IMDb


Eğer bir filmde sadece bakışlarıyla odayı dondurabilen, konuşmasına bile gerek kalmadan duyguyu iliklerinize kadar işleten birini arıyorsanız, doğru adrestesiniz. Ben Whishaw, sinemanın o "yüzüne bakınca bir şeyler dönüyor ama ne?" dedirten, karizmasıyla olduğu kadar oyunculuk derinliğiyle de "bu adam neden her yerde değil?" diye sorgulatan o gizemli figür. Hadi, beyazperdenin bu sessiz devini biraz deşelim.
1980 doğumlu bu İngiliz beyefendisi, oyunculuk dünyasına adım attığından beri "karakter oyuncusu" kavramının hakkını sonuna kadar veriyor. Koku: Bir Katilin Hikayesi filmindeki o takıntılı Jean-Baptiste Grenouille performansı ile hafızalara kazınan Whishaw, aslında sadece oyunculuk yapmıyor; büründüğü karakterin deri değiştirmesine izin veriyor. Bir bakıyorsunuz Bond serisinin Q’su olmuş teknolojinin zirvesinde, bir bakıyorsunuz Paddington’a sesini verip dünyanın en tatlı ayısına ruh katmış. Bukalemun gibi, ama çok daha melankolik.
Onu sadece "iyi oyuncu" diyerek geçiştirmek ayıp olur. Ben Whishaw’un oyunculuğunda "less is more" yani az ama öz felsefesi hakim. Abartılı mimiklerden uzak, izleyiciyi yormayan ama içine çeken bir stili var. Peki, onu izlemeyi neden bu kadar seviyoruz?
Eğer "Ben Whishaw neymiş arkadaş?" demek istiyorsanız, kariyerinde rotanızı şu yapımlara kırmanız yeterli:
Kısacası Ben Whishaw; popüler kültürün gürültüsüne rağmen kendi oyunculuk çizgisini bozmayan, vizörün ardındaki o derinliği yakalayan nadir isimlerden. Şimdi, bu derinliği keşfetme sırası sizde. Sitemizdeki film listelerine dalın, arkanıza yaslanın ve Whishaw’un oyunculuk derslerini izlemeye başlayın.