Jakuzi Ekspres

Hayatınızda hiç “keşke zaman makinesi olsa da o utanç verici saçmalığı düzeltsem” diye düşündünüz mü? Muhtemelen evet. Hepimizin hayatında sildirmek istediği o ergenlik fotoğrafları, yanlış kişiye atılan mesajlar veya kariyerinize mâl olan o absürt kararlar var. İşte 2010 yapımı Jakuzi Ekspres, tam olarak bu pişmanlıkların üzerine kurulu, ama akademik bir drama olmasını bekliyorsanız, kapıyı yanlış çalmışsınız demektir. Bu film, bira kokulu bir nostalji treni, 80’lerin neon ışıklarıyla yıkanmış bir kafa dağıtma operasyonu ve yer yer zekice, yer yer ise tamamen bel altı çalışan bir komedi bombası.
80’lerin Ruhu Bir Jakuziye Sığar mı?
Film, hayatlarından bezmiş, orta yaş krizinin tam ortasında sallanan dört arkadaşın hikayesini anlatıyor. Kendi iç dünyalarında kaybolmuş bu karakterlerin ortak noktası, bir dönemler çok havalı olduklarını sanmaları ama şimdi hayatın sillesini yemiş olmaları. Hikaye, bir hafta sonu tatili için gittikleri eski bir kayak merkezinde başlıyor. Şık otel odaları, lüks spa merkezleri beklerken, karşılarına çıkan şey, tozlu ve paslı bir jakuzi oluyor. Peki, bu jakuzi ne işe yarıyor? Sizi bir spa deneyimine değil, doğrudan 1986 yılının o omuz pedli, aşırı spreyli saçlı ve bolca renkli eşofmanlı dünyasına ışınlıyor.
Yönetmen Steve Pink, aslında komedi türünde ne yapması gerektiğini çok iyi bilen bir isim. Jakuzi Ekspres, türünün hakkını veren, izleyiciyi yormadan eğlendiren bir yapım. Bugün Aslında Dündü tadında bir zaman döngüsü arayanlar veya akşamın yorgunluğunu atmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Film, absürt bir bilim kurgu altyapısını alıp üzerine 80’ler pop kültürünü sos niyetine döküyor. İzlerken kendinizi “bu ne saçmalık” derken yakalayabilirsiniz, ancak bir sonraki sahnede kahkaha atıyor olmanız da kuvvetle muhtemel.
Karakter Analizi: Kaybedenler Kulübü’nün En Komik Hali
Dört ana karakterimiz, hayatın zorlukları altında ezilen Adam (John Cusack), intihara meyilli depresif Lou (Rob Corddry), karısından yaka silken Nick (Craig Robinson) ve henüz hiçbir şeyin farkında olmayan ergen Jacob (Clark Duke). Özellikle Rob Corddry’nin canlandırdığı Lou karakteri, filmin motoru. O, filmin hem en sayko hem de en samimi karakteri. Kendi hatalarını düzeltmeye çalışırken etrafına verdiği zararları izlemek tam bir görsel şölen. Karakterlerin birbirleriyle olan o doğal “eski arkadaş” uyumu, senaryonun bazen aksayan yanlarını bile başarıyla örtbas ediyor. Sil Baştan gibi hafıza ve pişmanlık üzerine kurulu derinlikli bir yapıt değil belki ama dostluk, pişmanlık ve ikinci şans üzerine kurduğu basit ama etkili temelleriyle izleyiciye istediğini fazlasıyla veriyor.
Görsel ve İşitsel Atmosfer: Bir Zaman Yolculuğu
Filmin en büyük kozu, 80’ler atmosferini yansıtma biçimi. Müzik seçimleri tam anlamıyla bir “best of” listesi gibi. O dönemlerin popüler parçaları, filmin ritmini öyle güzel belirliyor ki, izlerken farkında olmadan ayağınızı sallamaya başlıyorsunuz. Renk paleti bile 1986 yılına geçiş yapıldığında anında bir değişime uğruyor, daha keskin, daha doygun ve biraz daha yapay. Bu da yönetmenin izleyiciyi o zaman dilimine hapsetmek için kullandığı harika bir görsel tercih. Eğer 80’ler dönemini seviyorsanız, 2010 yılı filmleri arasında bu yapım, sadece hikayesiyle değil, estetiğiyle de size hitap edecektir.
Bu Filmi Kimler İzlemeli?
Özellikle “Film izle” araması yapıp, derin anlamlar yüklenmiş ağır dramlardan bunalanlar için ideal. “Distopik bilim kurgu” yerine “absürt bilim kurgu” sevenler, 80’lerin o kendine has havasını özleyenler ve “bu akşam çok düşünmek istemiyorum, biraz güleyim yeter” diyenler için kaçırılmaması gereken bir fırsat. Arkadaş grubunuzla bir araya geldiğinizde arkada oynatılacak en iyi eğlenceliklerden biri olduğunu söyleyebilirim.
İlgi Çekici Kamera Arkası Detayları
- Filmdeki jakuzinin çekildiği set, aslında yapımcıların özel olarak tasarladığı ve içinde gizli mekanizmaların bulunduğu oldukça karmaşık bir yapıydı.
- Craig Robinson, çekimler sırasında filmdeki müzik parçalarının çoğunun orijinal kayıtlarını gerçekten söyleyerek set ekibini şaşırtmıştı.
Artılar ve Eksiler
- Güçlü Yanlar: Harika 80’ler nostaljisi, karakterler arasındaki müthiş kimya, tempoyu hiç düşürmeyen kurgu.
- Zayıf Yanlar: Yer yer çok zorlama olan bel altı espriler, finalin biraz hızlı ve tahmin edilebilir şekilde bağlanması.
Son Söz: Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
Kabul edelim, hepimizin hayatında “keşke o jakuziye girsem de her şeyi en baştan yazsam” dediğimiz anlar var. Jakuzi Ekspres, bu fanteziyi ekranlara taşırken bizi düşündürmekten ziyade eğlendirmeye odaklanıyor. Belki sinema tarihini değiştirecek bir film değil, ancak hayatın stresinden kısa süreliğine uzaklaşmak için harika bir “zaman makinesi” görevi görüyor.
Peki ya siz? Eğer elinizde bir jakuziye girip geçmişe dönme şansınız olsaydı, hangi yılınıza dönmek isterdiniz ve orada ilk neyi değiştirirdiniz? Yorumlarda buluşalım, belki birileri bu “sayko” fikirlerinizi okuyup bir senaryo yazar! Unutmayın, en iyi öneriler bazen en saçma görünenlerin içinden çıkar.
Jakuzi Ekspres Filmi İçin Tepki Ver!
Jakuzi Ekspres Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Jakuzi Ekspres Filmi Yorumları
Burada bir sessizlik hakim... "Jakuzi Ekspres" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

Jakuzi Ekspres Filmi İle Benzer İçerikler
Geri Bildirim







