IMDb


Dürüst olalım; hayatımıza, Upper East Side'ın dedikoducu gençlerinin arasında fesat planlar kuran ya da modern New York'un tozlu kitapçılarında "aşırı ilgili" komşuluk oynayan biri olarak giren Penn Badgley, ortalama bir Hollywood yakışıklısından çok daha fazlası olduğunu çok erken kanıtladı. Öyle her jeneriğin "prens" yaftasını yapıştırdığı oyunculardan değil o; sinir bozucu derecede karizmatik, sempatiklik ile tekinsizlik arasında incecik bir çizgide yürümeyi kendine kariyer misyonu edinmiş bir adam.
1986 doğumlu Amerikalı oyuncu, çocuk yaşlarda adım attığı set tozunu, televizyon tarihinin en çok izlenen ama bir o kadar da alay konusu olan gençlik dizilerinden biriyle taçlandırdı. Kariyerini sadece popüler kültürün ona sunduğu "yakışıklı başrol" konfor alanında harcamayı reddeden Badgley, endüstrinin kurallarına kendi nizamınca karşı çıkan nadir isimlerden biri. Popüleriteyi ellerinin tersiyle ittiği anlar oldu; hatta uzun süre sırtını dayadığı o büyük yapımlardan sonra türevi işlerde pek görünmeyerek kendi seçkisini oluşturdu.
Badgley'nin sinema ve TV yolculuğunu iki ana döneme ayırmak mümkündür:
Badgley'nin en büyük mahareti, izleyicide "bu adamda bir tuhaflık var ama ne?" hissini uyandırabilmesi. Mimiklerini ve özellikle o keskin bakışlarını öyle ekonomik kullanıyor ki, repliklere ihtiyaç duymadan karakterin içindeki fırtınayı ya da psikolojik sapmaları karşı tarafa geçirebiliyor. Bağımsız sinemada denediği işler (örneğin Margin Call gibi nokta atışı yapımlar) ticari işleri kadar gürültü koparmasaপক্ষের, onun aktörlük kumaşının derinliğini göstermesi açısından oldukça kıymetli. Klasik anlamda bir Hollywood yıldızı olmaktansa, sınırları zorlayan projelerin aranan yüzü olmayı tercih eden, sinema kulislerinde ne istediğini bilen bir profil çizer.