Elysium: Yeni Cennet kapak fotoğrafı ve duvar kağıdı

Elysium: Yeni Cennet (Elysium) 2013

·

Elysium: Yeni Cennet afişi
Fragmanı İzle

Tarih 2154. Dünyamız, kontrolsüz nüfus artışı, kirlilik ve yoksulluk yüzünden devasa bir çöp konteynerine dönmüş durumda. Zenginler mi? Onlar Dünya’nın yörüngesinde süzülen, kanserin saniyeler içinde tedavi edildiği, çimlerinin üzerine tek bir toz tanesinin dahi düşmediği tropikal bir cennette, yani Elysium’da kokteyllerini yudumluyor.

Aşağıda çamurun içinde boğulan milyarlarca insan, yukarıdaki bu lüks sığınağa imrenerek bakarken, bir fabrika kazasında ölümcül dozda radyasyon alan eski bir araba hırsızı olan Max, hayatta kalmak için son bir çaresiz hamle yapmak zorunda kalıyor. İşte sinema salonlarında tozu dumana katan, izleyiciyi hem görselliğiyle büyüleyen hem de sınıfsal öfkesiyle gaza getiren o 2013 yılı filmleri kasırgasının tam ortasındayız.

Elysium: Yeni Cennet Filminin Konusu Nedir?

Elysium: Yeni Cennet, aşırı nüfus ve kirlilik yüzünden harabeye dönmüş Dünya’da yaşayan çaresiz insanların ve yörüngedeki lüks uzay istasyonunda kusursuz bir hayat süren ayrıcalıklı azınlığın hikayesini anlatır. Fabrikada aldığı ölümcül radyasyon nedeniyle beş günlük ömrü kalan Max, iyileşebilmek için tek çare olan Elysium’a ulaşmak zorundadır.

Bu çaresiz kaçış mücadelesi, tüm gezegenin kaderini değiştirecek tehlikeli bir hacker operasyonuna dönüşür. Peki, bir adamın sadece ölmemek için çabalaması nasıl oluyor da tüm sistemin temellerini sarsan bir devrime evriliyor?

Yönetmen Neill Blomkamp, hikayeyi işlerken olayı vurdu-kırdı aksiyonundan çıkarıp buram buram distopik bilim kurgu soslu bir sosyal eleştiriye dönüştürmeyi başarıyor. Max’in bedenine cıvatalarla monte edilen o kaba, paslı exo-suit (dış iskelet) kostümü bile aslında iki dünya arasındaki uçurumu simgeliyor: Elysium’un pürüzsüz, beyaz ve cilalı teknolojisine karşı, Dünya’nın sanayi artığı, kanlı ve çelik çomak teknolojisi.

Neill Blomkamp Yine Mi Sosyal Mesaj Peşinde?

Hatırlarsanız Güney Afrikalı yönetmen Neill Blomkamp, sinema dünyasına bomba gibi düşen Yasak Bölge 9 filmiyle bize ırkçılığı ve apartheid rejimini uzaylılar üzerinden anlatmıştı. Belli ki adamın dünyada çektikleri içine dert olmuş, bu kez vizörünü doğrudan sınıf çatışmasına ve küresel sağlık sistemindeki adaletsizliğe çeviriyor.

Tematik olarak sinema tarihinin efsanelerinden Gattaca filmindeki genetik ayrımcılığı veya aynı yıl izlediğimiz Kar Küreyici yapımındaki vagonlar arası sınıf savaşını çağrıştıran bir alt metinle karşı karşıyayız.

Blomkamp’ın sinematografik imzası burada da net bir şekilde hissediliyor. Kamerayı tozlu Los Angeles sokaklarında (aslında Mexico City’nin gerçek çöplüklerinde) gezdirirken el kamerasının sarsıntılı estetiğini mükemmel kullanıyor.

Fakat bu kez elindeki devasa Hollywood bütçesi yüzünden zaman zaman bağımsız sinemanın o çiğ ve vahşi dokusunu kaybetme tehlikesiyle burun buruna geliyor. Yine de sinema kalitesi yüksek bir yapım arayışında olan bir sinefil için sunduğu görsel ziyafet azımsanacak gibi değil.

Exo-Suit Gücü ve Aksiyon Mimarisi: Matt Damon vs. Sharlto Copley

Matt Damon’ın canlandırdığı Max karakteri, klasik bir dünyayı kurtaran süper kahraman değil. Adam bencil, korkak ve açıkçası ilk başlarda sadece kendi derisinde. Karakterin bu insani ve kusurlu yanı onu izlenebilir kılıyor.

Ancak filmin asıl gizli cevheri, psikopat kiralık katil Kruger rolündeki Sharlto Copley! Copley öyle bir oyunculuk sergiliyor ki, adam ekrana her girdiğinde arka planda sanki motor testere sesi duyuyorsunuz.

Aksiyon sahnelerindeki koreografi son derece vahşi ve dokunsal. Havada uçuşan akıllı mermiler, eti kemikten ayıran patlamalar ve o hantal ama muazzam güç veren dış iskeletlerin kapışması, aksiyon severlerin iştahını kabartacak cinsten. Eğer ekran başında heyecan dolu saatler geçirmek istiyorsanız, bu yapım kesinlikle harika bir sinema deneyimi sunacaktır.

Elysium İzlenir Mi? Görsellik Mükemmel Ama Senaryo Sağlam Mı?

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Görsel efektler, Weta Workshop’ın elinden çıktığı için üzerinden yıllar geçmesine rağmen zerre eskimedi. Elysium istasyonunun tasarımı, Syd Mead’in konsept çizimlerinden fırlamış gibi kusursuz ve büyüleyici.

Pürüzsüz yapay gökyüzü, lüks villalar ve tıp kapsülleri gerçekten de “cennet” hissini veriyor. Ancak senaryo bazında film bazı mantık hatalarına ve Hollywood klişelerine teslim olmaktan kurtulamıyor.

Özellikle Jodie Foster’ın canlandırdığı Savunma Bakanı Delacourt karakteri o kadar tek boyutlu ve “kötü olmak için kötü” yazılmış ki, oyuncunun yeteneğine yazık olmuş. Filmin son çeyreğindeki olayların çözülme hızı ve “tek bir tıkla tüm dünyayı kurtarma” kolaycılığı, derinlikli başlayan bir hikayeyi biraz sığlaştırıyor.

Karakter İncelemesi: Kahraman Klişesi mi, Hayatta Kalma Mücadelesi mi?

  • Max Da Costa (Matt Damon): Sistemin ezdiği, kurtulmaya çalıştıkça bataklığa batan bir anti-kahraman. Fedakarlık motivasyonu biraz zorlama kalsa da performansı filmi sırtlıyor.
  • Kruger (Sharlto Copley): Katıksız bir sosyopat. Filmin temposunu her an zirvede tutan, izlerken gerim gerim gerileceğiniz harika bir kötü karakter.
  • Frey (Alice Braga): Max’in çocukluk aşkı. Ne yazık ki senaryoda sadece Max’e “kurtarması gereken bir amaç” vermek için yazılmış tipik bir kadın karakter klişesi.
  • Spider (Wagner Moura): Narcos’tan tanıdığımız Moura, siber-çete lideri rolünde filme harika bir karizma ve energy katıyor.

Sınıfsal Ayrım ve Bilim Kurgu: Filmin Alt Metni Bize Ne Söylüyor?

Bu yapımı sadece sıradan bir robotlu aksiyon filmi olarak değerlendirmek büyük haksızlık olur. Yönetmen, günümüz dünyasındaki göçmen krizini, özel sağlık sigortası sisteminin merhametsizliğini ve zengin ile fakir arasındaki kapatılamaz uçurumu gözler önüne seriyor.

Meksika sınırından ABD’ye kaçmaya çalışan mülteciler ile Dünya’dan Elysium’a kaçak mekiğe binen insanlar arasında hiçbir fark yok. Nitelikli bir film analizi arayanlar için film, patlayan kafaların ve metal çatışmalarının arkasında ciddi sosyo-politik sorular barındırıyor.

“Eğer bir tıp teknolojisi tüm hastalıkları bitirebiliyorsa, bunu sadece parası olanlara sunmak bir insanlık suçu mudur?” sorusu, tüm hikayenin ana yakıtını oluşturuyor. Bu yönüyle türün meraklıları için modern bilim kurgu filmleri listelerinde kendine bir şekilde yer bulmayı başarıyor.

Elysium Hakkında Az Bilinen 3 Şaşırtıcı Kamera Arkası Detayı

  • Eminem Rolü Reddetti: Başrol ilk olarak ünlü rapçi Eminem’e teklif edildi. Eminem rolü kabul etmek için filmin kendi memleketi Detroit’te çekilmesini şart koştu. Yapımcılar bunu reddedince proje Matt Damon’a gitti.
  • Gerçek Çöplükte Çekildi: Dünya sahnelerinin büyük çoğunluğu Mexico City’nin en fakir ve tehlikeli kenar mahallelerinde, Bordo Poniente adlı devasa bir çöplük alanında çekildi. Ekip günlerce gerçek toz ve çöp kokusu soludu.
  • Sharlto Copley’nin Doğaçlamaları: Kruger karakterinin o tüyler ürperten diyaloglarının ve aksanının büyük bir kısmı Sharlto Copley tarafından çekimler sırasında anlık olarak doğaçlandı.

Elysium’un Sinematografik Başarıları ve Senaryo Sınavları

Objektif sinefil gözlüğümüzü takıp filmin tartısına bakalım. Bütçesinin hakkını veren bir görsel şölen mi, yoksa senaryo kurbanı bir potansiyel mi?

  • Paslı ve Vahşi Görsel Tasarım: Dünyanın o kirlenmiş, çürümüş atmosferi ile Elysium’un steril lüksü arasındaki görsel tezatlık muazzam işlenmiş.
  • Sharlto Copley’nin Efsanevi Performansı: Sinema tarihinin en arıza, en unutulmaz kötü karakterlerinden birine imza atılmış.
  • Eskiyeceğe Benzemeyen Efektler: Pratik efektler ile CGI birleşimi o kadar dengeli ki film hala dünün yapımı gibi duruyor.
  • Hollywood Klişelerine Yenik Düşen 3. Perde: Derin felsefi sorularla başlayan hikaye, sonlara doğru standart bir “kötü adamı patlat dünyayı kurtar” şablonuna sıkışıyor.
  • Sığ Yan Karakterler: Jodie Foster gibi bir dev, ne yazık ki oldukça düz ve karikatürize bir rolde harcanmış.

Hangi Sinemaseverler Bu Distopyayı Tercih Etmeli?

Eğer kirli distopyaları, insan vücuduna monte edilen mekanik cihazları, bol aksiyonu ve sosyal mesaj kaygısı olan yapımları seviyorsanız ekran başına geçin. Film, temposu bir an olsun düşmeyen dinamik kurgusuyla sizi koltuğa çivilemeyi başaracaktır.

Yönetmenin bir sonraki yapımı olan Chappie gibi bu film de bilim kurgunun görsel gücünü sonuna kadar kullanıyor. Ancak, “Ben 2001: A Space Odyssey gibi ağır, felsefi ve mantık hatasız saf bir bilim kurgu arıyorum” diyorsanız, filmin sonlarına doğru artan Hollywood aksiyon klişeleri canınızı sıkabilir.

Yine de hafta sonu için adrenalin dolu, kaliteli bir film önerisi arıyorsanız Elysium kesinlikle şansı hak ediyor.

Peki ya siz bu sınıfsal uzay mücadelesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Max’in fedakarlığı sizce mantıklı mıydı yoksa sistem eninde sonunda kendi bildiğini okumaya devam eder mi? Kruger karakteri sizi de gerim gerim gerdi mi? Yorumlarda buluşalım, filmi birlikte değerlendirelim!

Süre
109 dakika
Ülke
Yıl
Nerede İzlenir
×
×
Paylaş
Elysium: Yeni Cennet Filmi İçin Tepki Ver!

Elysium: Yeni Cennet Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!

Bu içerik size nasıl hissettirdi?
Elysium: Yeni Cennet Filmi Yorumları
Misafir kullanıcı profil fotoğrafı

    Burada bir sessizlik hakim... "Elysium: Yeni Cennet" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

    Yorum yaparak görüşlerini paylaş
    Geri Bildirim
    Neler oluyor?
    Neler Oluyor?
    ×
    Yükleniyor...
    Yardımcı olayım mı?
    SineBot Birkaç tıkla sana en uygun içeriği bulalım
    Baştan Başla ×