston, David Thewlis ve Niels Arestrup gibi dev isimlerin performansı kısa sürelerine rağmen harika.

Eleştirmenlerin Soru İşaretiyle Yaklaştığı Zayıf Noktalar

  • Aşırı Melodramatik Ton: Spielberg bazen duygusallığın dozunu o kadar artırıyor ki, yapım Hollywood pembe dizilerine veya masalsı bir pembe buluta evrilebiliyor.
  • Süresinin Uzunluğu: 2 saat 26 dakikalık süre, episodic (bölüm bölüm) yapı nedeniyle yer yer temposunu kaybedebiliyor.
  • Gerçekçilikten Uzak Şans Faktörleri: Joey’nin savaşın ortasındaki rastlantısal karşılaşmaları, gerçekçi savaş filmi arayan bünyelere biraz “fazla tesadüfi” gelebilir.

Savaş Atı Hangi Tarz İzleyicilere Hitap Ediyor?

Bir sonraki sinema durağını belirlemekte kararsız kalanlar için net bir rehber sunalım. Bu film, buram buram tarih kokan dönem işlerini sevenler, insan-hayvan dostluğunu temel alan duygusal dramalara gözyaşı dökmekten çekinmeyenler ve klasik Hollywood sinematografisine hayran olanlar için kusursuz bir seçim.

Öte yandan, “Benim aradığım şey belgesel niteliğinde, sert, kanlı ve sıfır ajitasyon içeren katıksız bir savaş filmi” diyorsanız, bu filmdeki klasik romantizm ve masalsı anlatım sizi biraz irite edebilir. Tercih listenizde realizm başı çekiyorsa, filmin son çeyreğindeki mucizevi tesadüfler gözlerinizi devirmenize neden olabilir.

Kamera Arkasından Bilinmeyen 2 Şaşıırıcı Detay

1. Joey’i Tek Bir At Oynamadı: Filmin başrolü olan Joey karakterini canlandırmak için tam 14 farklı at kullanıldı! Atların her biri farklı sahneler (koşma, duygusal yakın çekimler, çamur sahneleri) için özel olarak eğitilmişti. Joey’nin gençliğini ve yetişkinliğini canlandıran ana atın adı ise “Finder” idi.

2. Dikenli Teller Plastikten Üretildi: Filmin en yürek burkan sahnelerinden biri olan Joey’nin siperlerdeki dikenli tellere dolandığı sahnede, hayvan hakları gözetilerek tamamen özel yumuşak kauçuk ve plastikten üretilmiş teller kullanıldı. Sahne o kadar gerçekçiydi ki set ekibi bile çekimler sırasında gözyaşlarını tutamadı.

Savaş Atı İçin Son Değerlendirme: Spielberg’in Duygu Yüklü Mirası

2011 yapımları arasında Oscar adaylıklarıyla adından sıkça söz ettiren Savaş Atı, Spielberg’in sinemasal birikimini, usta görsel anlatımını ve hümanist bakış açısını sonuna kadar hissettiren epik bir eser.

Eksikleri, aşırı duygusal hamleleri var mı? Kesinlikle var. Ama o meşhur “Tarafsız Bölge” sahnesi ve finale doğru gün batımında atılan o siluet kadrajı bile bu filme şans vermek için yeterli bir sebep.

Peki siz bu yapımı izlediniz mi? Spielberg’in bir at üzerinden savaş eleştirisi yapması sizce dahi bir fikir miydi, yoksa ajitasyonun dozunu biraz kaçırmış mı? Joey’nin hikayesi sizin de gözlerinizi doldurdu mu? Yorumlarda buluşalım, filmi gömmek de övmek de serbest, fikirlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum!

Süre
146 dakika
Yıl
Nerede İzlenir
Şu an herhangi bir dijital yayın platformunda bulunmamaktadır.
×
×
Paylaş
Savaş Atı Filmi İçin Tepki Ver!

Savaş Atı Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!

Bu içerik size nasıl hissettirdi?
Savaş Atı Filmi Yorumları
Misafir kullanıcı profil fotoğrafı

    Burada bir sessizlik hakim... "Savaş Atı" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

    Yorum yaparak görüşlerini paylaş
    Geri Bildirim
    Neler oluyor?
    Neler Oluyor?
    ×
    Yükleniyor...
    Yardımcı olayım mı?
    SineBot Birkaç tıkla sana en uygun içeriği bulalım
    Baştan Başla ×