
Felekten Bir Gece Daha

Dürüst olalım, bazen hayat sizi öyle bir köşeye sıkıştırır ki, tek ihtiyacınız olan şey kendi yarattığınız kaostan kaçmak ya da en azından o kaosun içinde kaybolmaktır. Eğer ilk filmde Las Vegas’ın ışıklı ama bir o kadar da kirli sokaklarında “neler oldu da bu hale geldik” diye sorgulayan o ekip, sizin için bir nevi “kötü gün dostu” olduysa, Bangkok’un tekinsiz ve nemli caddelerine adım atmaya hazırsınız demektir. Felekten Bir Gece Daha, orijinal ismiyle The Hangover Part II, tam da o “aynı hataları yapmaya ne kadar meyilliyiz” sorusunun cevabını, bolca ter ve birazcık da absürtlükle veriyor. Eğer bu akşam ne izlesem diye kara kara düşünüyorsanız ve amacınız Oscar ödüllü bir drama değil de, beyninizi bir süreliğine askıya alıp sadece gülmekse, doğru yerdesiniz.
Yine mi Aynı Senaryo, Yine mi Aynı Baş Ağrısı?
Serinin ikinci halkası, ilk filmin o taze ve şaşırtıcı etkisini korumaya çalışırken, yönetmen Todd Phillips bizi bu sefer çok daha tehlikeli, çok daha kaotik bir coğrafyaya, Tayland’a götürüyor. Filmin atmosferi, ilk filmdeki “her şey parlak ve temizdi ama sarhoştuk” havasından çıkıp, “her şey rutubetli, karanlık ve biraz da ürkütücü ama yine sarhoşuz” noktasına evriliyor. Birçok izleyici en iyi filmler listesinde bu yapımı ilk filmle kıyaslayıp “aslında aynı şeyi yapmışlar” dese de, Bangkok atmosferinin o kaotik doğası, filmin ruhuna bambaşka bir dinamizm katıyor.
Karakterlerimize baktığımızda, Stu yine o aşırı temkinli, stres seviyesi tavan yapmış, “benim burada ne işim var?” bakışlı adam rolünde döktürüyor. Phil ise her zamanki cool, umursamaz lider edasıyla etrafına gülücükler dağıtıyor. Ancak itiraf etmeliyim ki, filmin asıl motoru yine Alan. O, aklına eseni yapan, sosyal normların tamamen dışındaki o çocuksu ama yer yer sinir bozucu dahi kimliğiyle, seriyi ayakta tutan yegane faktör. Onlar değişmiyor, evet. Ama zaten bu filmde aradığımız şey karakter gelişimi değil, aradığımız şey, bir insanın ne kadar büyük bir saçmalığın içine düşebileceğinin sınırlarını görmek.
Görsel ve İşitsel Şölen mi Yoksa Tam Bir Curcuna mı?
Bu 2011 yılı yapımları arasında öne çıkan yapım, görsel olarak kesinlikle bir aksiyon filmi estetiğine sahip. Bangkok sokakları, neon ışıklar, Budist tapınakları ve o bitmek bilmeyen motosiklet kovalamacaları… Filmi izlerken kendinizi o nemli havayı soluyormuş gibi hissedebilirsiniz. Müzikler ise filmin temposunu sürekli yüksek tutan, çoğu zaman rahatsız edici ama sahneyle mükemmel uyumlu bir kakofoni gibi. Felekten Bir Gece serisinin bu halkası, belki de sadece arka planda çalan parçalar bile sizi o garip atmosfere çekmeye yetecektir.
Yönetmen Todd Phillips, bu filmde “korku komedisi” tarzını denemiş sanki. Her ne kadar türü komedi olsa da, gizem unsuru o kadar yoğun ki, bir an kendinizi gerçekten bir polisiye dizisinde sanıyorsunuz. Tabii sonra bir maymun ya da dövme detayıyla tekrar komedi dünyasına ışınlanıyorsunuz.
Kimlere Hitap Ediyor? Bu Film Neden İzlenmeli?
Eğer “benim izleyeceğim filmde mantık hatası olmasın, senaryo kusursuz olsun” diyenlerdenseniz, bu film size göre değil. Ancak, “Bana absürt bir durum verin, karakterler kendi yarattıkları cehennemde debelensin ve ben de buna kahkahalarla güleyim” diyorsanız, Felekten Bir Gece Daha tam size göre bir seçenek.
- Güçlü Yanları:
- Zach Galifianakis’in (Alan) oyunculuğu, komedi zamanlamasının zirvesi.
- Bangkok atmosferinin, hikayenin kaosuyla olan kusursuz uyumu.
- Tempo bir saniye bile düşmüyor, sıkılmaya vakit yok.
- Zayıf Yanları:
- İlk filmin formülünü neredeyse birebir kopyalaması.
- Yer yer zorlama duran mizah anlayışı ve absürtlük dozunun kaçırılması.
Kamera Arkasından Az Bilinen Detaylar
Belki ilginizi çeker, filmdeki o sevimli ama bir o kadar da baş belası olan maymun (Crystal), aslında profesyonel bir Hollywood oyuncusu. Çekimler sırasında alkol kullanmamasına rağmen (şükürler olsun), setteki herkesi parmağında oynatmış. Hatta bazı sahnelerde oyunculardan daha fazla “kulis” talep ettiği bile söyleniyor! Bir diğer ilginç detay ise, filmin finalindeki o meşhur fotoğrafların çekimi sırasında kullanılan aksesuarların, serinin hayranları tarafından açık artırmada çılgın rakamlara satılmış olması.
Sonuç: Kahkaha Garantili Bir Kaos
Özetle Felekten Bir Gece Daha, sinematik bir başyapıt iddiasında değil. Ancak amacınız bir akşamüstü tüm dertleri kapının dışında bırakıp, kendinizi absürtlüğün kollarına bırakmaksa, Kapışma tarzı enerjik bir filmden sonra iyi bir seçenek olabilir. 2011’in bu ikonik yapımı, bugün hala birçok izleme listesinde yerini koruyor. Sizin bu film hakkındaki düşünceleriniz neler? Sizce ilk filmden sonra bu devam halkası beklentileri karşıladı mı, yoksa sadece formülün peşinden mi gitti? Yorumlar kısmında buluşalım, biraz bu kaosun üzerine konuşalım.
Felekten Bir Gece Daha Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Felekten Bir Gece Daha" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.






