IMDb


Fransız sinemasının o kendine has, biraz melankolik ama her an patlamaya hazır enerjisini tek bir yüzde görmek isterseniz, adresiniz belli: François Cluzet. Onu sadece "Can Dostum" (The Intouchables) filmindeki o felçli aristokrat olarak hatırlıyorsanız, aslında devasa bir filmografinin yüzeyinde geziniyorsunuz demektir. Cluzet, oyunculuğu bir meslek değil de bir yaşam biçimi olarak benimseyen, her rolünde o "Fransız havasını" iliklerinize kadar hissettiren bir usta. Şimdi arkanıza yaslanın; çünkü bu adamın sadece biyografisini okumayacak, sinemasına dair neden hayran olmanız gerektiğini masaya yatıracağız.
21 Eylül 1955 Paris doğumlu olan Cluzet, aslında oyunculuk dünyasının tozunu yutmaya çok erken başlayanlardan. 70'lerin sonunda sinemaya adım attığında, o dönemdeki Fransız yeni dalga etkilerini üzerinde taşıyordu. O, Hollywood’un o parlatılmış, kusursuz oyuncularından değil; o, gözlerindeki o hüzünlü ışıltıyla sizi bir saniyede hikayenin içine çeken bir karakter oyuncusu. Birçok kişi onu 2011 yapımı efsanevi The Intouchables ile tanısa da, Cluzet aslında Fransız sinemasının "sessiz ve derinden" ilerleyen devrimcilerinden biridir.
Eğer "benim izlediğim oyuncu gerçek hissetsin, ekrandan bana dokunsun" diyorsanız, Cluzet tam aradığınız adam. Peki, onu diğerlerinden ayıran o sivri ve samimi fark ne?
Cluzet’in oyunculuğunda "rol yapma" diye bir şey yok. Kamera karşısında oynamıyor, o anı yaşıyor. Karakterin acısını, öfkesini ya da o incecik tebessümünü sanki yan komşunuzmuş gibi size aktarıyor. İşte bu yüzden onun filmlerini izlerken kendinizi film ekibinden biri gibi hissediyorsunuz.
Editörün Notu: François Cluzet, her filminde ayrı bir lezzet bırakan, kaliteli sinemanın demirbaşlarından. Şimdi, bu büyük ustaya dair hangi filmleri listemize eklediğimize geçme vakti. Hazır olun, sinema keyfinizi ikiye katlayacak seçimler aşağıda sizi bekliyor!