
Süleyman’ın Hikayesi

Modern sinema dünyasında, çoğu zaman devasa bütçeli süper kahramanların birbirini dövmesini veya CGI harikası boş evrenlerde kaybolmayı izlemekten yorulduk, değil mi? İşte tam da bu noktada, gerçek hayatın o sert, bazen acımasız ama bir o kadar da yaşayan dokusuna dokunan işler karşımıza çıktığında insan bir duraksıyor. 2024 yılı filmleri arasında sarsıcı gerçekçiliğiyle dikkat çeken Süleyman’ın Hikayesi (L’Histoire de Souleymane), tam olarak böyle bir deneyim. Yönetmen Boris Lojkine, izleyiciye bir koltuğa çakılıp patlamış mısır yiyebileceği bir eğlence sunmuyor, aksine, sizi bir bisikletin selesine oturtup Paris’in o ışıltılı sokaklarının arka planındaki görünmez insanların dünyasına davet ediyor. Eğer ne izlemeli diye arayış içindeyseniz ve sinemada sadece vakit geçirmek değil, bir şeyler hissetmek istiyorsanız, bu film tam size göre.
Süleyman’ın Dünyasında Zamanla Yarış
Film, isminden de anlaşılacağı üzere Gine’den Fransa’ya iltica etmiş genç bir adam olan Süleyman’ın, Paris sokaklarında kuryelik yaparak hayata tutunma çabasını anlatıyor. Ama öyle “kuryelik yaparken aşık oldu” tarzı romantik bir drama beklemeyin. Burada karşımızda zamanın kendisiyle yarışan, her saniyesi altın değerinde olan ve her köşede bir “kaybedilme” riski taşıyan bir karakter var. L’Histoire de Souleymane, izleyiciye nefes alma payı bırakmayan, kameranın karakterin ensesinden ayrılmadığı, adeta bir gerilim filmi tadında ilerleyen bir dram. Yönetmen Lojkine, burada belgesel estetiği ile kurgusal anlatının sınırlarını o kadar inceltmiş ki, bir noktadan sonra Süleyman ile birlikte yoruluyor, onunla birlikte terliyorsunuz.
Oyunculuk ve Atmosfer: Gerçekliğin En Çıplak Hali
Bu tarz filmlerde en büyük tehlike, yönetmenin “dışarıdan bakan bir göz” olarak kalıp meseleyi romantize etmesidir. Ancak bu yapımda öyle bir durum yok. Başrol oyuncusu Abou Sangare, sanki yıllardır bu hayatı yaşıyormuş gibi perdede değil, hayatın tam içinde. Kamera kullanımı öyle akıllıca ki, Paris’in o meşhur turistik dokusu, Süleyman’ın dünyasında gri, soğuk ve bazen boğucu bir labirente dönüşüyor. Parazit gibi toplumsal sınıfların çatışmasını merkeze alan yapımların ortak özelliği, sizi hikayenin içine hapsedebilmeleridir, Süleyman’ın Hikayesi de bunu başarıyor. Şehrin gürültüsü, trafiğin kaosu ve Süleyman’ın kulaklığından gelen bildirim sesleri, filmin müziklerini oluşturuyor diyebiliriz. Müzik kullanımındaki bu minimalist tercih, filmin gerçekçilik dozunu yukarı çekiyor.
Kimler İzlemeli? (Veya Kimler Uzak Durmalı?)
Peki, Süleyman’ın Hikayesi izle kararını vermeden önce kendinize şunu sormalısınız: “Ben bugün sinemada bir kaçış mı arıyorum, yoksa bir yüzleşme mi?”
- Distopik veya gerçekçi drama tutkunları: Toplumsal meselelere odaklanan, insan hakları ve göçmenlik gibi konuları politik bir nutuk çekmeden, bir insanın gözünden anlatan filmleri seviyorsanız, bu film tavsiyesi tam size göre.
- Hızlı kurgu sevenler: Eğer “film yavaş akmasın, sürekli bir aksiyon olsun” diyorsanız, buradaki aksiyon fiziksel değil, psikolojik. Süleyman’ın bir sonraki teslimata yetişip yetişemeyeceği, Zindan Adası gibi yapımlardaki gerilim düzeneği kadar merak uyandırıcı.
- Hollywood masallarından sıkılanlar: Eğer her şeyin mutlu sonla bittiği, karakterlerin kusursuz olduğu yapımlardan bıktıysanız, bu film size ilaç gibi gelecek.
Filmin Güçlü ve Zayıf Yanları
Objektif bir bakış açısıyla, bu filmi masaya yatırdığımızda şöyle bir tabloyla karşılaşıyoruz:
- Güçlü Yanlar:
- Abou Sangare’nin adeta bir sinema dersi niteliğindeki doğal oyunculuğu.
- Paris’i alışılagelmişin dışında, bir kuryenin bakış açısından görme deneyimi.
- Sürekli tetikte hissettiren, yüksek tempoya sahip kurgu başarısı.
- Zayıf Yanlar:
- Bazı izleyiciler için filmin görsel dilinin biraz “ham” ve “belgeselvari” kaçması mümkün.
- Duygusal olarak oldukça yorucu ve ağır bir atmosfere sahip olması nedeniyle herkese hitap etmeyebilir.
Az Bilinen Detaylar: Kamera Arkasında Neler Oldu?
Bu yapımı sadece izlemekle kalmayın, derinliklerini de anlayın. Boris Lojkine, filmi çekerken aslında gerçek kuryelerle uzun süreli gözlemler yapmış. Hatta başrol oyuncusu Abou Sangare, profesyonel bir aktör olmasının yanı sıra, çekimler süresince gerçekten o bölgede vakit geçirerek karakterin hissettiği o “görünmezlik” duygusunu iliklerine kadar hissetmeye çalışmış. Ayrıca film, çekim süreci boyunca doğal ışığı kullanarak, yapay ışıklandırmanın o “stüdyo” kokusundan tamamen arınmayı başarmış.
Son Söz: Siz Ne Düşünüyorsunuz?
Süleyman’ın Hikayesi, izledikten sonra hemen unutulacak türden değil. Bir şekilde sizi düşündüren, bir kuryenin geçişine veya bir göçmenin gözlerine baktığınızda artık o eski “sıradan” bakışınızın değişmesine neden olacak bir iş. Peki sizce sinema, toplumsal sorunları bu denli sert bir dille mi anlatmalı, yoksa bir nebze de olsa “eğlendirme” misyonunu korumalı mı? 2024’ün bu başarılı yapımını izlediyseniz, karakterin yaşadığı ikilemler hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşağıdaki yorum kısmında eleştirilerinizi, beğendiklerinizi veya “şu kısım olmamış” dediklerinizi yazın. Bakalım, ortak bir noktada buluşabilecek miyiz? Unutmayın, iyi bir film sadece izlenmez, üzerine konuşulur!
Süleyman’ın Hikayesi Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Burada bir sessizlik hakim... "Süleyman’ın Hikayesi" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.


