IMDb


Eğer sinema dünyasında "insan" olmayı, acıyı ve o çiğ duyguları iliklerine kadar hissetmek istiyorsan, doğru adrestesin demektir. Jim Sheridan, sadece bir yönetmen değil; İrlanda'nın o puslu, hüzünlü ve bir o kadar da sert ruhunu perdeye yansıtan bir usta. Öyle "herkesin izlediği popüler filmler" listesinden bahsetmiyoruz; burada gerçek bir sinemacının, hikaye anlatıcılığını bir sanat formu olarak nasıl kanırttığını konuşacağız. Şimdi arkana yaslan, çünkü Sheridan'ın o derinlikli dünyasına giriş yapıyoruz.
1949 doğumlu Jim Sheridan, sadece bir kamera arkası adamı değil; aynı zamanda bir tiyatro insanı ve tutkulu bir hikaye anlatıcısı. Dublin'in sokaklarından Hollywood'un parlak ışıklarına uzanan bu serüvende, Sheridan'ın en büyük başarısı asla köklerini unutmaması oldu. Kendisi, Oscar adaylıklarını bir aksesuar gibi taşısa da aslında derdi çok daha basit: Gerçek insanlar, gerçek kavgalar ve unutulmaz anlar.
Sheridan'ın filmlerini izlemek, bir arkadaşınızın en derin sırlarını itiraf etmesini dinlemek gibidir. Bazen canınızı yakar, bazen sizi dağıtır ama sonunda kesinlikle "iyi ki izlemişim" dersiniz. Onun yönetmenlik tarzının öne çıkan özellikleri şunlardır:
Sheridan'ın kariyer grafiği, aslında bir yönetmenin kendi sesini nasıl bulduğunun da kanıtı. My Left Foot ile dünyayı kendine hayran bıraktığında, aslında çıtayı nereye koyacağının sinyallerini çoktan vermişti. In the Name of the Father ile adalet duygusunu sorgulattı, The Boxer ile ise umudu en karanlık köşelerde bile bulabileceğimizi gösterdi.
Şimdi o meşhur yönetmen koltuğuna geri dönme ve Sheridan'ın en iyi işlerini mercek altına alma zamanı. Senin için derlediğimiz listeye göz at, ama uyaralım; izledikten sonra bir süre sessizliğe bürünmen normaldir.