IMDb


Sinema dünyasında türlerin sınırlarını zorlayan, elini attığı her janrı kendi imza stiliyle yeniden icat eden bir yönetmen arıyorsan, doğru adrestesin. Ang Lee, sadece bir yönetmen değil; duyguların, kültürlerin ve görsel estetiğin kusursuz bir simyacısı. Eğer hâlâ onun o meşhur "Kaplan ve Ejderha" atmosferinde kaybolmadıysan veya "Brokeback Mountain" ile kalbinin sızlamasına izin vermediysen, sinema izleme listen henüz tamamlanmamış demektir. Şimdi bu dahi zihnin derinliklerine iniyoruz; işte gerçek bir sinema gurusu gözüyle Ang Lee.
Tayvan doğumlu bu dev isim, sinemaya Hollywood kurallarıyla değil, kendi evrensel diliyle giriş yaptı. Ang Lee, Doğu'nun dinginliğini Batı'nın anlatı gücüyle harmanlamayı başaran nadir yönetmenlerden. İster "Life of Pi" gibi görsel bir şölen sunsun, ister "The Ice Storm" ile aile dramının dibine vursun; o her zaman karakterlerin iç dünyasındaki o ince sızıyı çekip çıkarmayı bilir. Mühendislik okumuş ama sinemayı bir matematik denklemi gibi değil, bir duygu şelalesi gibi kurgulamış birinden bahsediyoruz.
Onu diğerlerinden ayıran en büyük özellik, tür ne olursa olsun -ister bir dövüş sanatları destanı, ister Jane Austen uyarlaması olsun- her sahneye kendi o "hassas" dokunuşunu bırakmasıdır. Ang Lee sineması şunları vaat eder:
Eğer Ang Lee'nin neden "deha" olarak anıldığını anlamak istiyorsan, şu başlıklar senin için başucu rehberi niteliğinde:
Kısacası; Ang Lee izlemek, sadece "bir film izlemek" değil; bir ustanın ellerinde ruhsal bir yolculuğa çıkmaktır. Şimdi yukarıdaki önerilerle başla, sonra onun o çok katmanlı filmografisinde kendi favorini keşfetmeye devam et. İyi seyirler, sinemayla kal!