Film ve Dizi Önerileri

Arama yapılıyor
Ölümsüz Polisler kapak fotoğrafı ve duvar kağıdı

Ölümsüz Polisler (R.I.P.D.) 2013

Ölümsüz Polisler afişi
Fragmanı İzle

Öldükten sonra dinlenmeye çekileceğini sanan o masum f fanilerdenseniz, size kötü bir haberim var: Bürokrasinin pençesi öbür dünyada bile yakanızı bırakmıyor. Yaşarken çizme çıkaran bir polisseniz, öldüğünüzde de elinize bir rozet tutuşturup ruh avlatabiliyorlar. İşte 2013 yapımı Ölümsüz Polisler (R.I.P.D.), tam olarak bu absürt, kaotik ve bir o kadar da sınırları zorlayan mefhumun üzerine inşa edilmiş bir seyirlik. Hollywood’un “çift polis” (buddy cop) formülünü alıp metafizik bir boyut kapısına fırlatan film, izleyene safi aksiyon ve absürt mizah vaat ediyor.

Peki, bu yapım izlenmeye değer mi, yoksa zaman kaybı mı? Eğer sinema salonundan çıktığınızda varoluşsal sancılar çekmek yerine sadece mısırınızı patlatıp arkanıza yaslanmak istiyorsanız, bu tuhaf tonda aradığınızı bulabilirsiniz. Sizi bilmem ama öbür dünyada Ryan Reynolds ve Jeff Bridges gibi bir ikiliyle devriye atmak, en azından sıkıcı bir cennet tasvirinden çok daha eğlenceli duruyor. Gelin, bu doğaüstü polisiyenin detaylarına, aksayan yönlerine ve sunduğu seyir zevkine birlikte göz atalım.

Ölümsüz Polisler Konusu: Öbür Dünya Polis Departmanı Nasıl Çalışır?

Sahi, öldükten sonra hesabını veremediğin ruhlar dünyada serbestçe gezseydi ne olurdu? Ölümsüz Polisler konusu tam olarak bu soru işaretinin üzerine eğiliyor. İşinde başarılı fakat bir rüşvet olayına bulaştığı için ortağı tarafından ihanete uğrayıp öldürülen dedektif Nick Walker (Ryan Reynolds), kendisini bir anda “Rest In Peace Department” yani R.I.P.D. isimli gizli bir teşkilatın sorgu odasında bulur. Seçeneği basittir: Ya kıyamet günü yargılanmayı bekleyecek ya da yüz yıl boyunca teşkilata hizmet edip dünyada saklanan çürümüş ruhları (deado) avlayacaktır.

Nick, istemeden de olsa teklifi kabul eder ve yanına partner olarak Amerikan İç Savaşı döneminden kalma, sivri dilli, kural tanımaz eski bir şerif olan Roy Pulsipher (Jeff Bridges) verilir. İkili, canlı insanların arasında dolaşırken dünyadaki fani gözlere son derece farklı kimliklerle görünürler; Ryan Reynolds çekici bir Çinli yaşlı adam olarak algılanırken, Jeff Bridges ise muazzam bacaklara sahip sarışın bir kadın siluetine bürünür. Bu durum, filmin komedi unsurunu sırtlayan en büyük dinamiklerden biri haline geliyor. Eğer absürt fantezi ve çatışma dozu yüksek bir komedi arıyorsanız, bu tuhaf ikilinin kimyası ilginizi çekebilir.

Çürümüş Ruhlar ve Dünyadaki Avatar Karmaşası

Filmdeki dünyevi algı meselesi, hikayenin komedi yükünü hafifleten harika bir detay. Nick ve Roy caddelerde insanları kovalayıp kurşun yağdırırken, dışarıdan bakan sıradan bir fani sadece yaşlı bir adamın elinde muzla koşturduğunu veya sarışın bir kadının etrafa bağırdığını görüyor. Senaryo, bu görsel tezatlığı sık sık seyircinin yüzüne çarparak ritmi ayakta tutmayı başarıyor.

Teşkilatın temel amacı ise öldüğü halde öbür dünyaya geçmeyi reddeden ve dünyada kaldıkça çürüyüp yaratığa dönüşen ruhları yakalamaktır. Bu yaratıkların varlığı, evrenin dokusunu bozarak kıyameti tetikleyecek bir tehdide dönüştüğünde, çaylak polisimiz ve ihtiyar şerifimiz kendilerini beklenmedik bir hesaplaşmanın ortasında bulurlar.

Siyah Giyen Adamlar Çakması mı, Yoksa Eğlenceli Bir Doğaüstü Macera mı?

Sinema eleştirmenlerinin ve izleyicilerin R.I.P.D. film incelemesi yaparken takıldığı en büyük nokta, yapımın fütursuzca Siyah Giyen Adamlar (Men in Black) formülünü kopyalamış gibi görünmesidir. Kabul edelim; uzaylıların yerini ruhlar, Will Smith’in yerini Ryan Reynolds, Tommy Lee Jones’un yerini ise kovboy şapkasıyla Jeff Bridges almış durumda. Formül birebir aynı işliyor: Tecrübeli ve aksi kıdemli, çömez ortağına evrenin gizemlerini öğretirken dünyayı büyük bir felaketten kurtarmaya çalışıyorlar.

Ancak bu durum filmi tamamen seyredilemez kılıyor mu? Kesinlikle hayır. Yönetmen Robert Schwentke, fikrin özgün olmadığını bildiği için derin felsefi anlamlar aramak yerine gaza basmayı tercih etmiş. Temposu düşmeyen, özel efektleriyle çizgi roman estetiğini yakalamaya çalışan ve mizahını yüksek tutan bir aksiyon temposu mevcut. Eğer beklentinizi bir Oscar adayı seviyesinde tutmuyorsanız, geçireceğiniz 90 dakika boyunca oldukça keyifli anlar yaşayabilirsiniz.

Özellikle Jeff Bridges’ın abartılı kovboy aksanı ve Ryan Reynolds’ın safiyane şaşkınlıkları, yapımı vasat bir çizgi roman uyarlaması olmaktan kurtarıp çıtır çerezlik bir eğlenceye dönüştürüyor. İkili arasındaki atışmalar, filmin en güçlü omurgasını oluşturuyor.

Karakter İncelemeleri ve Oyuncu Performansları

Bir filmi taşımak sadece senaryonun değil, başrol oyuncularının omuzlarındaki yükle doğrudan ilgilidir. Bu yapımda da yükün büyük kısmı iki dev ismin üzerine yıkılmış durumda. Oyuncuların performanslarına ve çizdikleri portrelere biraz daha yakından bakalım:

  • Jeff Bridges (Roy Pulsipher): Çılgın kovboy tavırları, mırıldanarak konuşması ve eski usül adalet anlayışıyla filmin neşe kaynağı. Bridges rolü o kadar ciddiye almayarak oynamış ki, ekrandan yansıyan o rahatlık seyirciye de geçiyor. Karakterin kendi cesedinin çakallar tarafından yenmesiyle ilgili anlattığı hikayeler tam bir mizah malzemesi.
  • Ryan Reynolds (Nick Walker): Deadpool öncesi dönemde karşımıza çıkan Reynolds, tam bir “düz adam” rolünde. İhanete uğramış, karısını geride bırakmanın acısını çeken ama bir yandan da absürt durumlara ayak uydurmaya çalışan Nick karakterine uyum sağlamış. Reynolds’ın klasik şaşkın ve iğneleyici tavırları bu filmde de kendini hissettiriyor.
  • Kevin Bacon (Bobby Hayes): Filmin kötü adamı rolündeki Kevin Bacon, karizmasından hiçbir şey kaybetmediğini gösteriyor. Bencil, kurnaz ve tehlikeli bir karakteri canlandırırken sahnelerin tadını çıkarıyor.
  • Mary-Louise Parker (Proctor): Teşkilatın sert ve kuralcı yöneticisi olarak bacak bacak üstüne atıp emirler yağdırdığı sahneler, bürokrasinin soğuk yüzünü absürt bir dille ekrana yansıtıyor.

Teknik Detaylar ve CGI Sınavı: Görsel Efektler Sınıfta Kaldı mı?

2013 yapımı bir fantastik filmden bahsediyorsak, dönemin görsel efekt kalitesini sorgulamak en doğal hakkımız. Ne yazık ki filmin bütçesi yüksek olmasına rağmen, CGI kullanımı yer yer göze batacak kadar yapay kalabiliyor. Çürümüş ruhların geçirdiği dönüşümler ve devasa yaratık tasarımları, bir sinema filminden ziyade video oyunu ara sahnelerini andırıyor.

Özellikle şehirdeki yıkım sahnelerinde kullanılan bilgisayar efektlerinin inandırıcılık seviyesi düşük. Ancak yönetmenin bilinçli olarak tercih ettiği çizgi roman odaklı görsellik, bu kusurları bir nebze de olsa örtmeyi başarıyor. Eğer pratik efektlerin gücüne inanan ve aşırı dijitalleşmiş görsellikten rahatsız olan bir izleyiciyseniz, bu detaylar modunuzu bir miktar düşürebilir. Öte yandan, fantastik ögelerin bolluğu ve hareketli kamera açıları seyir zevkini dinamik tutuyor.

R.I.P.D. Artıları ve Eksileri

Her yapımda olduğu gibi bu doğaüstü polisiyenin de parıldadığı ve çuvalladığı noktalar var. Karar vermenizi kolaylaştırmak adına filmin artı ve eksi yönlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Yapımın Sınıfı Geçtiği Alanlar

  • Jeff Bridges ve Ryan Reynolds arasındaki mizahi uyum ve dinamik diyaloglar.
  • Ana karakterlerin dünyadaki fani görünümleri (Çinli adam ve sarışın kadın) üzerinden üretilen espri anlayışı.
  • Sıkılmaya vakit bırakmayan, 90 dakikalık ideal ve hızlı tempo.
  • Çizgi roman estetiğine sadık kalan hafif ve eğlenceli evren tasarımı.

Yapımın Yalpalamasına Neden Olan Unsurlar

  • Orijinallikten uzak, Siyah Giyen Adamlar kurgusuna aşırı derecede benzeyen senaryo.
  • Yer yer göze batan ve inandırıcılığı zayıf olan CGI efektleri.
  • Derinleşemeyen ve oldukça tahmin edilebilir ilerleyen yan hikayeler.

Sıkça Sorulan Sorular: Zihninize Takılan Detaylar

Ölümsüz Polisler filmi bir çizgi roman uyarlaması mı?

Evet, film Peter M. Lenkov tarafından yazılan ve Dark Horse Comics tarafından yayımlanan aynı isimli çizgi roman serisine dayanmaktadır. Ancak film, çizgi romandaki karanlık tonu biraz daha yumuşatarak ana akım komedi-aksiyon çizgisine çekmiştir.

Filmi izlemeden önce başka bir yapım izlemek gerekiyor mu?

Hayır, bu tamamen bağımsız ve kendi evrenini tek bir filmde anlatıp bitiren bir yapımdır. Evrene girmek için hiçbir ön bilgiye ihtiyacınız yok, sadece ekran karşısına geçip keyfini çıkarabilirsiniz.

Bu Doğaüstü Macerayı Kimler İzlemeli, Kimler Pas Geçmeli?

Eğer bir cuma akşamı yorgunluğunuzu atmak, zihninizi tamamen boşaltmak ve biraz aksiyonla gülmek istiyorsanız bu film tam size göre. Doğaüstü olaylar, evrenin sonunu getirmeye çalışan kötü adamlar ve birbirine taban tabana zıt iki polisin atışmaları ilginizi çekiyorsa zamanınızı boşa harcamış olmazsınız.

Öte yandan, özgün bir senaryo, derin karakter gelişimleri, mantık hatalarından arındırılmış bir kurgu veya büyüleyici görsel efektler arıyorsanız bu yapım beklentilerinizi karşılamayabilir. Sinemada yenilikçi fikirler peşinde koşan mantık odaklı izleyicilerin bu yapımdan uzak durmasında fayda var.

Peki siz bu doğaüstü kovalamaca hakkında ne düşünüyorsunuz? Öbür dünyada bir avatar seçme şansınız olsaydı tercihiniz ne olurdu? Yorumlarda buluşalım, filmi izlediyseniz eleştirilerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın!

Süre
96 dakika
Yıl
Ülke
×
×
Paylaş
Ölümsüz Polisler Filmi İçin Tepki Ver!

Ölümsüz Polisler Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!

Bu içerik size nasıl hissettirdi?
Ölümsüz Polisler Filmi Yorumları
Misafir kullanıcı profil fotoğrafı

    Burada bir sessizlik hakim... "Ölümsüz Polisler" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

    Yorum yaparak görüşlerini paylaş
    Geri Bildirim
    Neler oluyor?
    Neler Oluyor?
    ×
    Yükleniyor...
    Yardımcı olayım mı?
    SineBot Birkaç tıkla sana en uygun içeriği bulalım
    Baştan Başla ×