IMDb


Sinemanın o bayat, birbirini tekrar eden dramlarından sıkıldıysan ve "Bana hayatın içinden, hem güldüren hem de boğazımı düğümleyen bir şeyler ver" diyorsan, doğru adrestesin. Bugün, modern Fransız sinemasının duygusal zekası, "o" meşhur dokunuşun mimarı Olivier Nakache’i masaya yatırıyoruz. Onu sadece Intouchables ile tanıyanlar çok şey kaçırıyor; Nakache, Eric Toledano ile kurduğu o efsanevi ortaklıkla, sinema salonundan çıktığında elinde patlamış mısır kovasıyla değil, zihninde yepyeni sorularla ayrılmanı sağlayan bir usta.
Olivier Nakache, sinemaya sadece bir eğlence aracı olarak değil, insan ilişkilerinin karmaşıklığını deşifre etmek için bir laboratuvar olarak bakıyor. Eric Toledano ile yolları kesiştiğinden beri, ana akım sinemanın şablonlarını alıp onları kendi samimi, biraz sivri ama kesinlikle hayat dolu üsluplarıyla yeniden yoğuruyorlar. Nakache’in filmlerinde ne abartılı kahramanlık hikayeleri ne de yapay trajedi ağları bulursun; onun sineması, en zor durumlarda bile o ince mizahı bulup çıkaran, insanın zayıflıklarını kucaklayan bir tür "insanlık antropolojisi" gibidir.
Dürüst olalım; herkes hayatı boyunca en az bir kez hayatına dokunacak, seni hem ağlatıp hem de o ağlama krizinin ortasında kahkahalar attıracak bir film arar. Nakache işte tam olarak bu dengeyi tutturuyor. Onun yönetmen koltuğunda oturduğu bir yapım varsa, şu üç maddeyi ajandana not edebilirsin:
Nakache’in başarısını konuşurken Eric Toledano’dan bahsetmemek, sinema tarihine saygısızlık olur. Bu ikili, adeta bir elmanın iki yarısı gibi. Biri mizahın ritmini ayarlarken diğeri o ritmin altına duygusal bir temel atıyor. Sadece yönetmen değil, aynı zamanda senarist olarak da kendi evrenlerini kuruyorlar. Eğer kaliteli, diyalogları zekice işlenmiş ve bittiğinde "İyi ki izlemişim" dedirten bir film arıyorsan, bu ikilinin filmografisi senin için bir altın madeni.
Özetle; Olivier Nakache, sinemanın o steril ve soğuk dünyasına samimiyet getiren yönetmenlerden. Şimdi, senin için özenle kürate ettiğimiz film listesine göz atma vakti. Hazır mısın? Yönetmenin zihnindeki o sıcak dünyada bir tura çıkıyoruz.