IMDb


Sinema dünyasında Joel Schumacher ismi geçtiğinde kiminin aklına neon ışıklı Gotham sokakları, kiminin aklına ise 90’ların ruhunu iliklerine kadar hissettiren o ikonik gençlik filmleri gelir. Evet, bazen çok sevildi, bazen yerden yere vuruldu ama kimse onu görmezden gelemedi. Tam aradığın kafadasın; şimdi senin için seçtiğimiz efsane içeriklere geçmeden önce, sinemanın bu en tartışmalı ama bir o kadar da vizyoner yönetmeninin hakkını teslim edelim.
1939 New York doğumlu olan Joel Schumacher, Hollywood’un belki de en renkli ve "cesur" yönetmenlerinden biriydi. Kariyerine kostüm tasarımıyla başlamasının ona kattığı görsel zekayı, beyaz perdeye taşıdığı her sahnede hissettirdi. Bir dönem Batman serisini devralıp onu bambaşka bir (tartışmalı) yöne çekmesiyle popüler kültürde adını altın harflerle –veya neon boyalarla– yazdırdı. Schumacher, sadece bir yönetmen değil; aynı zamanda moda, stil ve dramayı nasıl harmanlayacağını çok iyi bilen bir görsel mimardı.
Schumacher, ana akım sinemanın güvenli limanlarında kalmayı pek sevmezdi. Onun filmlerini izlemek biraz lunaparkta hız trenine binmek gibidir; bazen zirve yaparsınız, bazen de "bu da neydi şimdi?" diye sorgularsınız. Ama sıkılmak mı? Asla. İşte onun sinemasını özel kılan bazı detaylar:
Eğer bir Joel Schumacher maratonuna başlayacaksanız, kendinizi tek bir türle sınırlamayın. Onun filmografisi, bir yönetmenin hem stüdyo sistemine nasıl uyum sağlayıp hem de nasıl kendi kişisel damgasını vurabildiğinin en ilginç örneklerinden biridir. St. Elmo's Fire ile gençliğin o sancılı dönemini, Falling Down ile sistemin dışına itilmiş bir adamın patlamasını, The Lost Boys ile de vampir mitolojisinin en cool halini izlemek gerekir. Şimdi kemerlerinizi bağlayın, aşağıda sizin için seçtiğimiz filmlerle Schumacher’in o kendine has neon dünyasına dalış yapıyoruz.