Jumper

Sinema salonuna girip koltuğunuza yayıldığınızda, bazen devasa bütçeli dramalar ya da beyninizi düğümleyen felsefi labirentler ararsınız. Bazen de sadece “Keşke şu an şurada olsam” dediğiniz o yerin, aslında sadece düşünce hızıyla ulaşılabilir olduğu bir evrenin hayalini kurarsınız. İşte Jumper, tam olarak o “keşke” sorusunun cevabına odaklanan, izleyicisini koltuğunda kıpır kıpır ettiren, 2008 yılı filmleri arasında kendi janrında kendine has bir yer edinen bir kaçış biletidir. Eğer yerinizde duramıyorsanız ve bir saniyede dünyanın öbür ucuna ışınlanma hayali kurduysanız, bu film tam size göre.
Işınlanma Gerçek Olsaydı Ne Yapardınız?
Dürüst olalım, çoğumuz işe gitmek için trafiği çekmek yerine, sabah yatağımızdan kalkıp saniyeler içinde kendimizi Maldivler’de bir plajda bulmayı hayal ediyoruz. Jumper, bu çocuksu ama bir o kadar da baştan çıkarıcı fantaziyi alıyor, üzerine biraz aksiyon, biraz gizli tarikat çatışması ve bolca “cool” hareket ekleyerek önümüze servis ediyor. Başroldeki karakterimiz David Rice, yaşadığı bir kaza anında, sadece düşünerek mekanlar arası yer değiştirebildiğini fark ediyor. Bir düşünün, kapı açma zahmeti yok, uçak bileti kuyruğu yok, pasaport kontrolü yok. Sadece odaklan ve oradasın.
Film, bu yeteneğin getirdiği sınırsız özgürlüğü izleyiciye öyle bir yediriyor ki, bir anlığına “Acaba ben de yapabilir miyim?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Ancak her süper gücün bir bedeli vardır ve David, bu “atlama” yeteneğinin sadece kendisinde olmadığını, işin içine girdiğinde peşine düşen “Paladinler” adında bir oluşumun olduğunu keşfediyor. İşte film tam burada, sıradan bir gencin macera arayışından, hayatta kalma mücadelesine evriliyor.
Yönetmen Doug Liman ve Görsel Bir Kaçamak
Doug Liman, Kimlik ile aksiyon sinemasında çıtayı nereye koyacağını çok iyi bilen bir yönetmen. Jumper‘da da benzer bir dinamizm var. Kamera açıları, sanki izleyici de karakterin hemen arkasında ışınlanıyormuş gibi hızlı ve keskin. Film, en iyi filmler listelerinde belki başı çekmiyor olabilir, ancak sunduğu görsel şölen açısından bakıldığında, 2008’in teknolojisiyle oldukça tatmin edici bir iş çıkarıyor. Dünyanın en ikonik mekanlarında geçen sahneler, izleyiciye bir dünya turu vadediyor, Kolezyum’un derinliklerinden Tokyo’nun neon ışıklı sokaklarına kadar uzanan geniş bir yelpaze var.
Neden İzlemelisiniz?
Bu film, özellikle ağır dramlardan bunalıp “Biraz aksiyon olsun ama çok da kafa yormasın, beni eğlendirsin” diyenler için ideal bir film önerisi. Jumper izle demek, aslında iki saatliğine gerçeklikten kopmak demektir. Karakterlerin birbirleriyle olan etkileşimi, özellikle başrol oyuncuları arasındaki o “kovalamaca” dinamizmi, filmi akıcı kılıyor. Sıkıcı, uzun diyaloglar yerine, yerinde duramayan bir kurgu ile karşı karşıyayız.
- Güçlü Yönler: Yaratıcı konsepti, izleyiciyi içine çeken atmosferi ve dünyanın farklı lokasyonlarında geçen dinamik aksiyon sekansları.
- Zayıf Yönler: Bazı karakter motivasyonlarının derinliği biraz havada kalıyor, keşke biraz daha “neden” sorusunun cevabını detaylandırsalardı.
- Atmosfer: Hızlı, tempolu ve “cool” bir hava hakim. Müzikler, ışınlanma anlarındaki o ani kesilmelerle çok uyumlu.
- Oyunculuk: Hayden Christensen ve Samuel L. Jackson arasındaki zıtlık, filmin en büyük enerji kaynağı.
Bu Film Kimlere Hitap Ediyor?
Eğer ne izlemeli diye kara kara düşünüyorsanız ve biraz fantastik bilim kurgu, biraz da aksiyon soslu bir şeyler arıyorsanız bu yapım sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Özellikle hızlı tüketilen, tempolu yapımları sevenler, distopik bir evrende geçmese bile doğaüstü yeteneklere sahip karakterleri görmekten keyif alanlar için Jumper biçilmiş kaftan.
Tabii ki “Ben karakterin ruh halini derinlemesine inceleyen, her bir karenin alt metnini deşifre eden filmler arıyorum” diyorsanız, burası sizin için biraz “hafif” kalabilir. Ama pazar akşamı, koltuğunuzda mısırınızla uzanıp dünyayı gezmek istiyorsanız, daha iyi bir seçenek zor bulunur.
Kamera Arkasından İki Küçük Detay
Bilinenin aksine, filmin çekimleri sırasında mekan kullanımı konusunda oldukça ciddiyetle çalışılmış. Örneğin, Kolezyum’da film çekmek için özel izin alan nadir yapımlardan biridir Jumper. Ayrıca, ana karakterin “zıplama” yeteneğini yansıtmak için kullanılan görsel efektler, o dönem için oldukça yenilikçi yöntemlerle, pratik efekt ve CGI kombinasyonuyla elde edilmiş. Samuel L. Jackson’ın karakteri için büründüğü o “avcı” imajı ise oyuncunun bizzat kostüm tasarımına müdahil olmasıyla şekillenmiştir.
Son Söz: Sizin Işınlanma Noktanız Neresi?
Kabul edelim, Jumper sinema tarihini değiştiren bir başyapıt değil, ama sinemanın asıl amacı olan “eğlendirme ve hayal kurdurma” görevini başarıyla yerine getiriyor. Filmin eksik yanları yok mu? Elbette var, senaryoda mantık boşlukları ararsanız okyanuslar bulursunuz. Ama bırakın bunları, biraz eğlenmeye bakın. Sonuçta sinema, hayatın stresinden kaçmak için en estetik sığınak değil mi?
Peki ya siz? Eğer bir saniyede dünyanın herhangi bir yerine gidebilecek olsaydınız, bu filmdeki karakterler gibi dünyayı mı gezerdiniz yoksa sadece koltuğunuzdan kalkmadan dünyanın en iyi yemeklerini mi yerdiniz? Kendi ışınlanma rotanızı belirleyin ve izledikten sonra yorumlarda buluşalım. Bu film hakkında ne düşünüyorsunuz? Size göre “atlamak” mı daha havalı, yoksa Savaş Tanrısı gibi dünyayı yönetmek mi? Eleştirilerinizi, sorularınızı ve film hakkındaki görüşlerinizi aşağıya bekliyorum. Tartışmaya açığız!
Jumper Filmi İçin Tepki Ver!
Jumper Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Jumper Filmi Yorumları
Burada bir sessizlik hakim... "Jumper" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

Jumper Filmi İle Benzer İçerikler
Geri Bildirim







