Film ve Dizi Önerileri

Arama yapılıyor
Cehennem kapak fotoğrafı ve duvar kağıdı

Cehennem (Inferno) 2016

Cehennem afişi
Fragmanı İzle

Floransa’da bir hastane odasında, kafanızda dikişler ve zihninizde Dante’nin cehennem tasvirlerinden fırlamış halüsinasyonlarla uyansaydınız ne yapardınız? Muhtemelen ilk işiniz en yakın hemşireye “Beni kim buraya tıktı?” diye sormak olurdu. İşte sembolbilim profesörümüz Robert Langdon da tam olarak bu kafa karışıklığıyla güne merhaba diyor. Ron Howard’ın yönetmen koltuğunda oturduğu, Dan Brown’ın dünyayı kasıp kavuran aynı adlı romanından uyarlanan 2016 yapımı Cehennem (Inferno), izleyiciyi sanat tarihi dersiyle yüksek tempolu bir aksiyon filmi arasında çılgınca koşturuyor. Eğer hafta sonu zihninizi çok fazla yormadan, gizemli bulmacaların peşinde Floransa’dan İstanbul’a uzanan bir seyahate çıkmak istiyorsanız, bu yapım tam dişinize göre bir film izle alternatifi sunuyor.

Cehennem Filminin Konusu Nedir ve Robert Langdon Neden Hafızasını Kaybetti?

Cehennem filmi, ünlü sembolbilimci Robert Langdon’ın Floransa’da bir hastanede geçici hafıza kaybıyla uyanması ve insanlığın yarısını yok edecek ölümcül bir virüsü durdurmak için Dante’nin İlahi Komedya’sındaki ipuçlarını takip etmesini konu alır. Langdon, peşindeki suikastçılardan kaçarken kendisine yardım eden Doktor Sienna Brooks ile birlikte zamana karşı yarışır.

Bu hızlı özetin ardından filmin derinliklerine indiğimizde, karşımızda klasik bir “dünyayı kurtaran dahi profesör” formülü buluyoruz. Ancak bu kez kahramanımızın elinde ne süper güçleri var ne de teknolojik oyuncakları; tek silahı sanat tarihi bilgisi ve tarihi eserlerin üzerindeki tozlu detaylar. Zihnindeki boşlukları doldurmaya çalışırken yaşadığı o paranoyak süreç, sinema tarihinin en iyi zihin oyunlarından biri olan Zindan Adası atmosferini hafifçe andırsa da, Ron Howard işin psikolojik gerilim boyutunu hızlıca geçip bizi doğrudan sokaklara, kovalamacanın tam ortasına fırlatıyor.

Dan Brown Sinematik Evreni ve Ron Howard’ın Güvenli Limanı

Da Vinci Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar’dan sonra Ron Howard ve Tom Hanks ikilisinin üçüncü kez bir araya geldiği bu yapım, yönetmenin türün dinamiklerine ne kadar hakim olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Howard, kamerayı adeta bir turist rehberi gibi kullanarak Floransa’nın tarihi sokaklarını, Palazzo Vecchio’yu ve Venedik’teki San Marco Bazilikası’nı adeta filmin birer karakteri haline getiriyor. Görsel olarak oldukça doyurucu olan bu yaklaşım, filmi sadece bir gerilim değil, aynı zamanda yüksek bütçeli bir kültür turu haline getiriyor.

Ancak bu durum, yönetmenin bazen hikaye anlatımındaki boşlukları görsellikle kapatmaya çalıştığı hissini de uyandırmıyor değil. Temponun bir an bile düşmediği yapımda, karakterlerin derinleşmesine izin verilmeden sürekli bir sonraki ipucuna koşuluyor. Eğer tarihi şifrelerin kırıldığı, entelektüel derinliği yüksek yapımlardan hoşlanıyorsanız, Alan Turing’in dehasını izlediğimiz Enigma gibi filmlerin sunduğu o saf zeka oyununu bu filmde tam anlamıyla bulamayabilirsiniz. Cehennem, zekadan ziyade reflekslere ve hızlı kararlara odaklanan bir yapıya sahip.

Floransa Sokaklarından İstanbul Yerebatan Sarnıcı’na: Görsel Atmosfer ve Müzikler

Filmin en büyük kozlarından biri, şüphesiz ki bizi Avrupa’nın tarihi merkezlerinden alıp İstanbul’un mistik atmosferine sürüklemesi. Hans Zimmer’ın o tekinsiz, metalik tınılarla süslü ve kalp atışını hızlandıran müzikleri eşliğinde, kendimizi birden Yerebatan Sarnıcı’nın loş ışıkları altında buluyoruz. Zimmer, bu filmde de kalitesini konuşturarak sahnelerin gerilim dozajını müzikle ikiye katlamayı başarıyor. İstanbul sahnelerinde kullanılan mistik melodiler, atmosferin klostrofobik yapısını mükemmel bir şekilde destekliyor.

Görsel efektler ve sanat yönetimi açısından, özellikle filmin ilk yarısındaki Langdon’ın gördüğü cehennem halüsinasyonları oldukça sarsıcı. Sokaklarda ters yüz olmuş kafalar, kan gölüne dönen nehirler ve Dante’nin tasvirlerinin modern dünyaya uyarlanmış hali, izleyicide gerçek bir kabus hissi yaratıyor. Ancak film bu karanlık atmosferi korumak yerine, hızla küresel bir ajanlık ve kaçış hikayesine evriliyor. Bu yönüyle film, soğuk savaş estetiği ve kovalamaca içeren Kızıl Serçe tarzı modern ajan filmlerinin aksiyon şablonuna daha çok yaklaşıyor.

Kitap ile Film Arasındaki Büyük Makas: Değişen Son Tartışması

Gelelim sinefillerin ve Dan Brown hayranlarının en çok tartıştığı, sinema salonlarından çıkarken sinir krizleri geçirmesine sebep olan o can alıcı noktaya: Kitabın sonu ile filmin sonu arasındaki devasa fark. Dan Brown’ın romanında insanlığı bekleyen kader çok daha radikal, felsefi ve etik olarak gri bir alanda bırakılmışken, Hollywood yapımcıları filmin finalini çok daha “güvenli” ve alışılagelmiş bir aksiyon finaline dönüştürmeyi tercih etmişler. Bu durum, filmin vizyona girdiği dönemde ciddi bir eleştiri yağmuruna tutulmasına neden oldu.

Kitapta yaratılan o büyük ahlaki ikilem (aşırı nüfus artışı ve insanlığın geleceği için radikal çözümler), filmde ne yazık ki standart bir “biyolojik terör saldırısını önleme” klişesine indirgeniyor. Eğer kitabı okumadan filmi izlerseniz bu durum sizi çok rahatsız etmeyebilir, hatta keyifli bir aksiyon finali olarak görebilirsiniz. Ancak sadık bir okuyucuysanız, senarist David Koepp’e içinizden ufak bir sitem yollamanız kaçınılmaz olacaktır. Yine de zamana karşı yarış temasını başarıyla işleyen yapım, bu yönüyle akıllara Yaşam Şifresi filminin o dur durak bilmeyen ritmini getiriyor.

Dante’nin İzinde Koşarken Neleri Beğendik, Neleri Sevmedik?

Her yapımda olduğu gibi, bu tarihi bulmaca zincirinin de parıldayan altın halkaları ve paslanmış zayıf noktaları mevcut. İşte filmin terazideki ağırlığı:

  • Cennetlik Detaylar (Güçlü Yönler):
    • Tom Hanks’in şaşkın, yorgun ama bir o kadar da karizmatik Robert Langdon performansı her zamanki gibi çok başarılı.
    • Floransa, Venedik ve İstanbul’un tarihi mekanlarının birer görsel şölen eşliğinde, muazzam sinematografiyle sunulması.
    • Hans Zimmer’ın sahnelerin gerilimini ve temposunu sürekli ayakta tutan dinamik müzikleri.
    • Dante’nin cehennem tasvirlerinin canlandırıldığı ilk sahnelerdeki çarpıcı ve ürkütücü görsel efekt başarısı.
  • Arafta Kalan Kusurlar (Zayıf Yönler):
    • Kitabın cesur ve sarsıcı sonunun, Hollywood’un klasik mutlu son formülüne kurban edilmesi.
    • Yan karakterlerin (özellikle kötü adam Bertrand Zobrist’in) motivasyonlarının yeterince derinleştirilememesi.
    • Sürekli bir ipucundan diğerine koşulurken, izleyicinin bulmacaları karakterlerle birlikte çözmesine fırsat tanınmaması.
    • Mantık sınırlarını zorlayan bazı tesadüfler ve güvenlik güçlerinin olaylara müdahale hızı.

Sanat Tarihi Bulmacalarını Kimler Çözmeli, Kimler Bu Koşturmacadan Uzak Durmalı?

Eğer tarih, sanat tarihi, gizli geçitler, şifreli tablolar ve eski el yazmaları ilginizi çekiyorsa, bu yapım sizin için harika bir tavsiye olacaktır. Özellikle Avrupa şehirlerinin tarihi dokusunu izlemeyi sevenler, kendilerini bir seyahat belgeseli izler gibi hissedebilirler. Pazar gününü koltuğuna uzanıp çok fazla beyin hücresi yakmadan, akıcı ve görkemli bir macera ile değerlendirmek isteyenler için ideal bir öneri seçeneğidir.

Öte yandan, eğer siz “Ben buraya mantık hatalarını cımbızla çekmeye, derin karakter analizleri yapmaya ve felsefi olarak beni günlerce düşündürecek bir başyapıt aramaya geldim” diyorsanız, aradığınız şey bu film değil. Ayrıca Dan Brown’ın kitabına harfi harfine sadık bir uyarlama bekleyenlerin de hayal kırıklığına uğrama ihtimali oldukça yüksek. Bu film, derin bir felsefe sunmak yerine eğlenceli ve heyecanlı bir seyirlik sunmayı hedefliyor.

Cehennem Hakkında Muhtemelen Duymadığınız Kamera Arkası Sırları

Filmin İstanbul’daki çekimleri sırasında, tarihi dokuya zarar vermemek adına Yerebatan Sarnıcı’nda gerçek çekimler oldukça kısıtlı tutulmuştur. Sarnıç sahnelerinin büyük bir kısmı, Budapeşte’deki devasa bir film stüdyosunda aslına birebir uygun olarak inşa edilen su dolu yapay bir havuzda çekilmiştir. Ayrıca filmde kullanılan ünlü Dante ölüm maskesi, Floransa’daki orijinal maskeden birebir kalıp alınarak üretilmiş son derece hassas bir replikadır.

Gizemli İpuçlarının Peşinde Son Viraj

Toparlamak gerekirse; karşımızda sinema tarihini kökten değiştirecek bir başyapıt yok belki ama, izleyicisini iki saat boyunca ekrana bağlamayı başaran, temposu yüksek, görselliği büyüleyici ve İstanbul sahneleriyle bizleri gururlandıran temiz bir macera filmi var. En iyi filmler listelerinin zirvesini zorlamasa da, 2016 yılı filmleri arasında popüler kültürün en başarılı temsilcilerinden biri olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Peki siz bu tarihi kovalamaca hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce kitabın sonu mu daha iyiydi yoksa filmin getirdiği Hollywood dokunuşu mu? Tom Hanks’i bir kez daha Robert Langdon rolünde görmek sizi heyecanlandırdı mı? Yorumlarda buluşalım, teorilerinizi ve eleştirilerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın!

Süre
122 dakika
Yıl
Ülke
×
×
Paylaş
Cehennem Filmi İçin Tepki Ver!

Cehennem Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!

Bu içerik size nasıl hissettirdi?
Cehennem Filmi Yorumları
Misafir kullanıcı profil fotoğrafı

    Burada bir sessizlik hakim... "Cehennem" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

    Yorum yaparak görüşlerini paylaş
    Geri Bildirim
    Neler oluyor?
    Neler Oluyor?
    ×
    Yükleniyor...
    Yardımcı olayım mı?
    SineBot Birkaç tıkla sana en uygun içeriği bulalım
    Baştan Başla ×