IMDb

Meksika sineması, öyle sadece "güzel" diyerek geçiştirilecek bir mesele değil; o daha ziyade, güneşin kavurduğu tozlu yollarda başlayan, inançla batılın iç içe geçtiği, masalsı ama bir o kadar da sert bir yumruk gibi suratınıza inen görsel bir halüsinasyondur. Burada kamera, sadece bir kayıt aracı değildir; o, bazen bir azizin gözü, bazen de vicdan azabı çeken bir hayaletin gölgesi gibi karakterlerin en mahrem, en karanlık dehlizlerinde dolaşır. Meksika sinemasını izlemek, kendi gerçekliğini kapıda bırakıp; yaşamın, ölümün ve o ikisinin arasında dans eden tutkunun sınırsız coğrafyasına adım atmaktır.
Eğer aradığınız şey klişe Hollywood formülleriyle cilalanmış pürüzsüz anlatılar ise, yanlış kapıdasınız. Meksika filmleri, tıpkı o toprağın mutfağı gibi; çok acı, bol baharatlı, derin ve mideye oturan cinsten bir tecrübe vaat eder. Bu sinema, sosyal adaletsizliğin yarattığı yaraları, aile bağlarının o boğucu ama vazgeçilmez şefkatini ve bireyin sistem karşısındaki çırpınışını, görsel bir şiir diliyle anlatmakta ustadır. Burada kamera açısı ne kadar estetikse, hikaye de o kadar dürüst ve bir o kadar da yaralayıcıdır.
Meksika'nın sinematik kimliğini oluşturan temel taş, kuşkusuz ölümle olan o tuhaf, neşeli ve derin ilişkisidir. Meksika sinema kültürü, izleyiciyi hep bir arafta bırakır. Bir yandan köklü geleneklerin ağırlığı, diğer yandan modern dünyanın getirdiği kaotik şehir hayatı. Bu iki uç arasında gidip gelen yönetmenler, kadrajlarına sadece oyuncuları değil, o coğrafyanın ruhunu da sığdırırlar. İşte bu sinemayı özel kılan birkaç karakteristik özellik:
Dünya festivallerini birbirine katan, ödülleri toplayıp dönen ve nihayetinde kendi ülkesinin sınırlarını aşarak evrensel bir dertleşmeye dönüşen en iyi Meksika yapımları, izleyicide "bu hikaye benim" hissini uyandıranlardır. Bu filmleri izlerken sadece bir hikayeye tanıklık etmezsiniz; Meksika’nın o çok katmanlı kimliğine, tutkuyla nefretin sınırında duran o insan profiline ve hayatın en çıplak halindeki o melankolik neşeye ortak olursunuz. Küratörünüz olarak size tavsiyem; popülist kaygıları bir kenara bırakın, kahvenizi veya mezcalinizi alın ve bu sinemanın sizi kendi gerçekliğinizin dışına çıkarmasına izin verin.
Burada, sinemanın sadece bir izleme eylemi değil, bir yaşam biçimi olduğuna inananlar için bir arşiv oluşturduk. Eğer siz de kadrajın ardındaki o gizli ritmi duymak, kameranın neden bu kadar "huzursuz" olduğunu anlamak istiyorsanız, doğru yerdesiniz. Gelin, bu coğrafyanın sinemasını, tek bir sahnesini bile kaçırmadan, en ince ayrıntısına kadar deşifre edelim!