
Aşkın Çekimi (Upside Down) 2012
·
Gökyüzüne her baktığınızda başka bir dünyanın tavanını, hatta oradaki insanların ayak tabanlarını gördüğünüzü hayal edin. Fizik kurallarının adeta canı sıkılmış da kendi içinde fantazi üretiyormuş gibi durduğu, baş aşağı duran iki gezegenli bir evren… 2012 yapımı Aşkın Çekimi (Upside Down), daha ilk saniyesinden itibaren seyircinin denge merkezini pervasızca sabote eden, romantizmle yüksek konsept fanteziyi hamur yapıp önümüze koyan heyecan verici bir yapım.
Peki, sırf bu muazzam görsel fikir bile filmi ihya etmeye yetiyor mu? İşte orada sinefil damarımız kabarıyor. Aradığınız şey kusursuz bir bilim kurgu fiziği mi, yoksa görselliğin hissettirdiği büyüleyici bir peri masalı mı? Eğer bu akşam ekran karşısına geçip kendinize ne izlemeli sorusunu soruyorsanız, bu sıra dışı seyirliği masaya yatırma zamanımız geldi demektir.
Aşkın Çekimi (Upside Down) Konusu Nedir?
Aşkın Çekimi, çifte yerçekimine sahip ikiz bir gezegende, alt ve üst dünyalarda yaşayan iki farklı insanın fizik kurallarına meydan okuyan romantik hikayesini anlatır. Aşağı Dünya’nın yoksul genci Adam ile Yukarı Dünya’nın ayrıcalıklı kızı Eden, çocukken tanıştıkları sınır çizgisinde birbirlerine aşık olur ve yıllar sonra toplumun kurallarını hiçe sayarak birleşmeye çalışır.
Hikaye, bu eşsiz evrenin üç katı kuralı üzerine inşa edilmiştir: Her madde sadece çıktığı dünyanın yerçekimi tarafından çekilir, maddelerin ağırlığı zıt dünyadan bir nesneyle dengelenebilir ve karşı dünyaya ait nesneler birkaç saatlik temastan sonra kendiliğinden tutuşarak yanar. Bu kurallar zinciri, filmin tüm dramatik yapısını ve fantastik aksiyon sahnelerini besleyen ana damardır.
Adam (Jim Sturgess), alt dünyadaki sıradan hayatını sürdürürken, çocukluk aşkı Eden’ın (Kirsten Dunst) ölmediğini ve üst dünyanın en güçlü şirketi TransOceania’da çalıştığını öğrenir. Onunla tekrar temas kurabilmek için karşı dünyanın yerçekimine karşı koyabilecek özel bir krem geliştirir ve hayati bir risk alarak “yukarıya” sızar. Olaylar tam da bu noktadan sonra baş aşağı bir kovalamacaya dönüşür.
Görsel Büyü ve Çifte Yerçekimi Fiziği: Görsel Sanat Mı, Mantık Katliamı Mı?
Arjantinli yönetmen Juan Solanas, sinematografik açıdan muazzam bir cesaret sergiliyor. Filmin renk paletinden tutun da ışık kullanımına kadar her şey iki dünyayı birbirinden ayırmak üzerine kurgulanmış. Aşağı Dünya kehribar, pas ve yoksulluk kokan sıcak tonlarla bezenmişken, Yukarı Dünya soğuk mavi, steril ve teknolojik bir lüksün temsilcisi. İki alemin çatı seviyesinde birleştiği sahneler görsel anlamda adeta tualden fırlamış gibi duruyor.
Ancak işin içine mantık ve sert bilim kurgu beklentisi girdiğinde işler biraz çatırdamaya başlıyor. Fizik yasalarının “işimize geldiği gibi kullanırız” kafasında esnetilmesi, bazı bilim kurgu tutkunlarının saçını başını yoldurabilir. Nitekim kavramsal dünyası güçlü ama kuralları esnek yapımlar denince akla gelen Zamana Karşı gibi filmlerde olduğu gibi, fikrin görkemi bazen mantık hatalarının önüne geçmek zorunda kalıyor.
Yine de filmin sunduğu yerçekimi ilüzyonu, aksiyon sahnelerinde müthish bir dinamizm yaratmış. Özellikle Adam’ın elbiselerinin altına zıt yerçekimine sahip ağırlıklar bağlayıp yukarıda düz yürümeye çalıştığı sahneler, seyirciye sürekli hafif bir baş dönmesi ve tatlı bir huzursuzluk hissi veriyor. Bu görsel deneysellik, filme imzasını atan en büyük değer.
Karakter Dinamikleri ve Oyunculuk Performansları
Filmin yükünü omuzlayan iki ana karakterimiz var: Jim Sturgess ve Kirsten Dunst. İkilinin ekrandaki kimyası şaşırtıcı derecede uyumlu. Jim Sturgess, saf, tutkulu ve aşkı uğruna yanmayı (kelimenin tam anlamıyla tutuşmayı) göze alan Adam rolünde oldukça inandırıcı. Bakışlarındaki o “dünyayı tersine döndürürüm” kararlılığı seyirciye geçmeyi başarıyor.
Kirsten Dunst ise romantik dramaların aranan yüzü olmanın hakkını veriyor. Hafıza kaybı ve geçmişle gelecek arasında sıkışmışlık hissini karakterine iyi yedirmiş. Birbirlerine dokunmak için tavanlara tırmanan, baş aşağı sarılan bu iki aşığın sahneleri, türün meraklıları için unutulmaz anlar sunuyor. Klasik bir engelli aşk hikayesini Sil Baştan kalibresinde derin bir psikolojik derinlikle sunmasa da kendi kulvarında masalsı bir duygu yakalıyor.
Yan kadroda ise usta oyuncu Timothy Spall’a ayrı bir parantez açmak şart. Adam’ın üst dünyadaki gizli müttefiki Bob Boruchowitz rolünde harika bir performans sergiliyor. Filmin o aşırı ciddi ve melankolik havasını yumuşatan, zekice yazılmış esprileri ve samimi duruşuyla seyircinin içini ısıtan can simidi tam olarak o.
Sınıfsal Çatışmanın Baş Başa Tasviri: Kapitalizm Yan Bastığında
Filmi sadece sıradan bir aşk hikayesi olarak okumak yapımcıya biraz haksızlık olur. Yönetmen Solanas, zıt yerçekimlerini aslında muazzam bir sosyo-ekonomik metafora dönüştürmüş. Yukarı Dünya, sömüren, alttakilerin kaynaklarını çalan, steril ve zengin bir azınlığı temsil ederken, Aşağı Dünya, emeği çalınan, çamur ve yoksulluk içinde yaşamaya terk edilmiş çoğunluğu simgeliyor.
İki dünyayı bağlayan tek yer olan TransOceania şirketi, kapitalizmin tavanı ve tabanı aynı binada topladığı devasa bir sömürü kulesi. Alt dünyadan gelen hammadde yukarıda işlenip fahiş fiyata aşağıya satılıyor. Bu sınıfsal ayrım, izleyiciye mesajını görsel bir tokat gibi çarpıyor. Konu zengin-fakir ayrımı ve fantastik dünyalar olunca John Carter: İki Dünya Arasında gibi epik yapımları hatırlamamak elde değil, ancak bu film olayı daha çok hisler üzerinden okumayı seçiyor.
Ne var ki film, kurduğu bu güçlü politik ve sosyolojik altyapıyı sonuna kadar cesurca götürmek yerine, hikayenin ikinci yarısında odağını tamamen pembe dizileri aratmayan bir romantizme kaydırıyor. Bu tercih, potansiyeli çok yüksek olan bir distopya fikrinin biraz harcanmasına yol açmış diyebiliriz.
Aşkın Çekimi Hangi Seyirci Kitlesine Hitap Ediyor?
Eğer sinemada aradığınız şey %100 katı bilimsel gerçekçilik değilse ve kendinizi fantastik evrenlerin kollarına bırakmayı seviyorsanız bu film tam size göre. İşte hedef kitle haritası:
- Görsel Sanat Düşkünleri: Kadraj kullanımı, renk paletleri ve efekt tasarımı konusunda sıra dışı bir deneyim arayanlar.
- Romantik Bilim Kurgu Sevenler: “İmkansız aşk” temasının en uç noktalarda işlendiği senaryolara bayılanlar.
- Farklı Konsept Avcıları: Hollywood’un birbirini tekrar eden klişe formüllerinden sıkılıp, farklı evren tasarımları görmek isteyenler.
Ters Yüz Edilmiş Evrenin Öne Çıkanları ve Aksayan Yönleri
Her yapımda olduğu gibi bu filmin de parladığı ve çamura battığı anlar var. Kararınızı vermeden önce teraziye koymanız gereken artılar ve eksiler şunlar:
Görsellik ve Atmosfer Açısından Öne Çıkanlar
- Ezber Bozan Evren Tasarımı: Çifte yerçekimi konsepti ve dünyaların mimari yapısı büyüleyici.
- Büyüleyici Sinematografi: Özellikle geniş açı çekimler ve ters kamera hareketleri seyir zevkini tavan yaptırıyor.
- Oyuncu Kimyası: Jim Sturgess ve Kirsten Dunst arasındaki romantik uyum senaryodaki boşlukları örtmeyi başarıyor.
- Başarılı Müzikler: Atmosfere tam oturan, melankolik ve masalsı melodiler.
Senaryo ve Kurgu Düzleminde Aksayan Noktalar
- Senaryodaki Mantık Delikleri: Üç temel kural olarak sunulan fiziğin, hikaye ilerledikçe senaristin keyfine göre delinmesi.
- Sığlaşan Yan Hikayeler: Değinilen harika sınıfsal çatışma temasının havada kalması ve derinleştirilmemesi.
- Aceleye Getirilmiş Finale Doğru Seyir: Son üçüncü çeyrekte olayların çok hızlı ve basite kaçılarak çözüme kavuşturulması.
Aşkın Çekimi (Upside Down) İzlenir mi?
Kesinlikle evet, ancak doğru beklentiyle! Eğer karşında bir Christopher Nolan şaheseri bulacağını, akıl almaz zeka oyunlarıyla dolu bir mantık abidesi seyredeceğini düşünüyorsan hayal kırıklığına uğrarsın. Ancak amacın bir hafta sonu akşamı ışıkları kapatıp, kendini nefes kesici görsellikteki masalsı bir hayal dünyasına bırakmaksa, bu yapım kaliteli bir film önerisi listesinin üst sıralarında yer almayı hak ediyor.
Sitemizdeki bilim kurgu filmleri kategorisinde yer alan bir çok yapımla kıyaslandığında, sunduğu fikir orijinalliği bile tek başına bu filmi şans vermeye değer kılıyor. 2012 yılı filmleri arasında görsel olarak en özgün işlerden biri olduğu su götürmez bir gerçek.
Yapım Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz Kamera Arkası Detayları
Filmin o büyüleyici dünyasının arkasında teknik anlamda oldukça zorlu bir üretim süreci yatıyor. İşte film deneyiminizi katlayacak birkaç trivia detayı:
Yönetmen Juan Solanas, filmin ana fikrini bir gece rüyasında gördüğü “baş aşağı duran iki insan ve gökyüzündeki şehir” imgesinden esinlenerek tasarlamış. Bu imgeyi ekrana taşımak ise sanıldığı kadar kolay olnamış.
Yeşil perde önünde çekilen sahnelerde oyuncuların sürekli baş aşağı asılı kalması gerektiği için, Jim Sturgess çekimler sırasında şiddetli baş ağrıları ve denge kayıpları yaşamış.
Ayrıca filmin en karmaşık sahnelerinden biri olan “tavanda dans” sahnesi için özel olarak dönen devasa mekanik setler inşa edilmiş. Yani izlediğiniz o pürüzsüz yerçekimsiz ortamların büyük bir kısmı sadece bilgisayar efekti (CGI) değil, gerçek mühendislik harikası set tasarımlarının bir ürünü.
İki Farklı Yerçekimi Arasında Unutulmaz Bir Film Deneyimi
Aşkın Çekimi, kusursuz bir senaryoya sahip olmasa da sunduğu benzersiz atmosfer, görsel şölen ve izleyicide bıraktığı o garip hafiflik hissiyle sinema tarihinde kendine özel bir parantez açmayı başarıyor. Mantık hatalarına gözlerinizi hafifçe kapatabilirseniz, izlerken keyif alacağınız tatlı bir seyirlik sizi bekliyor.
Peki siz bu baş aşağı dünya hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce fizik kurallarını hiçe sayan bir aşk hikayesi romantik mi yoksa saçma mı? Adam’ın yerinde olsaydınız aşkınız için tutuşmayı göze alıp karşı dünyaya geçer miydiniz? Yorumlarda buluşalım, filmi birlikte gömelim ya da göklere çıkaralım!
- Yönetmen
- Süre
- 104 dakika
- Yıl
- Tempo
- Nerede İzlenir
- Şu an herhangi bir dijital yayın platformunda bulunmamaktadır.
Aşkın Çekimi Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Aşkın Çekimi" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.






