
O (It) 2017
·
Kırmızı bir balon görünce hâlâ içi ürperenler burada mı? Şehir kanalizasyonlarından gelen o tekinsiz kahkahayı duyduğunuzda kaçmak yerine “dur bakalım orada ne var” diyen o uslanmaz meraklılardansanız, tam olarak doğru adrestesiniz.
Andy Muschietti’nin yönetmen koltuğunda devleştiği 2017 yapımı O (It), sıradan bir makyajlı palyaço hikayesi kesinlikle değil, çocukluk travmalarımızın, bastırılmış korkularımızın ve arkadaşlık bağlarının muazzam bir sinematik izdüşümü.
Eğer bu akşam ekran karşısına geçip kendinizi hem nostaljik bir maceraya hem de buram buram gerilim kokan bir atmosfere teslim etmek istiyorsanız, izleme listenizin en tepesine bu yapımı yazmaya hazır olun.
Korku sineması ne yazık ki uzun yıllar boyunca ucuz ucuz zıplatma sahnelerine (jump scare) ve anlamsız çığlıklara teslim edildi. Fakat Stephen King’in o devasa külliyatından beyazperdeye aktarılan bu eser, türün üzerindeki ölü toprağını söküp atıyor.
O filmi izlenir mi ya da O 2017 korkunç mu gibi tereddütleriniz varsa, bu incelemede filmin tüm röntgenini çekiyoruz. Spoilersız, tamamen katıksız bir sinefil gözüyle kasabanın altındaki o karanlığa iniyoruz.
IT (2017) Konusu Nedir? Pennywise Derry Kasabasında Neden Çocukları Hedef Alıyor?
O (It) 2017, Maine eyaletinin Derry kasabasında her 27 yılda bir uyanarak çocukların en derin korkularıyla beslenen kadim bir yaratık olan Palyaço Pennywise ile onunla yüzleşmek zorunda kalan “Kaybedenler Kulübü” adlı yedi çocuğun sürükleyici mücadelesini konu alır. Yapım, çocukluk çağı travmalarını ve dayanışmayı atmosferik bir korku anlatısıyla sunar.
Derry kasabası dışarıdan bakıldığında son derece sakin, kendi halinde bir Amerikan kasabası gibi görünür. Ancak bu kasabanın altında, kanalizasyon şebekelerinden evlerin bodrum katlarına kadar uzanan, çürümüş bir sır saklıdır.
Kasabadaki kayıp çocuk vakaları istatistiksel olarak normalin katbekat üzerindedir ve ne hikmetse yetişkinler bu duruma karşı garip bir körlük ve umursamazlık geliştirmiştir. İşte tam bu noktada, kardeşi Georgie’nin gizemli kayboluşunun peşini bırakmayan Bill ve onun toplama ekibi devreye girer.
Filmin en güçlü durduğu yer, kötülüğün sadece bir yaratık formunda değil, kasabanın kolektif bilincinde ve hatta ebeveynlerin ilgisizliğinde simgeleşmesidir. Pennywise, çocukların zihnindeki en zayıf noktayı bulur, onu işler ve somut bir kabusa dönüştürür. Yani karşınızda sadece dişlerini gösteren bir canavar değil, psikolojik olarak insanı manipüle eden sosyopat bir kozmik varlık var.
Kaybedenler Kulübü: Çocukluk Korkularıyla Yüzleşen Bir Çete
Filmi sadece korku kategorisine hapsetmek büyük bir haksızlık olur. Karşımızda mükemmel kurgulanmış bir “büyüme hikayesi” (coming-of-age) bulunuyor.
Kekeme lider Bill, gruptaki mizah kaynağı ve geveze Richie, hipokondriyak Eddie, tarih meraklısı Mike, grubun mantık sesi Stanley, kilolu ama kocaman yürekli Ben ve gruptaki tek kız olan güçlü Beverly… Bu yedi çocuk, okulun zorbaları tarafından dışlanmış, kendi aileleri içinde bile yalnız bırakılmış tiplerdir.
Onların bir araya gelişi bir tesadüf değil, bir savunma mekanizmasıdır. Pennywise çocukları teker teker avlamaya çalışırken, bu ufaklıkların keşfettiği tek bir gerçek vardır: “Birlikteyken daha az korkunçlar.”
Oyuncu kadrosundaki çocukların arasındaki kimya o kadar doğal ve samimi ki, çetenin bisiklet sürdüğü veya derede yüzdüğü sahnelerde kendinizi bir anlığına korku filminde değil, efsanevi bir dostluk hikayesinin içinde hissediyorsunuz.
Bill Skarsgård’ın Pennywise Performansı: Tim Curry’nin Gölgesinden Sıyrılmak
1990 yapımı televizyon minidizisinde efsanevi Tim Curry’nin canlandırdığı Pennywise karakterini kimse unutamaz. Bu yüzden Bill Skarsgård’ın bu rolü devralacağı açıklandığında sinema dünyası oldukça şüpheciydi.
Fakat Skarsgård, karakteri öyle bir seviyeye taşıdı ki, çocukluk kabuslarımıza yepyeni bir boyut kazandırdı. Şaşı bakan gözleri, saliva damlayan ağzı ve aniden çocuksu bir neşeden yırtıcı bir canavara dönüşen ruh haliyle büyüleyici bir performans sergiliyor.
Skarsgård, palyaço kostümünün içinde adeta akrobatik bir hareket sergiliyor. Mimikleri, yürüyüş tarzı ve o çocuksu ama şeytani ses tonu, dijital efektlere bile gerek kalmadan seyirciyi germeyi başarıyor. Pennywise’ın çocukların korkularını koklayarak iştahının kabardığı sahnelerde Skarsgård’ın yüzünde beliren o sapkın tatmin duygusu, karakteri unutulmaz kılan temel unsur.
Stephen King Adaptasyonlarında IT 2017 Nerede Duruyor?
Stephen King eserlerinin sinema uyarlamaları her zaman papaz her gün pilav yemez mantığıyla ilerler. Bazen bir şaheser çıkar, bazen ise hayal kırıklığı.
Ancak Stephen King uyarlaması denildiğinde bu yapım, yazarın ruhunu en doğru yakalayan işlerden biri. Dönem atmosferini kurma konusundaki başarısı, 80’lerin o retro dokusunu seyirciye geçirme şekli gerçekten takdiri hak ediyor. Benzer bir atmosferik başarıyı, yine King anlatılarına selam çakan 11.22.63 dizisinde de görmüştük.
Yönetmen Andy Muschietti, filmin sinematografisinde Park Chan-wook’un daimi görüntü yönetmeni Chung-hoon Chung ile çalışarak harika bir iş çıkarmış.
Işık kullanımları, geniş açı lensler ve Derry kasabasının güneşli gündüzlerinde bile hissedilen o tekinsiz puslu hava, filmin kalitesini yükseltiyor. 2017 yılı filmleri arasında değerlendirdiğimizde, modern korku sinemasında gişe rekorları kıran ve türe olan saygıyı yeniden kazandıran ender eserlerden biri olduğu kesin.
Film, psikolojik gerilim ile görsel korkuyu çok iyi dengeliyor. Sizi sadece ani ses patlamalarıyla korkutmaya çalışmıyor, çocukların evlerinde yaşadıkları aile içi şiddet, taciz ve ilgisizlik gibi gerçek hayat korkularını, Pennywise’ın doğaüstü dehşetiyle harmanlıyor. Bu da hikayeye muazzam bir katman ve derinlik kazandırıyor.
Derry’nin Kanalizasyonundaki Işık ve Karanlık: Filmin Başarıları ve Kusurları
Hiçbir yapım kusursuz değildir ve uzman bir sinefil olarak bu filmi yere göğe sığdıramamazlık yapmayacağız. En iyi korku filmleri listelerinde üst sıralara oynasa da, filmin de nazar boncuğu sayılabilecek aksayan yönleri mevcut. İşte dürüst bir değerlendirme:
- Karanlığı Aydınlatan Unsurlar (Artılar):
- Karakter Derinliği: Çocuk oyuncuların tamamının performansı üst düzey ve karakter gelişimleri çok başarılı.
- Unutulmaz Karakter Tasarımı: Bill Skarsgård’ın Pennywise yorumu sinema tarihine geçecek kadar özgün ve rahatsız edici.
- Atmosfer ve Müzikler: Benjamin Wallfisch imzalı müzikler, gerilim temposunu her an zirvede tutuyor.
- Denge: Mizah, dostluk ve dehşet unsurları birbiriyle çatışmadan mükemmel bir akış sunuyor.
- Büyüyü Bozan Detaylar (Eksiler):
- Aşırı CGI Kullanımı: Bazı korku sahnelerinde pratik efektler yerine yoğun dijital efekt (CGI) tercih edilmesi, sahnelerin inandırıcılığını bir tık zedeliyor.
- Jump-Scare Yoğunluğu: Filmin ikinci yarısında atmosferik korkudan ziyade ani ses yükselmelerine biraz fazla sırt dayanıyor.
Kamera Arkasından Rahatsız Edici Detaylar: Bunu Biliyor Muydunuz?
Filmin set ortamı ve yapım süreci de en az senaryosu kadar ilginç detaylarla dolu. Yapım ekibi, çocuk oyuncuların Pennywise’dan gerçekten korkmasını ve o ilk karşılaşma anının tamamen doğal olmasını istemiş. Bu yüzden çekimlerin ilk haftalarında Bill Skarsgård, çocuk oyunculardan tamamen izole edilmiş!
Çocuklar, Skarsgård’ı makyajı, kostümü ve o korkunç duruşuyla ilk kez bir sahne çekimi sırasında görmüşler. Çekim başladığında Skarsgård çocukların etrafında gezinip o meşhur tekinsiz gülüşünü yapınca, çocuk oyunculardan bazılarının ciddiden dehşete düştüğü ve çekim biter bitmez derin bir nefes aldığı söylenir.
Skarsgård, çekim aralarında çocukların gerçekten korktuğunu görünce kostümünü bozmadan yanlarına gidip “Hey çocuklar, sorun yok, bu sadece bir film” diyerek onları teselli etmek zorunda kalmış.
Ayrıca Skarsgård’ın Pennywise’a hayat verirken gözlerini iki farklı yöne kaydırması kesinlikle bir dijital efekt değil! Oyuncunun kendisinin yapabildiği tuhaf bir yetenek. Yönetmen bunu öğrendiğinde ekstra bir CGI maliyetinden kurtuldukları için oldukça sevinmiş.
Pennywise ile Kimler Yüzleşmeli, Kimler Kanalizasyondan Uzak Durmalı?
Ekran karşısına geçmeden önce beklentilerinizi doğru ayarlamanız için küçük bir film tavsiyesi rehberi hazırlayalım. Bu yapım herkese göre bir çay değil, o yüzden kimlerin keyif alacağını netleştirmekte fayda var.
Eğer 80’lerin nostaljik havasını seven, Stranger Things tarzı çocukların başrolde olduğu gizemli maceralara bayılan ve hikayesinde duygusal bağ arayan bir izleyiciyseniz bu film tam size göre.
Tür olarak hem gereceğiniz hem de karakterlerle bağ kuracağınız yapımlardan hoşlanıyorsanız, tıpkı dönemin dikkat çeken bir diğer gerilim bombası Kapan (Get Out) gibi bu eser de sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Kaliteli bir korku filmi önerisi arıyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz.
Ancak ben sadece kan, vahşet, katliam izlemek istiyorum, karakterlerin psikolojisi veya çocukluk arkadaşlıkları beni ilgilendirmez diyorsanız bu film size biraz uzun ve fazla dramatik gelebilir.
Ayrıca palyaço korkunuz (koulrofobi) ileri düzeydeyse, gece yatağa yattığınızda odadaki dolabın kapısını açık bırakamayacak hale gelebilirsiniz, bizden söylemesi!
Geceyi gözünü kırpmadan geçirmek isteyen bünyeler ise sitemizdeki uykusuz bırakan filmler seçkimize mutlaka göz atmalı.
Derry’nin Gizemine Ortak Olun: Neden Bu Geceyi Pennywise’a Ayırmalısınız?
Günün sonunda O (It), Hollywood’un formülize edilmiş yüzeysel korku filmleri arasından sıyrılmayı başaran son derece kaliteli bir yapım. Sinematografisinden oyunculuklarına, müzik seçimlerinden temposuna kadar izleyiciyi yakalamayı biliyor.
Klasikleşmiş anlatıların aksine, korkunun kökenine inerek insan zihninin en kırılgan anlarını beyazperdeye taşımayı başarıyor. Soluksuz bir gerilim deneyimi yaşamak ve sinema tarihinin en ikonik canavarlarından birinin doğuşuna tanıklık etmek istiyorsanız, daha fazla düşünmeyin.
Aksiyonu ve gerilimi bir an olsun düşmeyen, seyirciyi sürekli diri tutan yapımları seviyorsanız, tıpkı temposuyla nefes kesen 28 Gün Sonra örneğinde olduğu gibi bu filmde de koltuğunuza çivileneceksiniz.
Ne izlemeli diye saatlerce platformlar arasında gezinmek yerine, patlamış mısırınızı hazırlayın, ışıkları kapatın ve kendinizi Derry kasabasının karanlık kanalizasyonlarına bırakın.
Peki siz bu filmi izlediniz mi? Bill Skarsgård’ın Pennywise performansı sizce eski klasik kadar ürkütücü müydü, yoksa abartıldığını mı düşünüyorsunuz? Kırmızı balonları görünce hâlâ yolunu değiştirenlerden misiniz?
Aşağıdaki yorumlar kısmında buluşalım, film hakkındaki zehir zemberek ya da övgü dolu fikirlerinizi bizimle paylaşın. Hepinize iyi seyirler sinefiller!
- Yönetmen
Andy Muschietti- Oyuncular
Bill Skarsgård
Finn Wolfhard
Jaeden Martell
Sophia Lillis
Steven Williams- Süre
- 135 dakika
- Tempo
- Platform
O Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "O" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.






