IMDb


Ekran karşısına geçtiğinde o devasa fiziki varlığı ve kadife gibi derin sesiyle odayı tek başına doldurabilen aktörlerin sayısı oldukça azdır. Edward Herrmann, tam da bu nadir kumaştan kesilmiş isimlerden biriydi. Pek çoğumuz onu Gilmore Girls dizisinde nesiller arası çatışmanın ortasında dimdik duran, purosuna ve kitaplarına tutkulu elit baba figürü Richard Gilmore olarak hatırlasak da, Herrmann’ın kariyeri tek bir ikonik karakterden çok daha fazlasını barındırıyor. Amerikan tiyatrosunun disiplinini, sinemanın ve televizyonun karakter odaklı hikâyelerine zahmetsizce taşıyan bu isim, kariyeri boyunca "burjuva, entelektüel veya otoriter baba" kalıplarını en rafine şekilde işleyen oyunculardan biri oldu.
1943 yılında doğan ve 2014 yılında aramızdan ayrılan Edward Herrmann, oyunculuk disiplinini Londra Müzik ve Drama Sanatları Akademisi (LAMDA) gibi köklü kurumlarda şekillendirmiş, sahne tozu yutmuş gerçek bir tiyatro insanıydı. Broadway’deki ilk yıllarında kazandığı Tony Ödülü, onun karakter inşasındaki derinliğin tescili niteliğindeydi. Fiziksel olarak 1.95’lik boyu ve beyefendi duruşu, ona Hollywood kapılarını aralarken aynı zamanda tipoloji olarak belli rollerin üzerine yapışmasına da neden oldu. Yine de kendisi, aynı tip görünen karakterlerin içine bambaşka nüanslar gizlemeyi her zaman başardı.
Herrmann’ın oyunculuk sklası, zengin ve mesafeli adam rolünü oynarken bile seyirciyle o kurduğu garip empati bağında gizlidir. Onu sadece "iyi adam" rolleriyle sınırlandırmak büyük hata olur. 1987 yapımı kült vampir filmi The Lost Boys (Kayıp Gençler) yapımındaki Max karakteriyle, o sakin ve saygın beyefendi imajının arkasında nasıl bir tekinsizlik saklayabileceğini gösterdi. Öte yandan, ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’i canlandırdığı yapımlardaki tarihi figür performansları, politik biyografiler için uzun yıllar referans noktası kabul edildi.
Sinema ve dizi dünyasındaki aktörlüğünün yanı sıra, Herrmann’ın belgesel seslendirmelerindeki başarısı ve audio-book dünyasındaki yeri de yadsınamaz. History Channel belgesellerinde duyduğunuz o otoriter ama güven veren ses, çoğunlukla onun vokaliydi. Dönem dönem birbirini tekrar eden zengin iş insanı veya hakim rollerinde sıkışmış gibi görünse de, konuk oyuncu olarak yer aldığı The Practice gibi yapımlardaki etkileyici performansıyla Emmy Ödülü kazanarak kalitesini her kulvarda kanıtladı.
Edward Herrmann, baştan sona gürültülü performanslar sergilemeden, sadece mimikleri, duruşu ve diksiyonuyla sahnede ağırlık kurabilen eski ekol bir aktördü. Rol aldığı yapımlara anında bir kalite ve "ağırbaşlılık" katan Herrmann'ın filmografisi, özellikle iyi kaleme alınmış karakter odaklı dramaları ve 80'ler-90'lar Amerikan sinemasının atmosferini sevenler için keşfedilmeye değer zengin bir külliyat sunuyor.