IMDb

Sinema tarihi, bazı yıllara borçludur; bazı yıllar ise sinemaya sadece bir dil değil, adeta bir omurga borçludur. Eğer 1970'lerin başı bir atom bombasıysa, 1972 yılı o bombanın en yıkıcı, en gürültülü ve en estetik şok dalgasıdır. Hollywood'un stüdyo sisteminin ağır, hantal ve aşırı makyajlı maskesinin düştüğü, yönetmenlerin "auteur" kimliklerini ana akımın boğazına dayadığı o tekinsiz ama büyüleyici döneme hoş geldiniz. Bu yıl, sadece bir takvim yaprağı değil; beyazperdenin hem entelektüel hem de viseral olarak "büyüdüğü" o sancılı ergenlik yılıdır.
Neden 1972? Çünkü bu yıl, sinema salonlarının sadece bir eğlence aracı değil, toplumsal travmaların ve ahlaki gri bölgelerin tartışıldığı bir laboratuvara dönüştüğü yerdir. 1972 sinema arşivi, bugün "başyapıt" diye tapındığımız o efsanevi üretimlerin kuluçka merkezidir. Eğer o günlerde bir sinema koltuğuna gömülseydiniz, muhtemelen çıkışta kendinizi biraz daha karanlık, biraz daha huzursuz ama kesinlikle daha çok sorgulayan biri olarak bulurdunuz. O dönemde üretilen yapımlar, sadece birer hikaye anlatıcısı değil, izleyicinin konfor alanını sabote eden birer cerrahi müdahale gibiydi.
1972 vizyona giren yapımlar, türlerin sınırlarının birbirine girdiği bir geçiş evresini temsil eder. Western janrının yavaş yavaş kan kaybettiği, yerini paranoia sinemasına, politik gerilime ve şehir çürümesine bıraktığı bir dönemden bahsediyoruz. Sinematografi, stüdyo ışıklarının yapaylığından sıyrılıp, sokakların o kirli, karanlık ve tekinsiz ışığına teslim olmuştu. Kamera artık başkahramanın kahramanlığını değil, onun zayıflıklarını ve ahlaki çöküşünü takip ediyordu. İşte 1972’nin sinefil dünyasındaki karşılığı tam da bu: Saf estetik ile ham gerçeğin kusursuz çarpışması.
Eğer bugünün modern sinemasının köklerine inmek istiyorsanız, 1972 filmleri sizin için kutsal bir metin niteliğindedir. Bugünün yönetmenleri, o yıl atılan tohumları sulayıp, büyüterek ödül sezonlarını domine ediyor. 1972, sadece bir üretim yılı değil, bir üslup rehberiydi. O yılın ruhunu anlamak için şu detaylara dikkat etmeniz yeterli:
Kısacası; 1972 bir film arşivi değil, sinemanın kendi kimliğini aradığı, bulduğu ve ardından o kimliği sonsuza dek değiştirdiği bir dönüm noktasıdır. Eğer bugün iyi bir film izlediğinizde "Neden artık böyle filmler yapılmıyor?" diye iç çekiyorsanız, aradığınız o kayıp cevabın tam olarak 1972’nin o sisli ve dumanlı vizyon takviminde gizli olduğunu unutmayın. Şimdi, vizörünüzü o yıla çevirin ve beyazperdenin en cesur zamanlarına tanıklık etmeye hazırlanın.