
Kanunsuzlar (Lawless) 2012
·
1930’ların Amerika’sında, Büyük Bunalım’ın göbeğinde ve Büyük Alkol Yasağı’nın (Prohibition) tam ortasındayız. Herkesin kaçak içki peşinde koştuğu, polisin çetelere, çetelerin polise karıştığı o meşhur kanlı dönemdeyiz. Ancak Kanunsuzlar (Lawless) – 2012, alışılagelmiş İtalyan mafyası şıklığını ya da şapkalı şehir gangsterlerini bir kenara bırakıp bizi Virginia’nın çamurlu, tozlu ve kaçak alkol kokan dağlarına götürüyor. Sıkı bir film tavsiyesi arayanlar için atmosferiyle büyüleyen bu yapım, efsanelerle örülü bir aile dramını vahşi bir suç hikayesiyle harmanlıyor.
Eğer bu akşam kaliteli bir film önerisi peşindeyseniz ve sıradan aksiyonlardan sıkıldıysanız, doğru adrestesiniz. John Hillcoat’un yönettiği, senaryosunu ve müziklerini rock dünyasının dahi ismi Nick Cave’in üstlendiği bu film, sinema tarihinin en nev-i şahsına münhasır kardeşlik portrelerinden birini çiziyor. Peki, bu kaotik dünyada Bondurant kardeşleri bu kadar özel yapan şey ne? Gelin, kaçak rakı kokulu bu taşra anlatısına derinlemesine bakalım.
Kanunsuzlar (Lawless) Konusu Nedir ve Gerçek Bir Hikayeye mi Dayanıyor?
Kanunsuzlar (Lawless), 1930’lu yılların Virginia eyaletine bağlı Franklin County’de, yasadışı kaçak içki (moonshine) üreten ve dağıtan üç kardeşin—Forrest, Howard ve Jack Bondurant’ın—yerel otoriteye ve Şikago’dan gelen yozlaşmış kolluk kuvvetlerine karşı koyma hikayesini anlatır. Yapım, Matt Bondurant’ın kendi öz dedesinin ve büyük amcalarının gerçek hayat mücadelelerini kaleme aldığı “The Greatest County in the World” adlı biyografik romandan uyarlanmıştır.
Arama motorlarında sıkça karşılaşılan “Bondurant kardeşler gerçekten ölümsüz müydü?” sorusu, filmin tam merkezinde yer alan mitolojik anlatının temelini oluşturur. Kasaba halkı arasında bu üç kardeşin hiçbir şekilde öldürülemeyeceğine dair neredeyse mistik bir inanç vardır. İspanyol gribini atlatmış, savaşlardan sağ çıkmış ve defalarca ölümün kıyısından dönmüş bu adamlar, kendilerine kurulan her pusudan bir şekilde sağ çıkmayı başarırlar. Film, bu efsaneyi doğrudan fantastik bir öge olarak sunmak yerine, dönemin sert taşra koşullarında kurulan insan psikolojisiyle zekice harmanlar.
Yenilmezlik Miti ve Kan Bağı: Bondurant Kardeşler Portresi
Filmin omurgasını oluşturan üç kardeş, suç dünyasında benzerine az rastlanır bir karakter dengesine sahiptir. En büyük kardeş Howard (Jason Clarke), I. Dünya Savaşı’nın travmasını üzerinden atamamış, kas gücü yüksek ve alkole fazlasıyla düşkün bir fırtınadır. Ailenin direği ve fiili lideri olan Forrest Bondurant (Tom Hardy) ise tam bir hırıldayan kaya parçasıdır.
Tom Hardy bu rolde neredeyse hiç konuşmaz, duygularını, tepkilerini ve hatta tehditlerini sadece hırlayarak, mırıldanarak ve ikonik hırkasının içinde omuz silkerek ifade eder. Oyunculuk dersi olarak okutulabilecek bu sessiz performans, karakteri devasa bir figüre dönüştürür.
Ailenin en küçüğü olan Jack (Shia LaBeouf) ise abilerinin gölgesinden kurtulmaya çalışan, lüks kıyafetlere, hızlı arabalara ve kasabanın rahibinin kızına (Mia Wasikowska) göz koyan hırslı bir gençtir. Jack’in büyük adam olma sevdası, hikayenin tüm dramatik çarklarını harekete geçiren ana motordur. Klasik suç sinemasındaki aile dinamiklerini düşündüğümüzde, Baba (The Godfather) filmindeki Corleone kardeşler ne kadar stratejik ve şehirliyse, Bondurant kardeşler o kadar ilkel, içgüdüsel ve toprağa bağlıdır.
Charlie Rakes: Sinema Tarihinin En İğrenç ve Unutulmaz Kötüsü
Bir suç drama yapımını öne çıkaran en önemli öge, kahramanların karşısına konulan düşmanın kalitesidir. Guy Pearce’ın canlandırdığı Özel Müfettiş Charlie Rakes karakteri, sinema tarihinde izleyicinin nefretini bu kadar başarılı kazanan nadir kötülerden biridir. Şikago’dan taşraya atanan, kaşları kazınmış, saçları ortadan ayrılıp briyantinlenmiş, titizlik hastası ve morid derecede sadist olan bu adam, yerel halkı ve Bondurant kardeşleri aşağılamayı bir yaşam amacı haline getirir.
Rakes, eldivenlerini çıkarmadan şiddet uygulayan, yasayı kendi kişisel tatminleri için esneten tam bir sosyopattır. Onun varlığı, filmin tonunu sıradan bir kaçakçılık hikayesinden buram buram gerilim kokan bir hayatta kalma savaşına taşır. Dönemin şehirli gangster estetiğini temsil eden Halk Düşmanları gibi yapımlardaki şık suçluların aksine, Rakes’in temsil ettiği otorite çok daha kirli ve mide bulandırıcıdır.
John Hillcoat ve Nick Cave Dokunuşu: Görsel ve İşitsel Şölen
Yönetmen John Hillcoat, çiğ şiddeti ve çorak atmosferleri perdeye aktarma konusunda usta bir isimdir. Filmde Virginia’nın eşsiz doğası, sararmış yapraklar, çamurlu yollar ve ahşap kulübelerin kasvetli havası muazzam bir cinematography ile sunulur. Ancak filmin ruhunu üfleyen asıl güç Nick Cave ve Warren Ellis ikilisinin imzasını taşıyan müziklerdir.
Nick Cave, 1930’ların atmosferine doğrudan geleneksel bluegrass ya da country müzik koymak yerine, Velvet Underground ve Radiohead gibi modern grupların parçalarını dönemin enstrümanlarıyla yeniden yorumlayarak filme zamansız bir kimlik kazandırmıştır. Bu tercih, sahnelerdeki şiddetin ve dramın etkisini iki katına çıkarır. Yapım, tozlu yapısıyla klasik bir Vahşi Batı anlatısını anımsatsa da, temposu ve stilize şiddetiyle modern bir neo-western olarak öne çıkar.
Kanunsuzlar Filminin Başarıları ve Göze Çarpan Kusurları
Her yapımda olduğu gibi bu filmin de parladığı ve çuvalladığı noktalar mevcut. Tamamen objektif bir gözle bakacak olursak, yapımın güçlü ve zayıf yönlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
Filmin Sinematografik ve Anlatısal Güçleri
- Tom Hardy’nin Şov Yapması: Neredeyse sıfır diyalogla, sadece beden dili ve mırıltılarla bir karakterin nasıl ikonikleştirileceğinin kanıtı.
- Atmosferik Derinlik: Kostüm tasarımından kaçak içki imalathanelerine kadar dönemin ruhu iliklerinize kadar işliyor.
- Şiddetin Gerçekçiliği: Şiddet sahneleri estetize edilmiyor, hissettirdiği acı son derece çiğ ve vurucu.
- Nispeten Özgün Müzikler: Nick Cave’in modern parçaları 1930’lar tarzıyla harmanlaması filme harika bir dinamizm katmış.
- Guy Pearce’ın Oyunculuğu: Ekran karşısında nefretinizi bu kadar net kazanabilen kaç tane kötü karakter var ki?
Yapımın Beklentilerin Altında Kalan Yönleri
- Gary Oldman’ın Ziyan Edilmesi: Efsanevi oyuncunun canlandırdığı gangster Floyd Banner karakteri harika bir giriş yapıyor ancak filmin geri kalanında adeta unutuluyor.
- Son Perdenin Aceleye Gelmesi: Filmin ilk iki yarısındaki o ağır, kasvetli ve gerçekçi tempo, final çatışmasında biraz daha standart Hollywood aksiyon kalıplarına teslim oluyor.
- Romantik Hatların Zayıflığı: Jessica Chastain ve Mia Wasikowska gibi dev isimlerin karakterleri, erkek egemen bu hikayede ne yazık ki yeterince derinleştirilemiyor.
Kanunsuzlar Filmini Kimler İzlemeli? (Ve Sürpriz Kamera Arkası Detayları)
Eğer dönem filmlerine, suç dramalarına, karakter odaklı çatışmalara ve sert atmosferlere ilgi duyuyorsanız, en iyi filmler listenize rahatlıkla ekleyebileceğiniz bir eser duruyor karşınızda. Ağır temposuna rağmen sürükleyiciliğini kaybetmeyen yapısı, dönem estetiğini seven izleyicileri fazlasıyla tatmin edecektir. Hafta sonu için kaliteli bir film gecesi planlıyorsanız, film gecesi listenizin üst sıralarında yer almayı hak ediyor.
Gelelim sinefillerin en sevdiği kısma, kamera arkasından az bilinen detaylar:
- Shia LaBeouf ve Gerçek Kaçak İçki: Shia LaBeouf, rolden çıkmamak ve yüzündeki o “içki içmiş” şişkinliği yakalayabilmek için çekimler boyunca set ortamında gerçekten yüksek alkollü ev yapımı içkiler tüketmiştir.
- Yumruk Yumruğa Kavgası: Shia’nın aşırı alkollü olduğu günlerden birinde Tom Hardy ile karavanda kavga ettiği ve Hardy’yi bayıltana kadar yumrukladığı söylenir. Hardy daha sonra verdiği bir röportajda bu olayı doğrulamış ve “Küçük Shia beni nakavt etti, çok tehlikeli bir çocuk” demiştir.
- Tom Hardy’nin Hırka Aşkı: Filmde Forrest karakterinin giydiği o meşhur örme hırkalar, aslında karakterin sertliğinin altında yatan “korumacı anne/baba” figürünü sembolize etmek için kostüm tasarımcısı tarafından özel olarak seçilmiştir.
Bondurant Kardeşlerin Destansı Mücadelesine Son Bir Bakış
Özetlemek gerekirse, karşımızda efsanelerin, gerçeklerin, kan bağının ve gururun çatıştığı oldukça sert bir suç draması duruyor. Oyunculuk kadrosunun kalitesi, dönemin çamurlu atmosferini buram buram hissettirmesi ve unutulmaz kötü karakteriyle izlenmeyi sonuna kadar hak eden bir iş. “Bu filmi ille de izleyin, izlemeyeni gruptan atarız” demeyeceğiz elbette, ama izlemezseniz Tom Hardy’nin o meşhur hırıltılı bakışlarından mahrum kalacağınızı da hatırlatmak isteriz.
Peki siz bu yapımı izlediniz mi? Bondurant kardeşlerin ölümsüzlük mitine inanıyor musunuz, yoksa Shia LaBeouf’un sahneleri sizi irrite etmeye yetti mi? Aşağıya yorumlarınızı bırakın, film üzerine iki kadeh lafın belini kıralım!
- Yönetmen
- Süre
- 116 dakika
- Ülke
- Yıl
- Tempo
- Nerede İzlenir
- Şu an herhangi bir dijital yayın platformunda bulunmamaktadır.
Kanunsuzlar Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Kanunsuzlar" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.






