IMDb


O odaya girdiğinde ya da daha doğrusu sesi duyulduğunda, sahnedeki diğer herkesin fon müziğine dönüştüğü bir isimden bahsediyoruz. Shohreh Aghdashloo, sinema dünyasında sadece rol üstlenen bir aktris değil; o eşsiz, boğuk ve otoriter ses tonuyla karaktere tek başına doku kazandıran nadir yeteneklerden biri. Hollywood’un Doğu Avrupalı veya Orta Doğulu oyuncuları tek tip kalıplara sıkıştırma kolaycılığına zaman zaman maruz kalsa da, Aghdashloo bu sınırları çelik gibi iradesi ve karizmasıyla yırtmayı başardı.
1952 Tahran doğumlu olan Shohreh Aghdashloo, oyunculuk kariyerine 1970'lerde İran tiyatrosunda ve sinemasında başladı. Abbas Kiyarüstemi gibi usta yönetmenlerin projelerinde yer alarak ülkesinde tanınan bir isim haline geldi. Ancak 1979 İran Devrimi’nin ardından İngiltere’ye, sonrasında ise Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmek zorunda kaldı. Sıfırdan başladığı Hollywood yolculuğunda, dil bariyerine ve sektörün önyargılarına rağmen yeteneğini kabul ettirerek Akademi Ödülü adayı ilk İranlı oyuncu unvanını kazandı.
Aghdashloo denince akla gelen ilk şey şüphesiz o karakteristik "viski ve puro dokunuşlu" sesi. Ancak onu izlenebilir kılan asıl unsur, mimiklerini ve bakışlarını ekonomize etme biçimi. Abartılı jestlere ihtiyaç duymadan, sadece duruşuyla ekrandaki güç dengesini değiştirebiliyor.
2000'lerin başında Hollywood'un terör temalı yapımlarda kendisini tipleme (typecasting) tuzağına düşürme riskine rağmen, oyunculuk skalasını geniş tutmayı bildi. 24 dizisindeki Dina Araz rolü teknik olarak başarılı olsa da senaryo bazında tartışmalara yol açmıştı. Ancak Aghdashloo, bu tarz basmakaıp rollerin arkasından gelen projelerle rüştünü defalarca ispatladı.
Shohreh Aghdashloo, yan rollerde yer aldığında bile başrolden rol çalma potansiyeli yüksek, ekranda ağırlığı olan bir aktris. Eğer politik entrikalarla dolu sert bir bilimkurgu arıyorsanız The Expanse, insan psikolojisinin sınırlarında gezen vurucu bir drama arıyorsanız House of Sand and Fog ile izleme listenize hemen ekleyebilirsiniz.
IMDb
