IMDb


Sinema dünyasında öyle isimler var ki, sadece film izletmiyor; adeta beyninizi çıkarıp yeniden monte ediyorlar. İşte Alex Garland tam olarak o tür bir "cerrah". Eğer hala onun sinematik labirentlerinde kaybolmadıysan, doğru yerdesin. Garland’ı sadece bir yönetmen olarak etiketlemek büyük haksızlık; o, bilimkurgu sosuna bulanmış varoluşsal krizlerimizin mimarı. Şimdi kemerlerini bağla, çünkü bu adamın vizöründen dünyaya bakmak biraz zihin yorucu ama kesinlikle bağımlılık yapıcı.
Alex Garland, sinema kariyerine yönetmen koltuğunda oturmadan çok önce, elinde daktilosuyla kült romanlar yazarak başladı. The Beach ile edebiyat dünyasını salladıktan sonra senaristliğe geçişiyle bambaşka bir kapı araladı. 28 Days Later ile zombi janrını mezardan çıkarıp yeniden dirilten o imza Garland’a ait. Ama asıl olay, yönetmenlik koltuğuna oturduğu andan itibaren koptu. O, büyük bütçeli gişe filmlerinin parıltısı yerine, insanın karanlık dehlizlerine dalan, minimalist ama ağır yumruk atan işlerin adamı.
Garland sineması, "hadi popcorn yiyelim" kafasında bir deneyim değil. Aksine, filmi izledikten sonra üç gün boyunca duvara bakıp "biz aslında kimiz?" diye sorgulatacak cinsten bir tecrübe. İşte onu diğerlerinden ayıran o "Garland dokunuşu":
Eğer filmografisine nereden başlayacağını kestiremiyorsan, işleri senin için kolaylaştıralım. Ama uyaralım, izledikten sonra gerçekliğe dönmek biraz zaman alabilir:
Ex Machina: Yapay zekanın "insan" olma sınırlarını zorlayan, klostrofobik bir başyapıt. Turing testini hiç böyle düşünmemiştin, değil mi? Annihilation ise, görsel bir sarhoşluk ve biyolojik bir korku tüneli. Anlamaya çalışırken kaybolabilirsin, bırak kaybol. Şimdi, aşağıda senin için özenle listelediğimiz Alex Garland filmografisine göz atma vakti. Sitenin derinliklerine dal ve hangisinden başlayacağına karar ver, bizce hepsi ayrı bir kafa!