IMDb

Buenos Aires’in o puslu, melankolik sokaklarında yürürken bir anda kendinizi tutkulu bir siyasi başkaldırının ya da sınırları zorlayan bir gerilim sarmalının içinde bulmak, Arjantin sinemasının imzasıdır. Bu coğrafya, kamerayı sadece bir kayıt aracı olarak değil, hayatın o kendine has kaosu, bitmek bilmeyen tutkusu ve geçmişle olan hummalı hesaplaşması için bir neşter olarak kullanır. Eğer izlediğiniz bir film sizi koltuğunuzda huzursuz ediyor, aynı zamanda da "bu insanlar bu kadar yoğun bir yaşamı nasıl bu kadar şık bir görsel dile dökebiliyor?" dedirtiyorsa, doğru yerdesiniz. Arjantin sineması, rasyonalite ile duygu patlaması arasındaki o ince çizgide dans etmeyi en iyi bilen sanatçılardan beslenir.
Arjantin yapımlarının dokusu, diğer pek çok ülke sinemasından hemen ayrılır. Burada trajedi bir son değil, bir başlangıç noktasıdır. Arjantin filmleri, izleyiciyi yumuşak bir girişle karşılayıp, hikâyenin tam ortasında sizi o coğrafyanın sosyo-politik gerçekliğiyle çarpıştırmaktan çekinmez. Buradaki sinema dili; bir kadehin içindeki buzun sesi, terk edilmiş bir tren istasyonunun sessizliği ve insan ilişkilerindeki o bitmek bilmeyen "açıklanamaz" gerilimle örülüdür.
Sadece kara film veya sanat sineması değil, aynı zamanda türler arası geçişlerde de Arjantinli yönetmenler tam bir illüzyonisttir. Şunları bekleyin:
Bir filmi "iyi" yapan şey, bittiğinde salonun ışıkları yandığında bile üzerinizde taşıdığınız o ağırlıktır. En iyi Arjantin yapımları, size cevaplar vermez; tam tersine, zihninize öyle sorular bırakır ki, gece uyumadan önce kendinizi o coğrafyanın çıkmaz sokaklarında yürürken bulursunuz. Bu filmler, sadece teknik bir başarı değil, birer kültürel mirastır.
Arjantin sinema kültürü, aslında o coğrafyanın ta kendisidir: İnatçı, entelektüel, yer yer biraz hırçın ama tutkuya asla ihanet etmeyen bir yapı. Avrupa’nın o disiplinli anlatım dilini, Güney Amerika’nın sıcak ve dağınık ruhuyla birleştiren bu sinema, aslında sınır tanımayan bir hikâye anlatıcılığıdır. Burada her bir karede, bir tango parçasındaki o keskin dönüşü, bir pazar sabahı içilen matenin acısını ve tarihin omuzlara yüklediği ağır bir mirası sezersiniz.
Sinefil dostum, eğer hazırsan, kemerlerini bağla. Çünkü Arjantin sineması sadece izlenmez; o, içinde yaşanır. Her bir sahne, ruhunun bir yerlerine dokunacak ve seni dönüştürecek bir hikâyenin kapısını aralıyor.