IMDb


Sinemanın her köşesinden "yine mi aynı hikayeler" diye sızlananlardansan, doğru adrestesin. Bugün merceği, beyaz perdede karton karakterlerin değil, yaşayan, nefes alan ve gerçek dünyayı iliklerine kadar hissettiren isimlerden biri olan Boris Lojkine’e çeviriyoruz. Öyle ödül törenlerinde birbirine sarılan yapmacık yönetmen profillerinden bahsetmiyoruz; Lojkine, kamerayı alıp dünyanın en sert gerçekliğinin tam ortasına, yani insanın içine yerleştiriyor. Şimdi kemerlerini bağla, çünkü Boris Lojkine sinemasına giriş yapıyoruz.
Boris Lojkine, Fransız sinemasının "ben sadece gerçekliğin peşindeyim" diyen, ayakları yere sağlam basan yönetmenlerinden biri. Kariyerine belgesel kökenli bakış açısıyla başlayan Lojkine, kurmaca filmlerinde de bu yaklaşımını elden bırakmıyor. O, stüdyo ışıklarıyla parlatılmış, yapay dramalardan ziyade, sokaktaki insanın sessiz çığlığını yansıtmayı seviyor. İzlerken "bu gerçek olabilir mi?" diye düşündüğün o anlar var ya, işte onlar Lojkine’in imzasını taşıyor.
Eğer sinemadan beklentin sadece patlayan mısır eşliğinde vakit geçirmek değilse, Lojkine senin için tam bir keşif noktası. Yönetmen, özellikle toplumsal sınırları, göçü ve kimlik arayışını öyle bir dille anlatıyor ki; kendinizi karakterin hemen yanında, kaldırımda otururken buluyorsunuz. İşte onu özel kılan birkaç detay:
Boris Lojkine izlerken telefonu bir kenara bırak, bildirimleri sessize al ve sadece o anın atmosferine teslim ol. Onun filmleri bir "kaçış" değil, aksine bir "yüzleşme" sinemasıdır. Eğer hazırsan, Lojkine’in filmografisindeki başyapıtları senin için aşağıda listeledik. Şimdi o listeden birini seç ve sinemanın o samimi, o sert ama bir o kadar da insani tarafıyla tanışmanın vakti geldi.