John Carter: İki Dünya Arasında kapak fotoğrafı ve duvar kağıdı

John Carter: İki Dünya Arasında (John Carter) 2012

·

John Carter: İki Dünya Arasında afişi
Fragmanı İzle

Disney’in kasasından çektikleri 250 milyon doları Mars’ın kızıl tozlarına gömen, sinema tarihinin en pahalı ama en haksızlığa uğramış devasa projesine hoş geldiniz. Eğer hafta sonu için bir film izleme maratonu planlıyor ve “Artık birbirinin kopyası Marvel veya DC yapımlarından kusmak üzereyim” diyorsanız, aradığınız vaha tam olarak burada.

John Carter: İki Dünya Arasında, Hollywood’un pazarlama dâhilerinin (!) elinde heder olmuş, fakat görsel ihtişamı ve saf pulp bilim kurgu ruhuyla zamana meydan okuyan devasa bir seyirlik. Okuduğunuz tüm o “gişe felaketi” manşetlerini unutun, sinema koltuğuna kurulup Kızıl Gezegen’in yerçekimsiz atmosferinde zıplamaya hazırlanın.

John Carter Filmi Konusu Nedir? Kızıl Gezegen Barsoom’da Nasıl Bir Macera Yaşanıyor?

John Carter: İki Dünya Arasında, Amerikan İç Savaşı’nın travmalarını atlatamayan eski bir konfederasyon süvarisi olan John Carter’ın, gizemli bir madende bulduğu kadim cihazla kendisini bir anda Mars’ta (Barsoom) bulmasını konu alır. Mars’ın düşük yerçekimi sayesinde süper insan güçleri kazanan Carter, dört kollu devasa Thark kabilesi ile savaşan iki insan benzeri ırkın ortasında kalarak gezegenin kaderini değiştirecek amansız bir mücadeleye girişir.

Pixar’ın Dahi Yönetmeni Mars’ta Neden Çakıldı? Andrew Stanton ve Disney Trajedisi

Düşünün ki elinizde VOL-I gibi animasyon dünyasında devrim yaratmış, duygu küpü bir başyapıtın mimarı Andrew Stanton var. Adamı alıyorsunuz, canlı aksiyon (live-action) sinemaya transfer edip eline yüz yıldır bekleyen bir uzay destanını veriyorsunuz. Sonuç? Bütçesi kontrol edilemeyen ama her karesinden vizyon fışkıran bir epik. Stanton, animasyondaki o muazzam görsel hikâye anlatıcılığını canlı oyuncularla birleştirirken zerre çekinmemiş.

Ancak Hollywood bürokrasisi ve talihsiz kararlar filmin boynuna ilmeği taktı. Disney, sırf bir önceki yıl batan “Mars Needs Moms” animasyonu yüzünden filmin orijinal adındaki “of Mars” (Marslı) kelimesini sildi. Geriye ne kaldı? “John Carter”. Yani sıradan bir muhasebeci adı gibi duran bir başlık! Seyirci sinema salonunun önünden geçerken bunun devasa bir gezegen savaşı mı yoksa vergi memurunun hayatı mı olduğunu anlayamadı. Neyse ki bugün bu saçmalıklardan sıyrılıp filmi hak ettiği gözle izleyebiliyoruz.

Arak mı Yoksa Atası mı? Avatar ve Star Wars’un Esin Kaynağı Olan Evren

İşte izleyicinin en çok düştüğü o büyük tuzak: Filmi izlerken “Yahu bu sahneleri Avatar filminde veya Star Wars’ta gördük zaten, kopyalamışlar” diyebilirsiniz. Sakın bu hataya düşmeyin, çarpılırsınız! Edgar Rice Burroughs bu romanı 1912 yılında, yani tam bir asır önce yazdı. George Lucas’tan James Cameron’a, Superman’in yaratıcılarından pop kültürün tüm uzay efsanelerine kadar herkes ama herkes fikirlerini bu kitaptan otlandı.

Dolayısıyla John Carter: İki Dünya Arasında bir taklit değil, orijinal kaynağın ta kendisidir. Filmde izlediğiniz o uçan kalyonlar, arena dövüşleri, prensesi kurtarma sevdaları ve gezegenler arası gladyatör estetiği, modern bilim kurgunun ham maddesidir. Ne izlemeli diye uzay-fantastik türünde köklü bir öneri arayan sinefiller için bu durum, türe saygı duruşu niteliğindedir.

Barsoom’un Sakinleri: Karakterler, Sınıflar ve Oyunculuk Performansları

Taylor Kitsch’in canlandırdığı John Carter, dönemin “kaslı ama içi boş” kahraman kalıplarına kıyasla şaşırtıcı derecede depresif ve katmanlı bir karakter. Adam karısını ve çocuğunu kaybetmiş, hayata küsmüş bir gazi. Mars’a ışınlandığında “Aaa ne güzel zıplıyorum” deyip sevinmiyor, “Yine mi savaş, bırakın beni maden kazayım” kafasında takılıyor. Bu isteksizlik, onun kademeli olarak bir kahramana dönüşme sürecini çok daha inandırıcı kılıyor.

Prenses Dejah Thoris rolünde Lynn Collins ise klasik “kurtarılmayı bekleyen çaresiz kadın” şablonunu paramparça ediyor. Karşımızda Mars’ın en iyi bilim insanı, kılıç ustası ve politik stratejisti var. Üstelik yeşil derili, dört kollu Thark kabile lideri Tars Tarkas’ı seslendiren ve performans yakalama tekniğiyle canlandıran Willem Dafoe’nun kattığı ruhu hissetmemek imkânsız. Bu uzaylılar CGI ucubesi değil, nefes alan topluluklar gibi hissettiriyor.

2012 Yılı Filmleri Arasında Görsel Efekt Devrimi ve Atmosfer

Aynı dönemde vizyona giren ve Prometheus gibi karanlık uzay atmosferi sunan yapımların aksine, Barsoom evreni turuncu, kırmızı ve bakır tonlarında parıldayan, adeta Viktorya dönemi çöl estetiğine sahip. Michael Giacchino’nun bestelediği o gürültülü ve epik orkestral müzikler ise sahnelerin ivmesini iki katına çıkarıyor.

Aksiyon sahnelerindeki koreografi ve fizikle oynama sekansları sinematografik açıdan muazzam. Carter’ın düşük yerçekiminde sıçrayarak devasa yaratıkların tepesine bindiği sahneler, modern fantezi sinemasının unutulmaz anları arasında yer almalıydı. Yapım ekibi dijital ortamla gerçek Utah çöllerini öyle bir harmanlamış ki, yeşil perde hissi neredeyse sıfıra indirilmiş.

John Carter’ın Sinematografik Başarıları ve Göze Batan Eksikleri

Her büyük yapım gibi bu filmin de kendine has zaferleri ve tökezlediği noktalar mevcut. İşte tarafsız bir teraziyle filmin artı ve eksi karnesi:

  • Sürükleyici Dünya İnşası (+): Barsoom gezegeninin kültürü, dili, ekosistemi ve mimarisi en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. İçine çekilmemek imkânsız.
  • Nefes Kesici Aksiyon (+): Özellikle gladyatör arenasındaki ak beyaz canavarla (White Apes) dövüş sahnesi tam bir görsel şölen.
  • Harika Müzikler (+): Michael Giacchino’nun orkestral besteleri filmin epik hissini tavan yaptırıyor.
  • Karmaşık Terminoloji (-): Film ilk yarım saatte izleyicinin üzerine Thark, Helium, Zodanga, Thern, Barsoom gibi onlarca terim fırlatıyor. Konuya yabancı olanların kafası karışabilir.
  • Aceleye Getirilmiş Yan Hikâyeler (-): Düşman tarafındaki Thern ırkının motivasyonları biraz yuvarlanmış hissettiriyor.

Klasik Bilim Kurgu ve Egzotik Gezegen Maceraları Meraklıları İçin Biçilmiş Kaftan

Eğer retro bilim kurgu, çizgi roman estetiği, yüksek bütçeli fantastik maceralar ve farklı evren temalı yapımları seviyorsanız bu film tam size göre. “Sinema tarihinin en büyük gişe kazalarından biri nasıl olmuş?” merakıyla yaklaşsanız bile, katıksız bir eğlence vaat ediyor.

Bunu Biliyor muydunuz? (Kamera Arkası Sırları)

  • Filmin çekimleri sırasında Utah çöllerinde gerçekten tarihi yerli kalıntıları ve fosiller bulundu. Ekip çekimleri birkaç kez durdurmak zorunda kaldı.
  • Yönetmen Andrew Stanton, canlı oyuncularla çalışırken Pixar alışkanlıklarını terk edemediği için sahnelerin büyük çoğunluğunu baştan sona ikişer üçer kez yeniden çekti. Bu durum bütçenin kontrolden çıkmasındaki en büyük etkendi.

Yıllar Sonra Değeri Anlaşılan Bir Bilim Kurgu Mirası

Özetle dostlar, Hollywood’un vizyonsuz pazarlama stratejilerine kurban gitmiş, en iyi filmler listelerinde hak ettiği yeri alamamış bir tavsiye var karşınızda. 2012 yılı filmleri arasında vizyona girdiğinde küçümsenen bu yapım, bugün dijital platformlarda izlediğimiz pek çok sıradan bilim kurgudan fersah fersah üstün. Önyargılarınızı rafa kaldırın, mısırınızı patlatın ve Mars’ın epik mücadelelerine tanıklık edin.

Peki siz bu haksızlığa uğramış epik hakkında ne düşünüyorsunuz? Film hak ettiği ilgiyi göremedi mi yoksa gişede batmayı gerçekten hak ediyor mu? Yorumlarda benimle kapışmaya bekliyorum, düşüncelerinizi yazmayı unutmayın!

Süre
132 dakika
Ülke
Yıl
Nerede İzlenir
×
×
Paylaş
John Carter: İki Dünya Arasında Filmi İçin Tepki Ver!

John Carter: İki Dünya Arasında Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!

Bu içerik size nasıl hissettirdi?
John Carter: İki Dünya Arasında Filmi Yorumları
Misafir kullanıcı profil fotoğrafı

    Burada bir sessizlik hakim... "John Carter: İki Dünya Arasında" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

    Yorum yaparak görüşlerini paylaş
    Geri Bildirim
    Neler oluyor?
    Neler Oluyor?
    ×
    Yükleniyor...
    Yardımcı olayım mı?
    SineBot Birkaç tıkla sana en uygun içeriği bulalım
    Baştan Başla ×