IMDb


Japon sinemasının hem en soğukkanlı katili hem de en naif şairi ile tanışmaya hazır mısın? Eğer "Beat" Takeshi Kitano ismini duyduğunda aklına sadece yakuza filmleri geliyorsa, seninle oturup uzun uzun konuşmamız gereken çok şey var. O, bir eliyle komedi şovlarında dünyayı kahkahaya boğarken, diğer eliyle sinema tarihinin en sert, en sessiz ve en estetik şiddet sahnelerini yaratan gerçek bir dahi. Tam aradığın kafadasın; şimdi senin için seçtiğimiz efsane içeriklere geçmeden önce, bu sinema titanına hak ettiği selamı çakalım.
Takeshi Kitano'yu tek bir kalıba sokmak, bir tsunamiye "neden bu kadar ıslak?" diye sormak gibidir. 1947 Tokyo doğumlu olan Kitano; stand-up komedyeni, televizyon sunucusu, ressam, yazar ve yönetmen kimliklerini tek bir vücutta toplayan tam anlamıyla bir "rönesans adamı". Sinema dünyasına adım attığı ilk günden itibaren hem kamera önündeki mesafeli karizmasıyla hem de kamera arkasındaki minimalist vizyonuyla kuralları yıktı geçti. Japon ana akım eğlence dünyasının zirvesindeyken, yer altı dünyasının karanlık dehlizlerine dalmaktan çekinmeyen nadir isimlerden biri oldu.
Kitano filmlerini izlemek, bir fırtınanın ortasında derin bir sessizliği dinlemeye benzer. Onun sineması, uzun ve neredeyse hiç konuşulmayan sekanslar ile aniden patlayan o meşhur şiddet sahneleri arasında gidip gelir. Hana-bi (Havai Fişek) ile Venedik'te Altın Aslan'ı kucakladığında, dünya sineması bu "yakuza filmleri çeken adamın" aslında ne kadar duygusal bir ressam olduğunu anlamak zorunda kaldı.
Onun sinemasında şunlara mutlaka dikkat et:
Kitano, sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda sinema dilini yeniden inşa eden bir mimar. Sonatine ile suç sinemasına getirdiği o "yavaş tempo" anlayışı, Tarantino'dan pek çok Avrupa yönetmenine kadar birçok ismi derinden etkiledi. Eğer hala izlemediysen; Brother, Zatoichi veya Outrage serisiyle onun o tekinsiz ama bir o kadar da büyüleyici dünyasına giriş yapabilirsin. Şimdi kemerlerini bağla, çünkü Kitano'nun dünyasında hiçbir şey göründüğü kadar basit değil.