
Don’t Look Up (Don't Look Up) 2021
·
Gökten devasa bir kaya parçası üzerimize doğru saatte binlerce kilometre hızla geliyor olsa ne yapardık? Hemen söyleyeyim: Büyük ihtimalle sosyal medyada bununla ilgili linç kampanyaları başlatır, kuyruklu yıldızın varlığını inkâr eden dans videoları çeker ve akşam haberlerinde bunu “reyting malzemesi” haline getirirdik.
İşte tam olarak bu trajikomik gerçekliği yüzümüze bir tokat gibi çarpan Don’t Look Up, sinema tarihinin en sinir bozucu ama bir o kadar da sürükleyici toplumsal hicivlerinden biri. Bu hafta ne izleyeceğiniz konusunda kararsızsanız, akıl sağlığınızı hafifçe zorlayacak bu yapımı mercek altına alıyoruz.
Yönetmen koltuğunda modern sistem eleştirilerinin usta ismi Adam McKay’in oturduğu film, vizyona girdiği andan itibaren izleyicileri tam ortadan ikiye böldü. Bir kesim filmi bir başyapıt olarak nitelendirirken, diğer kesim göz göre göre gelen bu absürtlüğü fazla brütal buldu. Ancak tam da bu yüzden, 2021 yılının üzerine saatlerce tartışabileceğiniz en dikkat çekici yapımlarından biri haline geldi.
Don’t Look Up Filmi Ne Anlatıyor? Gerçek Bir Hikaye Mi?
Don’t Look Up, Dünya’ya yaklaşmakta olan ve gezegeni yok edecek büyüklükteki bir kuyruklu yıldızı keşfeden iki astronomun, insanlığı ve politikacıları uyarma çabasını konu alan kara mizah türünde kurgusal bir hiciv filmidir. Gerçek bir yaşanmışlığa dayanmaz ancak küresel iklim krizine, kolektif cehalete ve medyanın duyarsızlığına doğrudan bir eleştiridir.
Astronomi doktora öğrencisi Kate Dibiasky ve profesörü Dr. Randall Mindy, tesadüfen Everest Dağı büyüklüğünde bir kuyruklu yıldızın tespitiyle sarsılırlar. Matematik yalan söylemez: Yaklaşık altı ay içinde bu devasa kütle doğrudan Dünya’ya çarpacak ve tüm yaşamı yok edecektir.
Ancak ikilinin bilmediği şey, bir insanı insanlığın sonuna ikna etmenin, o insanı bir kuyruklu yıldızın üzerine oturtmaktan çok daha zor olduğudur. Aksiyonun bir an olsun durmadığı senaryoda, karakterlerimizin Beyaz Saray’dan televizyon stüdyolarına uzanan bu absürt yolculuğu, seyircinin sabrını ve mantık sınırlarını bilerek zorlar. Eğer bir akşam için sürükleyici bir yapım arıyorsanız, bu politik keşatlığın ortasına düşmek tam sizlik olabilir.
Absürt Bir Kıyamet Komedisi: Adam McKay’in Bize Ayna Tutma Biçimi
Adam McKay sinemasına aşina olanlar, yönetmenin dramatik konuları eğlenceli ve dinamik bir dille anlatma becerisini iyi bilir. Daha önce finansal krizi anlattığı Büyük Açık filminde uyguladığı o dinamik, kurgusal hilelerle dolu yönetmenlik tarzı burada da tam gaz devam ediyor. McKay, seyircinin arkasına yaslanıp sakin bir felaket filmi izlemesine izin vermiyor, aksine kamerayı yüzümüze sarsarak tutuyor.
Filmin odak noktasında kuyruklu yıldızın kendisinden ziyade, insanlığın felakete verdiği tepki yer alıyor. ABD Başkanı Janie Orlean rolünde döktüren Meryl Streep, sadece seçime odaklanmış oportünist bir politikacıyı muazzam bir karikatür gibi sunuyor. Onun oğlu ve aynı zamanda özel kalem müdürü olan Jonah Hill ise, bürokrasinin tıkandığı noktaları yüzsüzce sergileyerek izleyicinin tansiyonunu yükseltmeyi başarıyor.
Televizyon sunucuları Cate Blanchett ve Tyler Perry’nin hayat verdiği karakterler ise medyanın felaketleri nasıl birer “eğlence ve haber bülteni sosu” haline getirdiğini soğukkanlılıkla özetliyor. Hani bazen nitelikli bir film bittiğinde derin bir sessizlik bırakır ya, işte bu yapım tam olarak o etkiyi yaratıyor.
Performanslar: Leonardo DiCaprio ve Jennifer Lawrence Sinir Krizinin Eşiğinde
Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Dr. Randall Mindy, panik ataklar geçiren, bilimden şaşmayan ama medyanın ışıltılı dünyasına girdikçe yavaş yavaş yozlaşan bir bilim insanını kusursuz oynuyor. DiCaprio’nun canlı yayında geçirdiği o meşhur cinnet sahnesi, şüphesiz kariyerinin en iyi bağıran sahnelerinden biri olarak tarihe geçebilir.
Jennifer Lawrence ise sistemin saçmalığına prim vermeyen, halkın his histerisine ve politikacıların sahtekarlığına doğrudan tepki gösteren Kate Dibiasky rolünde harikalar yaratıyor. İkilinin ekrandaki kimyası, hikayenin trajik boyutunu sürekli canlı tutan en temel unsur. Eğer oyunculuk şovu içeren sağlam bir yapım arıyorsanız, bu performanslar kesinlikle harika bir seyir deneyimi vaat ediyor.
Sosyal Medya, Algoritmalar ve Cehalet Sarmalı
Filmdeki en büyük dehşet unsuru, uzaydan gelen o devasa kaya parçası değil, günümüz insanının gerçeği reddetme potansiyeli. Teknoloji devi BASH şirketinin CEO’su Peter Isherwell (Mark Rylance tarafından ürpertici bir sakinlikle canlandırılıyor), felaketi bile bir ticari fırsata çevirmeye çalışan dev kapitalist sistemin vücut bulmuş hali.
Gezegeni kurtarmak yerine, kuyruklu yıldızdaki nadir madenleri toplama fikri ortaya atıldığında, insanlığın geleceği bir grup açgözlü teknoloji milyarderinin ellerine teslim ediliyor. Medya ve toplum ise ikiye bölünüyor: “Yukarı Bak” diyen bilim yanlıları ve “Yukarı Bakma” diyerek felaketi görmezden gelen politik kitle.
Bu kutuplaşma atmosferi, izleyiciye bir bakıma klasik sinema klasiği Ahmaklar filmindeki absürt toplum vizyonunu hatırlatıyor. Televizyon dünyasının şov fetişizmi ve kurgulanmış gerçeklikler üzerine inşa edilen anlatı, sinema tarihinin unutulmaz taşlamalarından Truman Show kadar keskin bir medya eleştirisi sunuyor. İnternet memeleri, trend başlıklar ve yüzeysel tartışmalar arasında yok olan bilimsel gerçekler, filmin en can alıcı noktasını oluşturuyor.
Don’t Look Up Hakkında Az Bilinen İlginç Detaylar (Kamera Arkası)
Bu çılgın yapımın kamera arkasında da en az önü kadar ilginç olaylar yaşandı. Filmin atmosferini daha iyi kavramanız için birkaç detay:
- DiCaprio’nun Senaryo Müdahalesi: Leonardo DiCaprio, Dr. Randall Mindy’nin canlı yayın programında geçirdiği cinnet sahnesinin tiradını tam 15 kez yeniden yazdırdı. Yönetmen Adam McKay ile günlerce bu sahnenin toplumsal etkisini tartıştılar.
- Jonah Hill’in Doğaçlamaları: Jonah Hill, canlandırdığı Jason Orlean karakterinin diyaloglarının neredeyse yarısını çekimler sırasında tamamen doğaçlama olarak üretti. Meryl Streep dahil tüm ekip çekimlerde gülmemek için kendini zor tuttu.
- Pandemi Paralelliği: Senaryo aslında küresel iklim krizine bir metafor olarak pandemiden önce yazılmıştı. Ancak çekimler tam da COVID-19 salgınının ortasında gerçekleşince, oyuncular senaryodaki absürt tepkilerin gerçek hayatta birebir yaşandığına şahit oldular.
Sistem Eleştirisini İliklerinize Kadar Hissedin: Görsel ve İşitsel Doku
Nicholas Britell’in imzasını taşıyan film müzikleri, o kaotik ve panik dolu atmosferi desteklemek adına adeta bir caz orkestrasının kontrolden çıkışı gibi kurgulanmış. Müzik, sahnelerdeki absürtlüğü yükseltirken aynı zamanda alttan alta yaklaşan felaketin felaket tonunu dinleyiciye hissettiriyor.
Kurgu stili ise oldukça yırtıcı. Tam duygusal bir an yakalayacakken araya giren anlamsız doğa görüntüleri, sosyal medya videoları veya reklamlar, izleyicinin dikkatini sürekli uyanık tutuyor. Bilimkurgu ve derin uzay temasını işleyen klasik yapımlardan, örneğin Mesaj gibi filmlerden çok daha farklı, tamamen kaos odaklı bir görsel dil mevcut.
Kıyamet Hicvinin Başarılı ve Tartışmalı Yönleri
Öne Çıkan Güçlü Detaylar:
- Dev Kadro ve Oyunculuklar: DiCaprio, Lawrence, Streep, Blanchett ve Rylance gibi dev isimlerin performansı izlemeye değer.
- Keskin ve Cesur İğnelemeler: Medya, siyaset ve kapitalizm üzerine yazılmış en cesur ve güncel senaryolardan biri.
- Yüksek Tempo: İki saati aşan süresine rağmen temposunu bir an olsun düşürmeyen tempolu kurgu.
- Mükemmel Müzik Kullanımı: Kaos atmosferini körükleyen caz ve senfonik harmanlı soundtrack.
Eleştiriye Açık Noktalar:
- Zaman Zaman Bıkkınlık Veren Absürtleşme: Filmin mesajı o kadar belirgin ve tekrarlayıcı ki, bazı seyirciler için göze parmak sokuluyormuş hissi yaratabilir.
- İnce Sıkıştırılmış Subplotlar: Yan karakterlerin bazı hikaye arkları ana temaya katkı sağlamakta yetersiz kalabiliyor.
Don’t Look Up Hangi İzleyici Kütlesine Hitap Ediyor?
Eğer sinemada sadece kaçış temalı, kafanızı boşaltacağınız çerezlik aksiyonlar aramıyorsanız, aksine toplumsal dinamikleri, medyanın yozlaşmasını ve politik tiyatroları izlerken hem gülüp hem sinir krizleri geçirmek istiyorsanız bu film tam size göre. Sistem eleştirisi içeren yapımları sevenler, bilimkurgu soslu sosyal simülasyon meraklıları ve dev oyuncu kadrolarını bir arada izlemekten keyif alan sinemaseverler için harika bir seçenek.
Son Bir Değerlendirme: Felakete Gülmek ya da Ağlamak
Özetle, insanlığın kendi sonuna bile bir TikTok akımı muamelesi yapabileceğini kanıtlayan bu yapım, uzun süre zihninizi meşgul edecek. Peki siz filmi izlediniz mi? Kuyruklu yıldız gerçekten yaklaşsa siz “Yukarı Bak” diyenlerden mi olurdunuz, yoksa “Yukarı Bakma” mitingine mi katılırdınız? Favori sahnenizi ve film hakkındaki sivri görüşlerinizi aşağıya yorum olarak bırakmayı unutmayın. Bir sonraki film incelemesinde görüşmek üzere, gözünüz gökyüzünde olsun!
- Yönetmen
Adam McKay- Oyuncular
Chris Evans
Jennifer Lawrence
Leonardo DiCaprio
Meryl Streep
Timothée Chalamet- Süre
- 138 dakika
- Platform
Don’t Look Up Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Don’t Look Up" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.






