Önemsiz Biri

Bazen hayat, sabah alarmı çalmadan beş dakika önce uyandığınız o lanet olası anlardan ibarettir. Rutinlerin kölesi, işe gidiş saatlerinin tutsağı, “sıradan biri” olmanın ağırlığını iliklerine kadar hisseden o görünmez adam… Peki ya bu görünmez adamın, aslında kimsenin pek de tanımak istemeyeceği, karanlık ve paslanmış bir “hobiye” sahip olduğunu öğrenirseniz? Önemsiz Biri (Nobody), tam olarak böyle bir kırılma noktasından beslenen, aksiyon türünü şaklabanlığa düşmeden ama ciddiyeti de elden bırakmadan büken bir yapım. Eğer 2021 yılı filmleri arasında kaybolduysanız veya akşam ne izlesem diye ekran başında saatlerinizi harcıyorsanız, bu film tam olarak sizin için biçilmiş bir kaftan.
John Wick’in Kuzeni mi, Yoksa Kendi Dünyasının Kralı mı?
Film, izleyiciyi “Hutch Mansell” karakteriyle tanıştırıyor. İlk bakışta, çöpünü çıkarmayı unutan, karısının gözünde bir nebze “sönükleşmiş” ve toplumsal kuralların içinde boğulmuş tipik bir baba figürü. Ama en iyi filmler listelerinde genellikle başrolün bir gizemi olur, değil mi? Hutch da öyle. Yönetmen koltuğunda Ilya Naishuller oturduğunda, beklentiniz ister istemez yükseliyor. Hardcore Henry ile bizi zaten kameranın içine sokan bu adam, burada çok daha rafine bir şiddet estetiğiyle karşımıza çıkıyor.
Pek çok kişi bu filmi izlerken “Yine mi bir emekli suikastçı hikayesi?” diye içinden geçirmiştir. Evet, janr tanıdık. Ancak Nobody, o tanıdık sularda yüzerken sizi boğmuyor, aksine, o suların dibindeki çamuru karıştırıp ortaya daha karanlık ve ironik bir tablo çıkarıyor. Filmin ana karakteri, yeteneklerini bir süreliğine rafa kaldırmış ve banliyö hayatının “güvenli” sıkıcılığına sığınmış bir adam. Ancak bir gece evinize giren hırsızlar, sadece televizyonunuzu çalmakla kalmayıp, sizin o bastırılmış “canavarınızı” da uyandırırsa ne olur? İşte bu film, o uyanışın epik, gürültülü ve bir o kadar da stilize bir dışavurumu.
Görsel ve İşitsel Şölen: Şiddet Bir Dansa Dönüşürse
Aksiyon filmlerinde koreografi, oyuncunun kaslarından ziyade yönetmenin vizyonuna bağlıdır. Naishuller, bu filmde şiddeti bir kaos ortamı olmaktan çıkarıp bir ritim meselesine dönüştürüyor. Müzik seçimleri ise tam bir delilik, eski plaklardan yükselen neşeli, nostaljik şarkılar, ekranın öbür tarafında kemiklerin kırıldığı o sert sahnelerle kontrast oluşturuyor. Bu tezatlık, film izleme deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Atmosfer öyle bir kurgulanmış ki, Hutch’ın içindeki o paslanmış çarkların dönmeye başladığını adeta kendi omurganızda hissediyorsunuz.
Neden İzlemelisiniz?
- Oyunculuk: Bob Odenkirk, bugüne kadar Saul Goodman karakteriyle tanıdığımız o kurnaz avukat kimliğinden sıyrılıp, fiziksel olarak bu role nasıl dönüştüğüne dair bir masterclass sunuyor. Adamın bakışlarındaki “Ben aslında çok sıkıldım, hadi bitirelim şu işi” ifadesi paha biçilemez.
- Süre/Tempo Dengesi: Film, gereksiz drama boğulmuyor. “Neden bu adam böyle?” sorusunu sormanıza fırsat bırakmadan aksiyonun içine çekiyor ve 90 dakikayı adeta su gibi akıtıyor.
- Müzik Kullanımı: Müziklerin şiddet sahneleriyle olan uyumu, sahneyi sadece görsel bir şölen olmaktan çıkarıp estetik bir deneyime dönüştürüyor.
Eksiler ve Zayıf Yönler
- Özgünlük Kaygısı: Eğer “türün dışına çıkan devrimsel bir film arıyorum” diyorsanız, bu film türün kurallarını yıkmıyor, sadece o kuralları çok eğlenceli bir şekilde uyguluyor.
- Tahmin Edilebilirlik: Hikaye akışı, türü sevenler için çokça kez gördüğümüz bir yoldan ilerliyor. Sürpriz sonlu, zeka oyunlu bir gerilim bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
Kimlere Hitap Ediyor? Bu Film İzlenmeli mi?
Bu film, ne izlemeli diye arayış içinde olanlar için harika bir seçenek. Eğer “John Wick” tarzı aksiyonları seviyor ama biraz daha mizah, biraz daha “normal insan” kırılganlığı ve bolca adrenalin arıyorsanız, bu yapım tam size göre. Distopik bilim kurgu ya da derin edebi dramalar arayanlar için değil belki ama haftanın yorgunluğunu, karakterin suçlulara hak ettiği dersi verdiği o sahnelerde atmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Özellikle aksiyon türü tutkunları ve “sıradan insanın içindeki öfke” temasına ilgi duyanlar için vazgeçilmez bir öneri olabilir.
Bilmeniz Gereken İki Küçük Detay
Film hakkında az bilinen iki ilginç detaya değinmek gerekirse: İlki, Bob Odenkirk’in bu rol için yaklaşık iki yıl boyunca yoğun bir dövüş sanatları eğitimi aldığı gerçeği. Dublör kullanmayı reddettiği sahnelerin neredeyse tamamında bizzat kendisi yer alıyor. İkincisi ise, filmdeki o ikonik otobüs kavgası sahnesinin, yönetmenin kendi “huzursuz” şehir hayatı gözlemlerinden ilham alarak yazılmış olması. Şehrin kaosunda bir otobüste yaşadığınız o anlık gerilimleri hatırlayın, işte film o duyguyu alıp onla çarpıyor!
Sonuç olarak Önemsiz Biri, size hayatın anlamını sunmuyor belki ama bir buçuk saatliğine tüm o sorumluluklarınızı unutup, “acaba ben de mi patlasam?” dedirtecek cinsten bir kaçış sunuyor. Peki, sizce Hutch Mansell mi daha sert, yoksa bizim sinema dünyamızdaki diğer aksiyon ikonları mı? Yorumlarda bu “sayko” adam hakkındaki düşüncelerinizi paylaşın da biraz üzerine konuşalım. Sizin için aksiyonun dozu nedir, kan mı, yoksa akıllıca kurgulanmış bir senaryo mu? Tartışmaya açığız, klavyelerinize kuvvet!
Önemsiz Biri Filmi İçin Tepki Ver!
Önemsiz Biri Filmi izlendi ve bitti; peki sende nasıl bir iz bıraktı? Tepkini hemen aşağıya bırak!
Önemsiz Biri Filmi Yorumları
Burada bir sessizlik hakim... "Önemsiz Biri" hakkında fikirlerini paylaşarak bu sessizliği bozabilirsin.

Önemsiz Biri Filmi İle Benzer İçerikler
Geri Bildirim







