IMDb


Birçoğumuz onu ekran karşısında gördüğümüzde tanıdık bir yüzün güvenini hissederiz ama adını tek celsede hatırlamakta bazen zorlanırız. İşte Michael McKean, Hollywood'un tam olarak bu "gizli kahraman" kategorisinde ders olarak okutulacak isimlerinden biri. 80'lerin kült komedilerinde absürtlüğün sınırlarını zorlayan bir rock yıldızı olarak karşımıza çıkıp, yıllar sonra modern televizyon tarihinin en kompleks, en nefret edilen ama bir o kadar da hak verilen dramatik karakterlerinden birine dönüşebilmek her oyuncunun harcı değil.
Michael McKean, kariyerine doğrudan kahkaha üreten projelerle adım attı. 1970'lerin sonlarında Laverne & Shirley dizisindeki "Lenny" rolüyle televizyon dünyasında tanınırlık kazanan oyuncu, uzun yıllar boyunca mizah yeteneği ve doğaçlama kabiliyetiyle ön plana çıktı. Ancak onu sadece bir komedyen olarak tanımlamak, sahip olduğu geniş oyunculuk yelpazesine büyük haksızlık olur. Tiyatro kökenli sağlam duruşu, senaristlik ve müzisyenlik kimliğiyle birleşince ortaya sahnede her an her kılığa girebilen bir karakter oyuncusu çıktı.
Rob Reiner imzalı 1984 yapımı sahte belgesel (mockumentary) klasiği This Is Spinal Tap, McKean’in kariyerinde tam anlamıyla bir dönüm noktasıdır. Canlandırdığı kurgusal rock grubu lideri David St. Hubbins karakteri, sadece oyunculuk başarısıyla değil, filmin müziklerine yaptığı katkıyla da sinema tarihine geçti. Christopher Guest ile yakaladığı bu yaratıcı ortaklık, sonraki yıllarda Best in Show ve A Mighty Wind gibi kült yapımlarla devam etti.
Kuşkusuz yeni nesil izleyicinin Michael McKean ismiyle sarsılmaz bir bağ kurmasını sağlayan proje Better Call Saul oldu. Jimmy McGill’in (Saul Goodman) hem idolü hem de en büyük engeli olan ağabeyi Chuck McGill karakteri, McKean’in ellerinde devleşti. Elektromanyetik aşırı duyarlılık hastalığıyla boğuşan, kibirli, kuralcı ama kendi içinde trajik bir haklılığa sahip bu hukuk dehasını canlandırırken sergilediği performans, ekran karşısındaki herkesi ikiye böldü. Karakteri sevmeyebilirdiniz ama McKean’in oyunculuğuna şapka çıkarmamak imkansızdı.
Michael McKean, rol çalan veya ucuza kaçan jestlerle seyirciyi tavlamaya çalışan bir oyuncu hiç olmadı. Aksine, sahnede rol arkadaşına alan açan, jestlerini ve mimiklerini milimetrik bir zamanlamayla kullanan son derece disiplinli bir ekolü temsil ediyor. Kariyerinin zayıf veya önemsiz görülebilecek projelerinde bile sunduğu ciddiyet, onun işine duyduğu saygının en büyük kanıtı. Komediden drama geçişi bu kadar pürüzsüz başaran az sayıda aktörden biri olarak sinema ve televizyon dünyasındaki prestijli yerini korumaya devam ediyor.